sasirtici degil, bjknin demiroren donemine benziyor. beraber deplasman kovaladigimiz yakin arkadasimin dayisi demiroren yonetiminde yonetici diye bjk kongre uyesi yapilmisti dayisi tarafindan. fb tribun gediklisi adam her secim demirorene oy atiyordu gidip. alinin fbli olmayan binlerce kisiyi kongre uyesi yaptigina hic suphe yok
işin acı tarafı, kayyum bu adamin (!) yaninda florentino perez gibi kalir.
maçın şimdi özetini izledim. eyüp'ün buz gibi penaltısı verilmemiş maçta. şampiyonluk gittik, ancak eyyam ve şaibe bitmedi. her maç her maç bu adamlar bu şekilde ittirildi.
gelecek senenin şimdiden çanları çalmaya başladı.
dikkatimi en çok çeken ise skriniar'ın ilk golden sonra çılgınlar gibi bağırması ve sevinmesi oldu. ne sandıysa garip.
ben eskiden beri bu aileyi sevmem
yılalrdır türkide bana desenize tamamen yerli bir uretimi var
ben diyim size yok
neden peki yok
yine ben diyeyim size
başkaları yani türkiye düşmanları onları ayakta tutuyor.
daha başka şeylerde yazılırda
bu kadarıyla yazdıkalrımdan anlayan anlamıştır ne dediğimi
siktir git artık
yapay zeka ile istifa sesleri gitmeee! seklinde degisebilse ne guzel olur dimi ali?
ali 200 milyon harcayacak
ali 20 milyon harcamaz
harcamadı
harcamayacak
en kısa yoldan gitmesi en hayırlısı
öyle demeyin adam premiyer ligden geldi len
ali koç oyuncu satmasını iyi biliyor seneye 35 milyon yüroya napoli ya da bormauta satar lan
bu maç sarı lacivert formaya kırmızı kart çıkacak diye düşünüyordum ki kırmızılık net 3 pozisyon var. işte hakem art niyeti burada devreye giriyor. resmen koca sezonun özetini izledik 45 dakiakda. başakşehir penaltısına ambrabat'a nasıl kırmızı çıkmaz inanılır gibi değil, üstüne talisca tam 3 net sarı görmeliydi onu da atladı. bitti mi, bitmedi. diego carlos sarı kartı varken net kontrayı kesiyor. ikinci sarı ve kırmızı ile fener 8 kişi kalmalıydı ilk 45 dakikada. dzeko'nun düşürüldüğü pozisyona tiro sabah kadar penaltı desin. kendisini dışarıdan balık gibi içeri atıyor. hangi şartlarda penaltı olacak? duarte'nin ayak yere basmış, darbe yok, dzeko topu atıp kendini bacağa vuruyor. hadi diyelim faul, duarte'nin ayak çizgide dzeko dışarıda. kendini balık gibi atıyor. bana göre buz gibi devam pozisyon. elle oynama pozisyonunda neden var çağırdı? adamın eli sabit ve küçülüyor. nereye sokacak adam elini? var mou'nun hemşerisi değil miydi?
her tarafından iğrençlik akan bir yönetim.
2006 yılında oynanan denizlispor–fenerbahçe maçıyla başlayıp, özellikle futbolda ama zamanla erkek basketbol, kadın basketbol ve kadın voleybol gibi diğer branşlara da sıçrayan bir gerginlik dikkatimi çekti. her fenerbahçelinin hatırlamak istemediği ama hafızasının bir köşesinde yer eden o denizli maçında, appiah'ın direkten dönen şutu sonrası yere yığıldığını ve hakemin o pozisyonun ardından maçı bitirdiğini hepimiz hatırlıyoruz. yerdeki appiah’a bir güvenlik görevlisinin gelip “kalk appiah kalk, allah’ın dediği olur” demesi, bu yazının çıkış noktası oldu.
"2006 denizli",
"2010 bursa",
"2010 bergamo",
"3 temmuz süreci",
"2011 vakıfbank",
"2012 galatasaray",
"2013 benfica",
"2013 ekaterinburg",
"2014 galatasaray",
"2016 braga",
"2016 cska"
avrupalı bir sporseverin 100 yılda yaşayamayacağı dramatik anları biz 10 yılda yaşadık. liglerde ve avrupa’da, sayısız kupayı son maçlarda ya da son dakikalarda (braga, benfica gibi) ellerimizle verdik. kötü bir şeyler söylemek istemiyorum ama eğer 26 mayıs 2016’daki galatasaray–fenerbahçe türkiye kupası finalini de kaybedersek, bu listeye bir satır daha eklenecek. halimiz resmen sezercik filmini geçti; vurmayın, öldük zaten!
türkiye kupası finalinde galatasaray’a bir kez daha kaybettik. futbolda sezon bizim için kapandı. erkek basketbolda play-off yarı finalindeyiz. umarım en azından burada kaybetmeyiz.
2016–2017 sezonuna da, yine atılamayan bir gol yüzünden şampiyonlar ligi’ne katılamayarak başladık. fenerbahçe öldürmüyor ama süründürmeye devam ediyor. monaco da listeye eklendi.
geçen yıl krasnodar, bu yıl ise vardar maçıyla listeyi maalesef uzatmaya devam ediyoruz