94. dakikada eren elmalı rakip oyuncuyla dalaşsın da zaman yiyelim diye şeref mücadelesi verdiğimiz epik maç.
"altay" soğuk hava sisteminin kuzeyden ülkeye giriş yaptığı kış günü götümüzden ter aktı resmen şu maçı kazanalım diye.
emeği geçen herkesin gözlerinden öpüyorum...
mario lemina oyuna girince bizim takımın ne denli düşük seviyede oynadığının yüzümüze sert şekilde çarpıldığı maç. idmanlarda disiplin yok, sahada rahatlık var, tempo yok. lemina tek başına hepsini ifşa etti.
valla hala elim ayağım titriyor, 100 metre yürü deseler gidemem. of bu neydi yahu.
çok şükür kazandık. ama 1-1 olan bölümde hem maçtan hem şampiyonluktan ümidi kesmiştim. kalan sürede iyi toparladık.
bayağı şansa gelen bir galibiyet. bu takım ne futbolu oynuyor ben anlayamadım. ısrarla da yanlış 11le çıkıyor. dünyada mertensi her maç 11 oynatacak 1 tane hoca var o da bizim takımın başında.
ilk kez yan yana oynamaları nedeniyle sanırım lemina ve tor üst üste çok bindi.
bir de defans yapmayı ceza sahasına kümelenmek olarak yapma algımızı kırarsak iyi olacak. biraz daha orta sahayı kapatsak mı? çok rahat dolduruyor rakipler.
takım oyunda hakimiyeti almış. lemina etkisi bu. ama okan buruk gidip barış'ı çıkarıp kaan'ı aldı oyuna ve görür görmez eyvah yine çizgi halinde yaslanıyoruz dedim ve öyle oldu. az kalsın gol yiyorduk öyle neyse ki adam gönderemedi arkadaşına. bu değişiklikle resmen rakibe gel üstüme dedin. o andan itibaren yine ecel terleri döktük. barış'ı oyundan çıkarken görünce yusuf girecek galiba dedim top falan tutar ileride diye. ama o da ne, giren kaan. önde topu tutacak ve veya baskı yapacak oyuncu azalınca da rakibi üzerimize çektik gol atsın diye.
önemli bir deplasmandan 3 puanla dönüyoruz çok şükür. ama kaçıncı sıçrayışımız olacak bu bilemiyorum böyle.
bu arada abdülkerim'in bazen takımı sabote ettiğini de düşünmüyor değilim. yediğimiz golden önce bir kornerde top ayağına geldi. uzaklaştıracak bir sürü seçeneği vardı. dağlara taşlara vur gitsin. hatta kornere at daha iyi. o ne yaptı ceza alanı yayı önündeki rakibe verdi. yediğimiz gol öncesinde de dibindeki eren'e şut çeker gibi pas attı o top taça gitti ve devamında gol yedik. savunmamızın pozisyon alışı da evlere şenlikti tabi. öyle saçma bir taç atışı rakibe verince rakip hızlı kullandı ve biz yerleşene kadar iş işten geçti.
ıkinci yari biraz kipirdandik, takim görüntüsü verdik ancak dikkatlerden kacmamali, oynadigimizdan ziyade salaktan attigimiz 2 golle ve sansin yardimiyla 3 puanla dönüyoruz. bu mac 10 kere oynansa bu sonuc ortaya en fazla birkac kere cikardi, bugün denk geldi.
takim sos veriyor, son 2 yilin sampiyon apoletli takimi gibi oynamiyoruz, mevkisi disinda her pozisyonda oynatilmaya calisilan bir grup adama dayatilan garabet bir taktik anlayisiyla her mac ecel terleri döküyoruz. bu is böyle gitmez.
okan hocanın inadı nedeniyle 60 dakikasını çöpe attığımız, en son herkesin bir haftadır bas bas bağırdığı kadro ve taktiğe geçtikten sonra rahat ve düzgün bir galatasaray izlediğimiz maç. yani ne gerek var bu kadar inada anlamak mümkün değil.
bu takım 4'lü oynuyor. mertens sonradan girer. lemina tor sara 3'lüsünü beraber kullanmak lazım. cuesta ilk 11 olmaz. bunları yaptığımız sürece feneri de yeneriz, şampiyon da oluruz.
lemina bizim takımın hepsinden daha hazır aq. asıl oynadıkça geriye gidecek biliyoruz ne kadar erken oynatsak kar şu an.