çok şey söylemeyeceğim; umarım türkiye gürcistan maçı gibi olur. başarılar galatasaray
rakibi gözümüzde büyütmeyerek ama ciddiye alarak oynamalıyız. ciddiyet ve mantıklı oyun bu maçta çok önemli.
en önemli şeylerden biri de maçın akışına kendini kaptırmamak. bizim teknik kapasitemiz çok daha yüksek, oyunu bir o kaleye bir bu kaleye koştur çevirirsek bu onlara yarar. olabildiğince demlendirerek, tempoyu bizim standardımıza çekerek bodo'nun ritmini bozmak lazım.
herkesin dilinde 2013'te içerde oynadığımız kopenhag maçı var ancak insanlar bir noktayı kaçırıyor: biz o maçta çok akıllı oynadık. tam anlamıyla teknik kapasitemizle fark yarattık. öyle harala gürele, rakip kaleye akın üstüne akın ederek kazanmadık. açın maçın özetini, ilk yarıda 3 pozisyonumuz yok 3 gol atmışız. işte tam öyle bir şey lazım. öyle akın akın gidelim, 50-60 dakika boğalım dersek yaramaz. öne geçsek dahi son 30 dakikayı bitirmemiz çok zor. o yüzden oyunu demlendirerek, topu yere indirerek, maçı bir savaştan ziyade futbol maçına dönüştürerek kazanabiliriz.
(bkz: bugün günlerden galatasaray)
x
aslanların uefa şampiyonlar ligi 2025-2026 sezonu 3. hafta mücadelesi.
full konsantrasyon ile oynayıp tıpkı liverpool mücadelesi gibi güzide bir galibiyet almak dileğiyle.
inşallah erken bi kırmızı falan görmeyiz.
ilk yarım saatte bir gol bulup maçı orta saha mücadelesine çevirmek yapacağımız en mantıklı şey olur bence bizim için.
(bkz: sezonun en önemli maçı)
l'pool maçından daha zor ve karmaşık olacağını düşünüyorum.
pres gücü ile mi skoru almaya çalışacağız/çalışmalıyız yoksa sabırla oynayıp yakaladığımız mı skor yapmaya çalışacağız/çalışmalıyız bilemiyorum.
bildiğim tek bir şey var bu maçı kazanacak olmamız.
gerisi okan hocamın ve sahadaki 11+5 in işi.
bize bu mutlu geceyi armağan edin.
ucl'nin bu haftasından sonra gidişat şekillenmeye başlayacak gibi duruyor.
(bkz: allah yardımcınız olsun)
torreira-ilkay-osimhen üçlümüz ile maçı çözeceğimize inanıyorum. young boys, sparta prag, kopenhag maçlarının sonuçları okan hocanın da ekstra dikkat etmesine yol açmıştır. konsantre bir okan buruk, bütün avrupa'nın korkulu rüyasıdır. *
bodo takımı oturup üzerine saatlerce analiz yapılabilecek bir takım değil aslında. bunu olumsuz anlamda yazmıyorum; ne oynadıkları nasıl oynadıkları çok belli ve bariz bir takım. bütün bu bilinirliğe rağmen bodo'yu zorlu kılan mesele tempoları ve dinamizmleri. buna karşılık verildiği zaman bodo sıradanlaşabiliyor ki özellikle avrupa'da dış saha istatistikleri de bunu gösteriyor. oyunun merkezinde 4 isimleri var aslında. patrick berg, jens petter hauge, kasper hogh ve ulrick saltness. ulrick bu maçta sakatlığı sebebiyle oynamayacak. berg ortasahada tam bir maestro, hauge sol kanatları ve hogh de golcüleri. bu 3 oyuncunun merkez ortasahalarla bağlantısını kesebilirsek işi bitiririz. bodo merkez ortasahalarını etkili kullanan bir takım ama bütün olay kanatlarda başlıyor. hauge bir gakpo ya da salah değil. frimpong bile değil ama ikisinin toplamından daha fazla oyun görüşü ve zekası var.
öyle topu alıp 1e 1 oynayan kanatları yok. sadece bekleri oyalayıp, merkez ortasahaların bek ile stoper arasına sızmalarını paslarla cezalandıran ve buralardan pozisyon üreten bir takım. yani bu maçta beklerimizden ziyade ortasahalarımıza büyük iş düşecek. çok ama çok koşmaları gerekecek, rakibi takibi bıraktıkları her an pozisyon olarak döner kalemize.
aslında en başa dönelim; oturup uzun uzun analiz yapmaya gerek yok. bodo'nun panzehiri belli; yüksek kalitede pas yapmalı ve çok koşmalıyız. bodo asla bir kontra atak takımı değil, yani geride bekleyelim, hızlı ataklar arayalım demeyecekler. baskı yapacaklar, bazen 7-8 kişiyle baskı yapacaklar hem de. topa sahip olma istekleri de fazla zira oyun ezberleri de bu. ligleri de zaten bu şekilde oynamaya itiyor onları, bizim gibiler yani, senenin %90'ını kapanan savunmalara çözüm aramakla geçiyor.
sonuç olarak bence sabırlı oynarsak bodo hata yapmaya müsait bir takım. iyi ve hızlı pas, yüksek mücadele, savunmada yüksek konsantrasyon. dikkat ederseniz hep işin savunma tarafından konuşuyorum ama bodo'yu böyle yeneriz ancak; ilerde basalım yüksek tempolu oynayalım dersek hüsrana uğrarız çünkü adamların dinamizm ve temposuyla başedebilmemiz çok mümkün değil. sakin ve güçlü bir mücadele ile bodo'yu hataya zorlarsak hücumcularımız illa ki fırsatları yakalayacaktır. liverpool taktiğinin biraz modifiyeli hali lazım bize. aynı konsantrasyon ve savunma disiplini ama aynı zamanda topa daha fazla sahip olma düşüncesi. tam olarak ihtiyacımız olan şey bu.
galatasaray'ı biraz tanıyorsam keyiflerin gıcır olduğu, herkesin yükseldiği bir maçı kazanamaz ve 1 haftalık yeni bir kaos yaşatır.
ayrıca bodo ters takım, bu gibi ters takımlar sadece galatasaray'ın değil tüm türk kulüplerinin baş belası.
ancak hedef koyduğun, uğruna bu kadar para harcadığın yer için bodo'yu yenmen gerekiyorsa yeneceksin, lamı cimi yok.
avrupa'da başarı hedefinin gidişatını belirleyen maç olacaktır. allah yardımcımız olsun.
agresif tribün bu maçın en kilit noktası. gerisini allahın izniyle sahadakiler ve teknik ekip çözecektir.
(bkz: konsantrasyon)
kurada gerçekten en istemediğim rakip kendileriydi. 3 sene önce muhtemelen bahisle ilgilenenler harici çoğu kişinin adını bile bilmediği kulüp bugün gelene geçene kök söktürüyor 60m euro'ya yükselen değeriyle.
norveç deplasmanı olsaydı net bir şekilde 0 puan yazacağım maç bu olurdu. fakat istanbulda sağlam bir tribün karşısında hafif şok geçirirlerken 2 tane zımbalamak gerekiyor maçın başlarında.
hadi bakalım vurduğumuz gol olsun.