bu maç için uzun uzun teknik-taktik yazılar yazılıyor ancak bir noktanın kesinlikle atlanmaması gerekiyor: karşı takım buraya çeşitli manipülasyon taktikleri ile gelecek. 17 şubat 2025 çaykur rizespor galatasaray maçıve genel olarak bizim oyuncuların mental çekingenliğini, kırılganlığı düşününce maçın kaderini bu faktör belirleyebilir. teknik-taktik kadar bunların sahada yapabileceği türlü çeşit ali cengiz oyunu için de oyuncuları hazırlamak gerekiyor. umarım bu detayı atlamayız. içerideki son derbi sonunda mert hakan'ın "tek başına oynadım onlarla" sözleri bu açıdan çok şey anlatıyor.
(bkz: 19 mayıs 2024 galatasaray fenerbahçe maçı)
gs'nin bir halt oynamadan avrupa'da maç kazanamadan türkiye ligi'nde iki senedir 100 puan bandında performans göstermesi çok sinir bozucu evet, o yüzden kazansak bile kalan maçlar nolur vs diye pesimist bir noktadan bakan arkadaşları anlıyorum. ancak adamları 3 sezondur kadıköy'de yenemiyoruz. geçen sene kadıköy'de yensek şampiyonduk, bu sezon kadıköy'de yenmiş olsak yine şu an lider gidiyorduk. bunu da gözden kaçırmayın yani. içeride artık bu takıma karşı yine seri yapmamız lazım.
öte yandan, geçen sene yendiğimizde sadece 1 maç kalmıştı ki orada bile acaba mı oldu. gs dün puan kaybedebilirdi, hatay'a puan kaybetti birkaç hafta önce. geçen seneki güçlerinde değiller bu maçtan sonra daha 12 maç var ciddi deplasmanlar dahil. o yüzden ne uçup kaçmak lazım şampiyonuz diye, ne umutsuz olmak lazım.
bir maç rakip yatar, bir maç hakem yardım eder, bir maç çok iyi oynar kazanırlar ama 4.sünde ayakları taşa takılabilir. futbol bu.
himmetçiler 1 puana asla hayır demeyecektir. ancak maçın haramspark'ta olması ve seyircilerinin galibiyet beklentisinden dolayı onları psikolojik olarak kazanmak için oynamaya itecek. bu da bizim işimize gelir ve kapalı oynuyourmuş gibi gözüküp, beklemedikleri anda saplarız. sonra da hızlı adamları (maxi var sadece) oyuna sürüp açık alanlardan yararlanıp ikili averaj için farkı artırabiliriz.
maç öncesi ortamı germeye çalışacaklar. mhy denen mahlukat ve crying one maç öncesinde ve maç sırasında konsantrasyonu bozmak için elinden geleni yapacak. stada giden taraftarlarımızın tek yapması gereken şey maç öncesinde ve maç içerisinde sakin kalması anlamsız yere gaza gelmemesi çünkü bunu isteyecekler. unutulmasınki kaybedecek şeyi olan onlar biz değiliz.
tahriklere kapılmadan, avantajın bizde olduğunu bilerek, sakince, mertensin kaanın carlosun ilk 11de olmadığı, her oyuncunun en az fenerliler kadar koşup mücadele ettiği bir maç olursa kaybetme ihtimalimiz yok.
ama hoca yine üçlü savunma, arkada carlos önde mertens falan derse 2 aydır sıçrayan çekirge bu defa sıçramaz.
ayrıca rakip formda falan değil!!!
tekrar altını çiziyorum rakip formda falan değil!!!!
bu tamamen medyanın manipülasyonu. buna sakın kanmayın. her maçı hakemle kazanan bir rakip var karşımızda. koşuyorlar, takım olarak oynuyorlar o kadar. ne kaliteleri ne de oyun gücü bizim seviyenin yanında bile değil. hakemle kazanıp zaten iyiydiler dedirtmek için hazırlık yapıyorlar sakın inanmayın...
vurduğumuz gol verdiğimiz asist olsun. sonu 5. yıldız ve ali koçun ağlamaları olsun...
pazartesi oynanacak olması sebebiyle tribünlerin geçtiğimiz senelerdeki derbilerden daha iyi olacağını düşünüyorum. tabii tamamen kişisel bir görüş bu. çok farklı stadyumlarda, çok farklı takımların taraftarları içinde maç izledim. gözlemim şu ki rahatlık, gevşeklik, rehavet tribüne hiçbir zaman yaramıyor. insanların biraz gergin, dolu hatta yorgun gelmesi çoğunlukla tribünde daha iyi sonuç veriyor.
öbür türlü insanlar etkinliğe gelir gibi, panayıra gelir gibi geliyor. bütün gün alkol aldıktan sonra gevşeyip, yorulup öyle geliyor. ''3 atarız, 5 atarız'' kafasıyla geliyor. umduğunu bulamayınca da düşüyor.
hatta şunu da ekleyeyim: havanın muhtemelen iyi olmayacak olması da tribüne yarar. vloggerı, instagram fenomeni, canlı yayın yapmaya geleni, gurbetçisi, ıvırı zıvırı ne kadar silkeleyebilirsek o kadar iyi. tabii bahsettiğim lapa lapa yağan bir kar, saçma sapan bir maç değil. şöyle hafif yağmurlu, soğuk, kasvetli bir istanbul akşamında mis gibi maç olur, mis gibi de tribün olur. o gün oraya ne kadar çile çekerek gidersek ve ne kadar çile çekmeyi göze alabilecek insan gelirse o kadar iyi. barut gibi oluruz.*
sahi... sami yen en son ne zaman bir kış havasında fenerbahçe maçı gördü? hatırladığım en yakını 2011 ve 2012'de arka arkaya aralık ayında oynadığımız maçlar.
hafta içi ve yağmurlu hava... siz anladınız.
eurosport /origin-imgresizer.eurosport.com/2014/10/30/1342234-28838513-2560-1440.jpg)
bu maçın ilk 11'i artık o kadar net ki, sahaya şu dizilişle çıkacağımızı düşünüyorum.
muslera
franky - davinson - abdulkerim - eren
lemina - torreira
sallai - sara - baris (yunus)
osimhen
hakem devreye girecek ama , bunu hepimiz biliyoruz. ya eksik bırakılacağız yada ofsayttan gol yiyeceğiz yada faul den yiyeceğiz. normal şartlarda 4-5 atmamız lazım bunlara.
yenersek , moral çöküsüyle patır patır zorlu deplasmanlarda puan kayıpları yasayacaklarını düşünüyorum beklenen aksine .tabi yenersek... alkmarda bence en az 1 tane perşembe kesin sallar