şu dizilişi, baskıyı ve tempoyu ismail jakobs çıktığında görseydik bambaşka bir şey konuşuyor olabilirdik. kontradan falan dönüşte gol yiyebiliriz, böyle baskılı ve coşkulu oynadıktan sonra önemli değil. sorun mıy mıy futbol ve gol yemek.
hasbelkader top önümüzde kalıyor ama barış alper yılmaz defans oyuncusu gibi gidip dripling yapan leroy sane'nin açısını kapatıyor.
sahadaki kadromuzdan birkaç oyuncuyu rastgele bir takıma versek, o takım gider etrafına birkaç oyuncu alarak fıstık gibi takım olur.
biz ise yenmek için osimhen'e ihtiyaç duymaya devam ediyoruz. yedeğine de 80 verelim, hatta orta sahaya da 80 sıkmaya devam edelim. büyük paralar harcayınca takım olunuyormuş ya...
yahu fenerbahçe bile ceza sahası kenarlarından içeri orta atıp sekenleri toplayarak baskı kurabiliyor. zaman darken neden hala paslasiyoruz anlayamıyorum.
rakip kendi kalesine 20 metre yakında oynuyor, biz hâlâ orta açmak yerine kenar pas yapıp çizgiye inmeye çalışıyoruz.