sürekli uzun top deniyoruz ve bu sayede üstünlüğü ele alamıyoruz.
attığımız her uzun top bize atak olarak geri dönüyor.
en büyük sıkıntımız beklerden ziyade ortasahadaki rakibin +1 üstün oynaması. forvetlerimizden yeteri kadar ön liberolarına baskı gelmiyor. ikisinden birinin cıkıp mertensin girmesi ile ortasahayı sayısal olarak dengelediğimizde diğer aksayan yanlarımıza da merhem olacak.
bu hakem diye sahaya attıkları elemanın barış alperle şahsi bir husumeti var belli ki. barışa yapılan her şeye özellikle kör ve barışın yaptığı her şeye aşırı tepkili.
zerre korkmam göztepeden 6 puan garanti bizim baş belamız antep her sene takılıyoruz bu sene tertemiz yenecektik hoca sağolsun izin vermedi kasımpaşa antep ve başakşehir 3 lüsünden başka bize zorluk çıkaracak daha doğrusu ters gelen anadolu klübü yok
olsada zaten rafa ciro çözer sana
1-0 devam eden maç.
bakıyorum sözlükte aç kurt gibi bekleyenler var.
hayırdır beyler hangi taraftansınız?
ileri hattımızdaki hiçbir oyuncu iyi değil.
çok fazla uzun top deniyoruz ve bu sayede de üstünlüğü ele alamıyoruz. kanatları da maalesef efektif kullanamıyoruz.
maçı kazanmak güzel oldu, zaten istediğim buydu. 2-1 ile 21-0 arasında bir fark yok puan olarak sonuçta. tebrikler aslanlarımıza.
maçı kazanırken kötülükleri konuşalım ki sorunları çözebilelim.
öncelikle 4-4-2, bu oyuncu yapısıyla zor. orta alan ile forvet bağlantısız kalıyor ve doğru düzgün organize atağımız yok. iki forvet de sahada olacaksa bunun çözümü 4-4-2 değil. daha önce de dile getirdik, daha önce de denedik; olmadı. ee, gene olmadı. olmayacak da, mesele oyuncu karakterleri; dizilişe alışamama değil, yani zamanla çözülecek bir şey değil.
forvetlere top getiremediğimizden diziliş kaynaklı olarak, vasat oynamaları çok da umrumda değil. victor osimhen'in de mauro icardi'nin de oyuna katkısı sınırlıydı; çünkü adamlara top getiremedik.
asıl sıkıntımız buydu bana göre ve bu dizilişte neredeyse 90 dakika ısrar ettik. haliyle içimize sinen bir oyun olmadı ama buna rağmen rakipten iyiydik. kalemizde ciddi pres yemedik, bir şekilde defanstan topla çıktık. presimiz o kadar kaliteli miydi tartışılır ama en azından fiziksel olarak hep hareketli ve ısıran bir yapımız vardı; hafta içi de maç oynamışken bu da önemliydi bu arada. ama işte ama... organize bir atakla pozisyon üretemedik koca 90 dakika, ya da çok sınırlı sayıda ki aklımda kalmamış.
davinson sanchez ve gabriel sara gene iyiydi. lucas torreira, roland sallai, yunus akgün, abdülkerim bardakçı (şov yapmayıp defansı önceliklendirince iyi oynuyormuş) ve sonradan oyuna giren elias jelert de ortalama üstü oynadılar. diğer oyuncular ya vasattı ya da vasat altı, dediğim gibi forvetleri eleştiremem çünkü top götüremedik üçüncü bölgeye ama bazı oyuncuların kafası maçta değil gibiydi *
sonuç:
ilk olarak şu 4-4-2 sevdasından vazgeçip çift forvetli başka sisteme geçmemiz lazım. 4-4-2 oynayabilecek bir oyuncu grubumuz yok.
ikincisi bek gibi bek almamız lazım. kaan ayhan ile olmayacağı kaç yıldır açık, biz hala aynı durumdayız.
şimdilik elzem görünenler bunlar, bunlar çözülsün de gerisine bakarız.
bu arada tipik bir galatasaray golü yedik. ernest muci o topa 10 defa vursa belki biri gol olurdu, oldu. boşuna suçlu aramaya da gerek yok diye düşünmekteyim.
hakem de biraz garipti, iki taraf da memnun olmayacaktır. bizim takıma kırmızı belki kırmızılar verebilirdi ikinci sarılardan. aynı zamanda iki tane penaltı da verebilirdi. en azından tutarlı davranıp oyunu oynatmayı tercih etti iki olayda da ve ben bu huyunu sevdim açıkçası. sürekli duran, faul / kart / penaltı bekleyen takımlardan / oyunculardan bıktım. ne güzel tempolu bir oyun seyrettik işte. ama çok garip fauller de verdi, dediğim gibi garipti.