yusuf demir ve jelert'in oyuna girmesiyle oyunumuzun 'en azından' bariz şekilde hızlandığını tek fark eden ben olamam. kaan ayhan son derece profesyonel, berkan kutlu da kapasitesi oranında iyi niyetli; ancak avrupa maçlarında gereken en önemli unsur hız/çabukluk.
teknik heyetin avrupa maçlarındaki akıl tutulmalarını artık kanıksadık. ümidim yok ama inşallah dün bazı şeylerin farkına varmıştır okan buruk.
bu maça kuralar çekildiği andan itibaren bir çoğumuz 0 puan yazmıştır. zaten ilk 8 fırsatının bu maça kalmasıyla ilk 8'de olamayacağımızı anladım. çünkü ocak şubat aylarında takım sanırım antrenman programlarından olsa gerek bocalıyor. kısıtlı ve dar kadronun dinlenmeden sürekli oynaması ile de son 4-5 haftada yorgunluklar gözle görülür şekilde belliydi. ilk 8'i bu maçta kaybetmedik, grup aşamasında rcs, malmö ve en acıklısı olan kiev maçında kaybettik.
skoru koruyamadığımız, bulduğumuzu atamadığımız ve kolay fırsatları değerlendiremediğimiz için bugün bu haldeyiz.
okan hoca maç önü berkan'ın ayağını kullanacağımızı söyledi oyun kurulumunda. ben hönk diye ekran başında kaldım. bu maça çıkan 11 içinde en kötü ikinci ayak berkan. nasıl kurulumda kullanacağız diye düşündüm ki zaten kullanamadık.
daha maça çıkarken beksiz çıkma hatası yaparak maçı riske ettik. oynarken de gördük ki kaan orta saha çizgisini geçince panikliyor. rakip koşularına karşılık veremeyeceğini bildiği için geri geri kaçıyor. tandemi üçlüyor mu diye düşündüm ve sadece bir kere o şekilde dizildi takım. alakasız bir korkaklık. ajax ise gördüğüm kadarıyla defansı berbat, kademe hataları yapan, hamlelerde geç kalan bir takım. biz de bir o kadar ağır oynadık ve oyunu terse yönlendiremedik. değişiklikler geç oldu, sistem geç değişti. golü de çok geç bulduk. elimize fırsatlar da geçti aslında. ancak bu maç böyle mağlubiyet ne hocaya ne takıma yakışmadı. maçı izlerken sürekli ajax'ın ne kadar eski formundan uzak olduğunu düşündüm. fakat bir plan dahilinde oynayan onlardı ve biz bu planı ne bozabildik ne de kendi planımızı sahaya koyabildik.
çok can sıkıcı bir mağlubiyet.
ruhsuz oyunumuz, bile bile lades formasyonumuz, plansız programsız hareketlerimiz, saçma transfer politikamız, hocamızın inadı falan hepsi konuşulacak, konuşulan konular.
ne olursa olsun play-off'ta bu takım. gereken eklemeler yapılacak, yapılmak zorunda. toparlanacaklar, kaldıkları yerden devam edecekler. takımımızın üzerine düşen bu. hocamız da kafasındaki dağınıklığı aşacak, inadından vazgeçmek konusunda bir adım atacak. eldeki rotasyonu genişletecek, genişletmek zorunda. jelert de, nelsson da, yusuf demir de bu rotasyona girmek zorunda. eyüp aydın da. üç kulvarda mücadele eden bir takım bu kadar dar ekiple oynayamaz. formsuz oyuncular inatla forma bulamaz bu takımda. hele ki yunus'un penaltıyı yediği o pozisyonu sineye çekemiyorum. bu resmen mental çöküştür. sen profesyonel bir futbolcu olarak ne yapıyorsun arkadaşım? derdin ne? şimdi söyle o menajerine bulsun sana yağlı kontratını.
amaaa bir konu var ki anlam veremiyorum. bu uefa'nın maçlarımıza atadığı hakemlerin dangalaklık seviyesi ne olacak böyle ya? osimhen ve sanchez'in kartlarına itirazım yok ama torreira neden sarı kart gördü? o pozisyon net fauldü zaten adam zahmet edip var'a bile gitmedi, çağırmadılar da. ama cart diye yapıştırdı torreira'ya sarıyı. şiddetli itiraza kart göstermeden önce bi pozisyonu sorsaydın bari be adam. ajax futbolcuları ise hiçbir müdahalesinde kart görmedi, kartı geçtim uyarı bile almadı.
abdulkerim ile olmaz diyoruz, yetmiyor berkan ve kaan ekleniyor savunma kurgusuna. adamlar önlibero biz kanatta oynatıyoruz! davinson formsuz, muslera ekstra bir kurtarış yapamıyor artık. haliyle kalemize gelen her top gol oluyor.
yunus isteksiz pek koşmuyor, mertens hiç koşamadığı için osimhen yalnız kalıyor. rakip savunmayla boğuşmaktan gücü tükeniyor ve bitiriciliği de etkileniyor.
şu senaryoda galibiyet alma şansımız zaten yoktu.
gereken dersleri alırsak çok kötü bir senaryo yok önümüzde. gerekli takviyeleri acilen yapmamız gerekiyor. kim gelirse gelsin mertens artık 11 oynamamalı. allah askına sağ bek alınsın, günay’a şans verilsin. lemina tarzı bir adam bile olsaydı galatasaray’ın oyunu çok değişirdi
bu maç bir kez daha gösterdi ki galatasaray'ın temel 3 planı var;
1- ön alanda baskı yapayım rakip topu kaptırırsa pozisyona girerim
2- barış alper'e uzun atalım koşup rakiple boğuşsun pozisyona girelim
3- osimhen'e uzun atalım depar atıp rakibi geçsin.
şu plan için boşu boşuna antrenör ekibi kurmaya gerek yok, bir kondisyoner yeter. oyuncuları serbest bıraksan onlarda üç aşağı beş yukarı bu kadar oynar.
40 yaşındayım. benim izlediğim en kötü ajax'tı belki de ama birçok önemli maçta olduğu gibi kazanamadığımız maç. daha doğrusu okan buruk'un kazanamadığı maç demek lazım.
meraklısına dahasını anlattım. aboneliklerinize talibiz.
youtu
hiç öyle şöyle pozisyona girdik böyle pozisyona girdik ajax’ı ezdik bitirdik kafasına girmeyelim. cidden biz organize hangi atakla pozisyona girdik ? osimhen kendi ekmeğini taştan çıkardı ama bitiremedi. barış sola geçince oyun at barış’a yardırsın olarak oynandı ama onun da tekniği oyun zekası müthiş fiziğine nazaran çok ama çok düşük. hızı fiziği kuvveti mükemmel ama bitiremeyince bir anlamı kalmıyor. yani biz oyun olarak organize bir atak yapıp da pozisyona girmedik. çok kötü bir maçtı.
osimhen'e ve barış alper'e uzun oynamak, yunus'un giderek formu düşen dikine oyunu (ama kaptırırsa terse pozisyon olan) ve ön alanda tek hamleli pres. bu presin arkasında bütün maç takımda koşan iki kişi olan tor ve sara. bütün bu oyun planını geçen rakipler, uhud savaşındaki halid bin velid gibi oluyor her atakta. tam kazanır gibi olurken ve oyuna belli oranda hükmederken ani bir s.çış öyküsü.
ah ulan totthenam nerden çıktın karşımıza. çıkmaz olaydın da kazanmaz olaydık aaah aah! icardi'li çift forvet oyunumuz oturmuşken olacak iş değildi, zira ezberimizi kolay terk edemiyoruz.