ilk 3 yıl:
bütün menejerlere kulübü kazıklamaya çalışan adamlar gözü ile baktık. ama bu herifleri emlak sektöründeki simsarlar gibi görmek lazımmış. bunların iyi kazanmasını sağlarsan sana iyi malzeme buluyorlar. sonunda da rogon'a kaldık.
düzenli oynayan ve ihtiyacımız olan adamlar yerine, bir zamanlar çıkış yapmış, ama son yıllarda sönmüş adamlar peşinde koştuk. bir nevi kumar. rogon da bize bunları getirdi. ve hepsi de elimizde patladı. bu yanlıştan dönmemiz başkanlığının 6. yılını (ismail kartal 3. dönemi) buldu. hala da tam olarak düzeltmiş değiliz. devre arasında göreceğiz.
ali koç kafasında bir adam bizim işyerinde satın almada var. kaliteli malzeme yerine ne kadar saçma sapan firma var, onun malzemelerini alıyor. sonunda hepsi kırılıyor. totalde harcadığı para daha fazla. zamanında bir kez kaliteli malzeme alsa herkes rahat edecek.
hep söylüyorum, sow'u aldığında 3 yıl forvet aramadın. ama slimani'ler frey'ler varken 3 yıl süre ile hem daha fazla para harcadın, hem de forvet ihtiyacın bitmedi.
devre arasında da öyle onun bunun yedeğini değil, doğru dürüst bir ilk 11 oyuncusu alacaksın, kafan rahat edecek. menejer dediğin adam, kimden iyi kazanacağını anlarsa ona götürür oyuncuyu. bizimle iş yapanın iyi kazanacağını hissettitirsen, iyi oyuncu gelir.
bizim başgan alışmış bebekliğinden beri etrafındaki herkesin evet efendim sepet efendim çekmesine. bu yaşına kadar böyle gelmiş. futbol camiası da öyle yapacak zannetti ama fenerbahçe taraftarı ve kongresi dışında hiç kimse boyun eğmedi kendisine. bizden başka türkiye'deki hiçbir kurum da böyle teslim olmazdı bu adama. o yüzden başkanlığı hiç bırakmayacak çünkü davasa bir ego pompalıyor adama camia.
daha baskan oldugu ilk zamanlarda aykut kocaman konusunu 2 ay surumcemede birakip, muthis ve hizli karar/aksiyon alma mekanizmasini gosterdiginde, dagin fare dogurdugu asikar olmustu bile.
soyadı ortada, türkiye'nin en köklü ve büyük holdingin varislerinden, yönetim kurulu üyesi.
ve kalktı rogon gibi sahtekarlık üzerine kurulu bir şirketle iş birliği yaptı. rogon'un kurucusu ve sahibi roger wittman'ın kim olduğu ortada.hiç mi araştırmadı?
başkası yapsa, "daha iyisini bilmiyordu" dersin, ancak ali koç'un böyle bir tuzağa düşmesi affedilemez.
böyle veya benzer bir şirketi holdinge getirse, rahmi bey holdingin yönetim kurulundan atmakla kalmaz, evlatlıktan men eder.
ancak fenerbahçe konu olunca, hesap soran yok.
+ niyetlendiği hiçbir işten sonuç alamama gibi bir alışkanlığı vareski şampiyonluklarımızın tescili işi sonuçlanmadıgeçen sene trabzan deplasmanı sonrası atar gider yaptı hiçbir netice alınamadığı gibi ellerimizle fetöcülere kupa hediye edip alay konusu olduk ve o noktadan itibaren takımın konsantrasyonu da bozuldu
7 yılın sonunda kulübün maddi düzeni sağlandı filan sananlar da var
kulübün borçları ve mali yapısı 7 yıldır öncekinden bile berbat
borç azalmadı tam tersine attı
başkanın borç vermediğini iddia ettiği paranın da 7-8 katı hatalı transferlere ve tazminatlara harcandı
şu an hiç şampiyonluğumuz olmadığı halde cincondan daha batığız
tugay kerimoğlu: 'bildiğim bisey var çok soylemek istemiyorum benim işim değil ama mourinho gibi bir isim getiriyorsaniz o departmani tamamen ona bırakmalısınız, işine karışmamalisiniz. geldiği zaman ki vücut dili ile şimdiki vücut dilini karşılaştırın. yarın bir gün ayrıldığında yabancı basına burada yaşadıklarını anlatsa ne yapacaksınız'
aziz yıldırım'ın en önemli adımlarından biri zamanında juan figger ile iş birliği yapmış olmasıdır. üstelik ortağı pelé idi, güney amerika pazarına hakimdi.
bu iş birliği sayesinde kaç güney amerikalı futbolcu fenerbahçe'nin yolunu tutmuştu.
nobre, alex, luciano, aurelio, lugano, edu, deivid, roberto carlos, baroni vd.
bir ara hatta daniel godin bile neredeyse gelecekti, 2010 yılında yarı final oynayan uruguay ulusal takımının lugano - godin stoper tandemine sahip olacaktık.godin birden villareal'de fazla parlayınca, diego simeone atletico madrid alıp elimizden kaçmıştı.
az beslemedik figger ile pelé ikilisini zamanında, ancak değdi, karşılığını aldık.
ali koç ise rogon'a teslim oldu, rogon da elinde ne kadar artık varsa bize yutturdu.
mourinho'nun imza toreni ve sonrasindaki tercuman ali koc'un moderatorlugundeki basin toplantisindaki vucut dili arasinda siyah ile beyaz kadar fark vardi.