devamli yorumculuk yapacaksa bir bok olmaz ondan...
cikip konusmasi kolay, sergen gibi atip duruyor..
kendilerin birsey becerdigi yok.
ne kadar kazaniyorlarda zirt pirt yorumculuga soyunuyorlar..
ne oldu bodruma sen gittikten sonra ?
büyük başkan'ımın vizyonunu anlamamışsın bence hala (!)
samanyolu galaksisi de neymiş... andromeda'dan getirir.......
ali koç başkanlığında ligi en iyi olasılıkla ikinci bitirecek td'dir...
bence;
yerli olmasın...
yabancı da olmasın...
uzaylı olsun... 🙂
alpha centauri dolaylarında üst üste 5 kez şampiyon olup, centaurus şl'de 3 defa şampiyon olan canavar gibi bir td varmış... 😉
bence hem yerli hem yabanci olsun
postecoglu
kendisinin kokenleri manisa'ya dayanmaktadir ve yunandir.
tam aradigimiz kan.
benim şöyle bir düşüncem var;
önemli olan kadrodur, td çok da önemli değildir. iki yerde belki önemlidir; 1. kadro mühendisliği 2. futbolcu gelişimi......
en üst düzey kadroyu kur, -td denilen adam manyak değilse ve oyuncuları hayattan bezdirmiyorsa- o takım hedefine ulaşır....
buna, başkan denilen şahıs da eklendi şimdi... onun da abuk sabuk işlere girmemesi gerekiyor....
aklı başında bir td ve başkan ile sahada en iyi kadro varsa, arkana yaslanabilirsin yani....
.........
aziz nesin'in gol kralı, sait hopsait romanı var..... gol kralı diye filimi de var malum....
orada td yazmıyor hiçbir yerde filmde de geçmiyor büyük ihtimalle bu tanımlama.....
antrenör diye geçiyor hep....
çok da ehemmiyeti yok..... eserde.... o dönemde futbolcu önemliydi, kadro önemliydi belli ki.... antrene eden takımı sahaya süren birine ihtiyaç vardı....
sonra ne hikmetse bu td'ler ortaya çıktı.... futbolun oyun olmaktan çıktığı, ürün olmaya başladığı dönemle aynıdır sanırım. teknotrat kafalara (td) ihtiyaç duyulduğuna göre....
td'lerin görevi doğaçlamayı ortadan kaldırıp, özgürlükleri sınırlamak oldu.... futbolcular kreatif yıldızlardan disiplinli atletlere dönüştü....
antrenör "hadi oynayın" derdi; td, öyle oynama böyle oyna dedi....
bin tane istatistik..... futbol bilimiymiş 🤣 hadi oradan! safsata.... bilim, bu kadar ayağa ne zaman düşmüş!
bakın biz ne zaman futbolcuya özgürlük veren bir td (aslında antrenör) ile oynadıysak o zaman sahadaki işten seyirci olarak zevk aldık... örnek veselinoviç, zico..... ben daum'u da bu kategoriye koyuyorum, çünkü onun önceliği iyi bir kadro mühendisliğiydi....
ne zaman teknotrat kafalı bir td! bulduysak şampiyon olsak da olamasak da sahadaki iş bizi memnun etmedi örnek aykut, jm, hatta carlos alberto pareira....
3-5-2'ymiş, bilmem neymiş...... karın ağrısı şeyler bunlar..... hegel, zamanında bilim çok ön plana çıkınca, sanayi devrimi yaklaşınca "dünyanın büyüsü bozuldu" demiş.....
bu bahsettiğim kategorideki td'ler de futbolun büyüsünü bozdu, karın ağrısı bir hale soktu.....
benim favori teknik direktörüm (!) gol kralı filmindeki antrenör tomson 🙂 çık oyna diyor........
kesinlikle korkak olmamali
avrupa hedefi olan bir td olmali
ligde kendi sahasinda cift forvet arti kanatlarla cikacak bir hoca olmali
pisirik, korkak, oyuncularla sorun yasayacak hoca olmamali
en onemlisi avrupa
su harcanan paralarin karsiligini avrupa`da basari ile prestije donusturecek biri getirilmeli
edirne disina sadece fb sayesinde ucan hoca getirilmemeli artik