bilmem ne basınını geçtim kendine galatasaraylıyım diyen bile boca juniors’a gitmek için can atıyor, sezon sonu kesin ayrılacak diye atıp tutarken evinde kalan aslan parçası.
parlamaz ama parlar gibi oynar. skora bakmaz, rakibe bakar. topu kimin kaptığı değil, neden kaptırıldığı ilgilendirir onu.
her pozisyonun bir anlamı varsa, onunki hep “denge”dir.
maçı izlerken fark etmezsin ama analizde her karede çıkar karşına.
çok gol atmaz, çok asist yapmaz, ama onun olduğu her 90 dakika, takım bir adım daha güvende hisseder.
çünkü torreira sahadaysa, orta saha başıboş değildir.
ve sen onu konuşmazsın, çünkü “sadece futbol izleyen” biriysen farkına bile varmazsın.
ama oyunu hisseden biriysen, onun yüzünden gülümseyerek kapatırsın televizyonu. stattan mutlu ayrılırsın.
işte o yüzden, torreira varken skor tabelasına değil, ısı haritasına bakılır.
çünkü bazen galibiyet, sadece istatistik değil, huzurdur. sahadaki sendir.
son dönemdeki performans artışı tesadüf olmayan oyuncu. lemina ve eren'in denkleme girişiyle artık daha az geri koşan, daha atlet, rakip sahada daha fazla kalan, mesafeyi kısaltan takımda torreira çabukluğu her zaman fark yaratır. ilerde rahat top kazanıp geri koşma derdi olmadığı için rakip ceza sahasına daha fazla koşu da atabiliyor.
eh bundan iyisi, şam'da kayısı.
başarabilir de 3 sene üst üste şampiyon olabilirsek bu 3 yılda toplamda bu şampiyonlukların üçünde de en büyük katkıyı veren isim kendisi olacaktır.
22-23'te icardi, torreira, kerem, apo, sacha
23-24'te icardi, torreira, barış, mertens
24-25'te osimhen, davinson, torreira, yunus, barış
bal porsuğumuz yine attı golünü.
lemina geldikten sonra herif ekstra müthiş oynamaya başladı.
(bkz: 22 nisan 2025 konyaspor galatasaray maçı)
arkasını toplayacak oyuncu alıp torreira’yı çapa olarak kullanmaktan vazgeçince ofansif katkıyı da tavana çeken iki yönlü atom karınca.
(bkz: 22 nisan 2025 konyaspor galatasaray maçı)