biz bundan önce joey veerman ile temaz icin deydik, o yüzden sportif acidan onunla ilgilenmek istiyorum.
joey veerman ile matteo guendouzi oyuncu özellikleri ve tedesco'nun sistemi üzerinden yapmak istiyorum.
veerman oyun kurucu profiline daha yakındır. topla sakin, pas kalitesi yüksek, oyunu geriden yönlendirmeyi sever. boş alan bulduğunda uzun paslarla ritmi belirler. ancak pres gücü sınırlıdır, ikili mücadelede agresif değildir ve oyunun temposunu fiziksel olarak yükseltmez. daha çok set oyunu oynayan, baskı seviyesi düşük yapılarda etkili olur.
guendouzi ise oyunun iki yönünü de oynar. pres yapar, alan kapatır, ikili mücadeleye girer ve topu kazandıktan sonra oyunu hızlandırır. pası veerman kadar estetik olmayabilir ama tempo kaybettirmez. sürekli hareket halinde olduğu için orta sahada dinamizm sağlar ve takımın önde kalmasına yardım eder.
tedesco'nun sisteminde orta saha oyuncusunun sadece topu kullanması yetmez. baskı kurması, rakibi hataya zorlaması ve oyunun hızını belirlemesi gerekir. bu açıdan bakıldığında guendouzi, sistemin fiziksel ve temposal ihtiyaçlarına daha doğrudan cevap verir.
veerman: oyun kurma, pas kalitesi, set oyunuguendouzi:pres, tempo, fiziksel üstünlük, iki yönlü oyun
bu nedenle sistem uyumu açısından guendouzi, veerman'a kıyasla tedesco'nun fenerbahçe oyununa daha net ve sürdürülebilir şekilde uyan oyuncudur.
sportif ve taktik açıdan bakıldığında matteo guendouzi ile ismail yüksek benzer görev alanlarında oynasalar da oyuna etkileri farklı noktalarda ayrışıyor.
ismail yüksek, fenerbahçe'nin orta sahadaki en önemli denge oyuncularından biri. alan kapatır, savunma önünde doğru pozisyon alır, rakibin merkezden rahat çıkmasını engeller. topu kazandıktan sonra genelde güvenli oynar, kısa ve net pasları tercih eder. pres gücü yüksektir ama daha çok reaksiyon oyuncusudur; yani rakibe göre konum alır. takımı dengede tutar, savunma güvenliğini artırır, riskleri minimize eder.
guendouzi ise daha aktif ve yönlendirici bir profildir. presi sadece karşılamaz, presi başlatır. orta sahada daha geniş alanları kullanır, topu kazandıktan sonra oyunu hızlandırır ve dikine taşır. fizik gücü ve temposu sayesinde hem savunmaya yardım eder hem de hücum geçişlerine doğrudan katkı verir. ismail oyunu tutarken, guendouzi oyunu ileri iter.
oyun geliştirme açısından fark burada ortaya çıkar.
ismail, mevcut yapıyı korur ve istikrar sağlar. guendouzi ise tempoyu yükseltir, orta sahayı daha agresif ve daha baskılı hale getirir. tedesco'nun daha önde oynayan, rakibi kendi yarı sahasına hapseden bir oyun planında guendouzi'nin etkisi daha belirgin olur.
sonuç olarak:
ismail yüksek: denge, disiplin, savunma güvenliğiguendouzi: tempo, pres, dikine oyun, seviye artışı
guendouzi ismail'in alternatifi değil, oyunu bir üst seviyeye taşıyacak tamamlayıcı ve geliştirici bir profildir.
matteo guendouzi, tedesco'nun fenerbahçe'de kurmak istediği oyuna daha net uyuyor. orta sahada sürekli hareket halinde, presi başlatıyor, alan kapatıyor ve topu hızlı şekilde ileri taşıyor. fizik gücü yüksek, ikili mücadeleden kaçmıyor. bu sayede fenerbahçe merkezde daha sert, daha kompakt ve daha önde oynayabiliyor. top fenerbahçe'deyken oyunun temposunu düşürmüyor, rakibin geçiş yapmasına erken müdahale ediyor. en büyük artısı, tecrübe ile dinamizmi birleştirmesi ve orta sahanın genel seviyesini yukarı çekmesi.
maestro ise daha çok pozisyonuna sadık, savunma ağırlıklı bir oyuncu. alanını koruyor, oyunu basit oynuyor, risk almıyor. bu özellikler denge sağlar ama oyunu ileri taşımaz. tempo belirlemez, baskıyı yukarı çekmez, hücum geçişlerine sınırlı katkı verir. takımı sakin tutar ama oyunu hızlandıran ya da yönlendiren bir etki yaratmaz.
sportif açıdan bakıldığında, fenerbahçe'nin oyununu geliştirecek tercih guendouzi'dir. pres kalitesini artırır, orta sahaya güç ve tempo kazandırır, takımın daha dominant oynamasını sağlar. maestro kontrollü bir seçenek olarak durur ama guendouzi, tedesco'nun sistemini bir seviye yukarı taşıyacak oyuncudur.
çok basit delilleri yok etmek için zaman taniyorlar. kim bilir kimler içinde. sonuç gs temiz, garibanlar suçlu. baska ne olacak..
son dakika haber.
futbolunda ahlak sorunu olduğunu ve bir yapı olmadığını söyleyen hacıosmanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "türk futbolunun temelindeki sorun ahlak sorunu. buradan dönüyoruz ya, biz önümüze bakalım, önümüzü temizleyelim. geriye dönük tescillenmiş liglerle ilgili bir şey yapamazsınız.
belli ki birileri dur demiş. gariban lari asip ful gaz devam.
türk futbolunda gün yüzüne çıkmış olan bahis skandalı yalnızca maç sonuçlarına yön veren bir kriz değil. aynı zamanda kamuoyunun nasıl manipüle edildiğini de gösteren kapsamlı bir sistemin varlığını işaret ediyor. sosyal medyada "gs trolleri organize olmuş" gibi yönelen ifadeler, bir yandan kamu algısını şekillendirme çabası . diğer yandan, saha dışındaki finansal ve hukuki bağlantıların üzerini örtme stratejisi olarak değerlenmek lazim.
2021 şampiyonluğu üzerinden hala devam eden mağduriyet söylemi, "yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış" atasözüyle örtüşüyor. özelikle gs kesimler suçluluk psikolojisiyle hareket edip kendi sorumluluklarını gizlemek için kamuoyunu hedef şaşırtmaya yöneliyor.
bu bağlamda, özellikle galatasaray spor kulübü'ün çevresinde yer alan isimlerin dosyaları dikkat çekici.
örneğin, kulübün eski yönetim kurulu sözcüsü ve genel sekreteri olarak görev yapmış olan remzi sanver, kamuoyunda futbol ya da bahis üzerinden değil, kara para aklama ve örgütlü suç iddialarıyla gündeme geldi. diğer tarafta, kulübün genel sekreteri eray yazgan hakkında, 2024 yılında oynanan maçta forma sırtı ve stattaki led panolarda yer alan "meritking.news" reklamları nedeniyle "yasadışı bahse teşvik" suçlamasıyla dava açıldığı belirtmek istiyorum.
bu veriler ışığında, bahis skandalı yalnızca iki hakemin ya da birkaç maçın değil. kulübün yönetim katmanlarında yer alan kişilerin finansal ve sponsorluk ilişkileriyle bağlantılı daha geniş bir yapıya işaret ediyor.
bunu şöyle özetleyebiliriz:
kamuoyunda yürütülen algı kampanyaları, "biz mağduruz" söylemiyle dikkatleri başka yönlere çekiyor.
gerçek soru ise şu: bu ağları kim kurdu, kim finanse etti, kim bu sistemden nemalandı?
bahis ayağı, hakem taşıyıcısı ya da menajer bağlantısı bir yan unsur olabilir. esas mesele sponsorluk anlaşmaları, reklam gelirleri ve yasa dışı finansal akışlar.
sonuç olarak: türk futbolu artık sadece sahada değil, finansal şeffaflık, sponsorluk ilişkilerinin denetimi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bağlamında bir dönüşümden geçmek zorunda. gerçek temizlik, yalnızca cezalarla değil, bu algı manipülasyonlarının ve finansal ilişkilerin şeffaflaşmasıyla başlayacak aksi halde maç sonuçları kadar önemli olan bu arka plan asla aydınlanamaz.
bu bahis skandalı bağımsız savcılar tarafından soruşturulmadığı sürece hiçbir şey beklemeyelim. daha ilk günden itibaren hemen bizimle ilişkilendirmeye çalışıyorlar, sanki her pis işin altından biz çıkıyormuşuz gibi bir hava yaratılıyor. bu ülkede bu filmi defalarca gördük. skandal patlar, herkes birkaç gün konuşur, sonra dosya sessizce rafa kaldırılır. her şey halının altına süpürülür.
şimdiden galatasaray'ın medya makinesi tam gaz çalışmaya başladı bile. her zamanki gibi suç bizdeymiş gibi bir algı oluşturuluyor. bu senaryoyu ezberledik artık: biz kötü, onlar masum.
açık konuşayım, bu süreçten hiçbir adalet çıkacağına inanmıyorum.
ve evet, tff başkanı ibrahim hacıoğlu'na da güvenmiyorum. federasyonun futboldan çok belli grupların çıkarlarını koruduğunu defalarca gördük. korkarım ki bu olayda da bütün suçu bizim üzerimize yıkmaya çalışacaklar. üstelik dışarıda buna inanacak yeterince saf insan da var.
en çok da trabzonspor ve galatasaray taraftarları buna hemen inanıyor. çünkü biz öyle bir toplum olduk ki, adaleti sadece kendimizi ilgilendirdiği zaman arıyoruz. bizi doğrudan vurmadığı sürece haksızlığı görmezden geliyoruz.
sonra da tarihteki tek örnek biz olacağız: sözde şike yapan ama kupa kazanamayan kulüp!
komik mi? trajik mi? bilmiyorum.
ama sosyal medyaya bakınca görüyorum ki insanlar gerçekten buna inanıyor.
*konu: jhon durán’ın gerçek durumu – basının manipülasyonuna kanmayın!*
arkadaşlar, son haftalarda jhon durán hakkında yazılıp çizilenlerin çoğu tamamen *yanlış yönlendirme*. basının “neden oynamıyor, keyfi mi yapıyor, problemli oyuncu mu” tarzı haberlerine inanmayın. gerçek şu ki, durán uzun süredir *stress kırığı (stress fraktürü)* denilen çok sinsi ve tehlikeli bir sakatlıkla mücadele ediyor.
bu tür sakatlıklar genelde *kemikte mikro çatlaklar* şeklinde başlar ve ilk etapta *mr veya röntgende hiçbir şey görünmez*. oyuncu sadece hafif bir ağrı hisseder, bu yüzden genellikle “kas yorgunluğu” veya “adale sertliği” zannedilir. ancak durum ilerlerse, o küçük mikro çatlak büyür ve tam bir *kırığa (komplet fraktür)* dönüşebilir. o noktada sezonun tamamen bitmesi, hatta kariyerin riske girmesi bile söz konusu olur.
durán’ın ispanya’ya gitmesinin sebebi, oradaki *spor travmatolojisi uzmanları* ve *rejeneratif tedavi merkezleri*dir. özellikle *barcelona*, bu konuda avrupa’nın en iyi yerlerinden biridir. oyuncuya orada *biyolojik tedavi (prp, şok dalga, hiperbari̇k oksijen vb.)* uygulanıyor ve kemik dokusunun doğal olarak güçlenmesi bekleniyor.
birçok taraftar, medyanın “durán sakat değil, disiplinsiz” algısına inandı ama bu tamamen *manipülasyon*. aslında bu durum *talihsizlik (şanssızlık)* kategorisine girer. çünkü stress kırıkları genelde aşırı yüklenme, yoğun maç temposu veya vücut dengesizliği yüzünden oluşur. oyuncunun elinde olan bir şey değil.
eğer bu sakatlık doğru tedavi edilmeden durán sahaya sürülseydi, sonuç *felaket* olabilirdi. kırık tam olarak gelişir, kemik bütünlüğü bozulur, iyileşme süresi aylarca uzardı ve büyük ihtimalle sezonu kapatırdı. üstelik bu tür kronik yaralanmalar geri döndükten sonra da tekrarlama riski taşır.
son olarak belirtmek istiyorum ki, bu yazıyı *almanca yazmak benim için daha kolay olduğu* için metni önce almanca yazıp *yapay zekâ (ki)* yardımıyla türkçeye çevirdim. amacım sadece bilgi kirliliğini azaltmak ve konuyu tıbbi açıdan doğru şekilde anlatmak.
kısacası, durán’ın durumu ciddiye alınmalı ve sabırla beklenmeli. kulüp ve oyuncu doğru olanı yapıyor. basının algı oyunlarına değil, *tıbbi gerçeklere* güvenelim. bu çocuk bize sahada tekrar güç katacak — ama ancak tamamen iyileştiğinde.
sence ne yapmasi gerekiyor.. ve bu çözüm den nasil bir etki bekliyorsun?
td kovup zaaten sifir olan irtibarini eksilere mi cizseydi..
takimda kimi kovaçakti?
yoksa aykut ve volkan mi bekliyordun.. hazir bur dayken ridvani mi tekrar denesek.
arkaslar ister sevin ister sevinmeyin.. ama tadiç ve dzeko.. geçen sezon hucümun yükünü taşidilar. mutfak da yolladik.
artik bunu kabulenin.. ali bu yilin da içine siçti.. burda sadece gerçekçi bir hedef var oda avrupa kupalarina tekrar katilmak.
zaaten bir eski başkan bu kadar kötülük eder bilirdi onu da bilerek yapti.
mourinho ile bilerek devam etti.. kadro icine bilerek eti.. münkün olarak pahali münkün olarak zayif.. ben mourinho transferleri bile sözü olduguna dahil şüpheliyim. kafasina göre transfer etti.. hem de bir cok gereksizi.. burda mevcut kadro ile ve 2-3 takviye ileri devam etseydik.. başka seyler konuşurduk.
ha transfer bile zor cünkü getirdikleri adamlar baska yerlerde alamaz o kadar parayi.
devre arasi bile her hangi bir transfer beklemiyorum
ne yazik ki durum bu.. bunu su ali ye daha halen oy verenlere sormak lazim?
saran dan bir tane hamle bekliyorum o da devre arasi.. tedesco ile devam sa ona iskelet olusturmaya zaman taniyip önümüz deki sezon ile devam ve hazir girmeliyiz..
yok tedesco ile devam değilse yeni hocayi ocak da getirip onunla plan yapmak olur