ilk yarısını 2-0 önde kapattığımız; sallai'yle 2 pozisyondan faydalanamadığımız, yine sallai'nin dar açıdan vurduğu bir topun devamında asprilla'yla penaltı beklediğimiz tsl karşılaşması. yani gol pozisyonuna girmekte zorlanmadık ilk yarı boyunda. rakibin bulduğu şanslar ise sane, sallai ve singo'nun bireysel hatalarından geldi. hele sane'nin verdiği o pas sonucu gol yeseydik çok üzülürdüm. keza boey ve singo da savunmada gereksiz riskler aldı ara ara. hiç gerek yok vurun ileri gitsin o top. biz yerleşik savunmadayken top onların ayağındayken gerilmiyorum fakat top bizim savunmacılarda veya kalecimizdeyken pres yiyince tedirgin oluyorum, çünkü dediğim gibi gereksiz işlere girişebiliyoruz 1. bölgemizden çıkarken. tabi 2-3 kez de çok iyi çıkıp pozisyon bulduk.
lucas da formda olsaymış keşke, tam onluk bir ilk yarı oynandı. lemina ve ilkay yorulup oyundan düşerlerse onların yerine yapacağımız değişiklikler çok önemli. göztepe sert oynuyor, karşılık vermemiz lazım. ilkay ve sane'nin ilk yarı denediği diyagonal paslarla çabuk ataklara çıkmamız da sevindirdi ama icardi oyuna girerse bu şekilde hızlı hücuma çıkabilir miyiz bilmiyorum. o yüzden sallai kaçırmaya devam etsin yeter ki biz gol yiyip rakibi oyuna dahil etmeyelim.
ilk yarım saatini 2-0 önde kapattığımız maç. göztepe gibi dan-dun oynayan takımlar kolay kolay oyundan düşmediği için aynı viteste devam etmemiz lazım.
genişliği ayarlamak için stoperlerimizin arasını açıp, bekleri de 55 metreye yolluyoruz. bunun ekmeğini hücumda yiyoruz ama savunmadan çıkışlarda sıkıntı yaratabiliyor. 2 kez bu şekilde pozisyon verdik, bir kez de sallai'nin kaçırdığı goldeki iyi geçiş hücumunu yakaladık. sallai, sane veya barış böyle pozisyonları kaçırmaya devam etsin ama icardi olabildiğince geç girsin oyuna. o oyuna girerse bu şansları bulamayabiliriz.
golü erken bulmamız iyi oldu. 1-0'ı çok daha iyi oynuyoruz genel olarak. şimdi hata yapmadan devam etmemiz lazım.
barış alper, şu güzel kafa vuruşuyla golü atabilecek bir oyuncuyken aylardır korner gönderine gidiyor. tamam kötü de kullanmıyor ama cezasahası içinde durmalı her duran topumuzda.
trabzonspor maçındaki kaybı telafi etmek için çıkacağımız ve şl karşılaşmasından dolayı ertelenmesini de zarara döndürmemiz gereken tsl maçı.
icardi'nin ilk 11 başlamaması olumlu gelişme. bunun üzerine derin de bir rotasyon var. kısa sürede oyun anlayışı ve taktik şablon üzerine iyi çalıştıysak kazanmamıza engel bir durum yok. birbirlerini tanımıyorları falan geçmek lazım. zira göztepe'ye karşı reçete belli; bol bol şut atacaksın, lis kalesinde devleşse de birbirine el kol yapmak yerine oyundan düşmeyeceksin ve tabi ki özellikle ortasahada ikili mücadeleden kaçmayacaksın.
hakemlerin bariz hata yapma ihtimallerini geçtim faul standartlarına bile çok dikkat etmemiz şart. rakip fiziksel gücü iyi ve dirençli bir ekip. 2-3 tetikçi düdüğü ile siniyoruz bu sezon, aynı duruma düşmemek lazım.
25-26 sezonu uefa şampiyonlar ligi maceramızı sonlandıran maç. maalesef 90 dk hiçbir varlık gösteremedik, uğurcan olmasa son saniyeye kadar saldıran lavuklar farkı artırabilirdi. neyse ki beşiktaş değiliz de daha rezil bir skorla ayrılmadık s*ktuğumun stadından.
ne kadar varlık gösterememiş olsak da hem tribün cezası almamız, hem de ilk yarıdaki hakem yönetimi uefa denilen kalleş oluşumun ne kadar iğrençleşebileceğini tekrar gösterdi. bunlara karşı varlık göstermek için ''kolumda sıkıntı var ya üff'' diye sahada yürüyen 75m'lik santrforlara değil kolu çıksa oynayacak türk oyunculara ihtiyacımız olduğunu da tekrar görmüş olduk. sıklet farkı, kalite farkı ortaya çıkınca, üstüne hakem de puştluk yapınca kendisi tekmeye kafa sokacak, rakip aynı şekilde kafa sokunca da o kafayı ezecek ruhta oyuncular şart. bu ruhu inşa etmek içinde okan hoca gibi değil fatih hoca gibi karakterlere ihtiyacımız var. yanlış anlaşılma da olmasın; ne sakatlandı diye osimhen'e, ne de takımı bu tura kadar getiren okan hoca'ya değil kümülatif olarak zihniyete eleştiri yapmaya çalışıyorum.
oyun adına konuşulacak pek bir şey yok. savunma çizgimiz okan hoca döneminin en kötü yerleşimini gösterdi, bardakçı kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. hücumda zaten hiçbir şey yapamadık.
bir de son olarak saçma sapan el-kol sakatlıkları da ayrı can sıktı. zaten yeteri kadar ikili mücadeleye girmediğimiz için adamlar bu kadar rahat top oynamışken o ikili mücadelelere girmediğimiz halde bu sakatlıkların alakasız şekilde yaşanması da bahtsızlık artık.
ligi koyalımcı tayfa göreve bu saatten sonra. kırılmadan yola devam etmemiz lazım ztk ve ligde. yönetim de artık bir tavır almalı zira ilerleyen maçlarda birçok tetikçi performansı bizi bekliyor olacak.
25-26 sezonu uefa şampiyonlar ligi maceramızı sonlandıran maç. maalesef 90 dk hiçbir varlık gösteremedik, uğurcan olmasa son saniyeye kadar saldıran lavuklar farkı artırabilirdi. neyse ki beşiktaş değiliz de daha rezil bir skorla ayrılmadık s*ktuğumun stadından.
ne kadar varlık gösterememiş olsak da hem tribün cezası almamız, hem de ilk yarıdaki hakem yönetimi uefa denilen kalleş oluşumun ne kadar iğrençleşebileceğini tekrar gösterdi. bunlara karşı varlık göstermek için ''kolumda sıkıntı var ya üff'' diye sahada yürüyen 75m'lik santrforlara değil kolu çıksa oynayacak türk oyunculara ihtiyacımız olduğunu da tekrar görmüş olduk. sıklet farkı, kalite farkı ortaya çıkınca, üstüne hakem de puştluk yapınca kendisi tekmeye kafa sokacak, rakip aynı şekilde kafa sokunca da o kafayı ezecek ruhta oyuncular şart. bu ruhu inşa etmek içinde okan hoca gibi değil fatih hoca gibi karakterlere ihtiyacımız var. yanlış anlaşılma da olmasın; ne sakatlandı diye osimhen'e, ne de takımı bu tura kadar getiren okan hoca'ya değil kümülatif olarak zihniyete eleştiri yapmaya çalışıyorum.
oyun adına konuşulacak pek bir şey yok. savunma çizgimiz okan hoca döneminin en kötü yerleşimini gösterdi, bardakçı kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. hücumda zaten hiçbir şey yapamadık.
bir de son olarak saçma sapan el-kol sakatlıkları da ayrı can sıktı. zaten yeteri kadar ikili mücadeleye girmediğimiz için adamlar bu kadar rahat top oynamışken o ikili mücadelelere girmediğimiz halde bu sakatlıkların alakasız şekilde yaşanması da bahtsızlık artık.
ligi koyalımcı tayfa göreve bu saatten sonra. kırılmadan yola devam etmemiz lazım ztk ve ligde. yönetim de artık bir tavır almalı zira ilerleyen maçlarda birçok tetikçi performansı bizi bekliyor olacak.
25-26 sezonu uefa şampiyonlar ligi maceramızı sonlandıran maç. maalesef 90 dk hiçbir varlık gösteremedik, uğurcan olmasa son saniyeye kadar saldıran lavuklar farkı artırabilirdi. neyse ki beşiktaş değiliz de daha rezil bir skorla ayrılmadık s*ktuğumun stadından.
ne kadar varlık gösterememiş olsak da hem tribün cezası almamız, hem de ilk yarıdaki hakem yönetimi uefa denilen kalleş oluşumun ne kadar iğrençleşebileceğini tekrar gösterdi. bunlara karşı varlık göstermek için ''kolumda sıkıntı var ya üff'' diye sahada yürüyen 75m'lik santrforlara değil kolu çıksa oynayacak türk oyunculara ihtiyacımız olduğunu da tekrar görmüş olduk. sıklet farkı, kalite farkı ortaya çıkınca, üstüne hakem de puştluk yapınca kendisi tekmeye kafa sokacak, rakip aynı şekilde kafa sokunca da o kafayı ezecek ruhta oyuncular şart. bu ruhu inşa etmek içinde okan hoca gibi değil fatih hoca gibi karakterlere ihtiyacımız var. yanlış anlaşılma da olmasın; ne sakatlandı diye osimhen'e, ne de takımı bu tura kadar getiren okan hoca'ya değil kümülatif olarak zihniyete eleştiri yapmaya çalışıyorum.
oyun adına konuşulacak pek bir şey yok. savunma çizgimiz okan hoca döneminin en kötü yerleşimini gösterdi, bardakçı kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. hücumda zaten hiçbir şey yapamadık.
bir de son olarak saçma sapan el-kol sakatlıkları da ayrı can sıktı. zaten yeteri kadar ikili mücadeleye girmediğimiz için adamlar bu kadar rahat top oynamışken o ikili mücadelelere girmediğimiz halde bu sakatlıkların alakasız şekilde yaşanması da bahtsızlık artık.
ligi koyalımcı tayfa göreve bu saatten sonra. kırılmadan yola devam etmemiz lazım ztk ve ligde. yönetim de artık bir tavır almalı zira ilerleyen maçlarda birçok tetikçi performansı bizi bekliyor olacak.
25-26 sezonu uefa şampiyonlar ligi maceramızı sonlandıran maç. maalesef 90 dk hiçbir varlık gösteremedik, uğurcan olmasa son saniyeye kadar saldıran lavuklar farkı artırabilirdi. neyse ki beşiktaş değiliz de daha rezil bir skorla ayrılmadık s*ktuğumun stadından.
ne kadar varlık gösterememiş olsak da hem tribün cezası almamız, hem de ilk yarıdaki hakem yönetimi uefa denilen kalleş oluşumun ne kadar iğrençleşebileceğini tekrar gösterdi. bunlara karşı varlık göstermek için ''kolumda sıkıntı var ya üff'' diye sahada yürüyen 75m'lik santrforlara değil kolu çıksa oynayacak türk oyunculara ihtiyacımız olduğunu da tekrar görmüş olduk. sıklet farkı, kalite farkı ortaya çıkınca, üstüne hakem de puştluk yapınca kendisi tekmeye kafa sokacak, rakip aynı şekilde kafa sokunca da o kafayı ezecek ruhta oyuncular şart. bu ruhu inşa etmek içinde okan hoca gibi değil fatih hoca gibi karakterlere ihtiyacımız var. yanlış anlaşılma da olmasın; ne sakatlandı diye osimhen'e, ne de takımı bu tura kadar getiren okan hoca'ya değil kümülatif olarak zihniyete eleştiri yapmaya çalışıyorum.
oyun adına konuşulacak pek bir şey yok. savunma çizgimiz okan hoca döneminin en kötü yerleşimini gösterdi, bardakçı kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. hücumda zaten hiçbir şey yapamadık.
bir de son olarak saçma sapan el-kol sakatlıkları da ayrı can sıktı. zaten yeteri kadar ikili mücadeleye girmediğimiz için adamlar bu kadar rahat top oynamışken o ikili mücadelelere girmediğimiz halde bu sakatlıkların alakasız şekilde yaşanması da bahtsızlık artık.
ligi koyalımcı tayfa göreve bu saatten sonra. kırılmadan yola devam etmemiz lazım ztk ve ligde. yönetim de artık bir tavır almalı zira ilerleyen maçlarda birçok tetikçi performansı bizi bekliyor olacak.
25-26 sezonu uefa şampiyonlar ligi maceramızı sonlandıran maç. maalesef 90 dk hiçbir varlık gösteremedik, uğurcan olmasa son saniyeye kadar saldıran lavuklar farkı artırabilirdi. neyse ki beşiktaş değiliz de daha rezil bir skorla ayrılmadık s*ktuğumun stadından.
ne kadar varlık gösterememiş olsak da hem tribün cezası almamız, hem de ilk yarıdaki hakem yönetimi uefa denilen kalleş oluşumun ne kadar iğrençleşebileceğini tekrar gösterdi. bunlara karşı varlık göstermek için ''kolumda sıkıntı var ya üff'' diye sahada yürüyen 75m'lik santrforlara değil kolu çıksa oynayacak türk oyunculara ihtiyacımız olduğunu da tekrar görmüş olduk. sıklet farkı, kalite farkı ortaya çıkınca, üstüne hakem de puştluk yapınca kendisi tekmeye kafa sokacak, rakip aynı şekilde kafa sokunca da o kafayı ezecek ruhta oyuncular şart. bu ruhu inşa etmek içinde okan hoca gibi değil fatih hoca gibi karakterlere ihtiyacımız var. yanlış anlaşılma da olmasın; ne sakatlandı diye osimhen'e, ne de takımı bu tura kadar getiren okan hoca'ya değil kümülatif olarak zihniyete eleştiri yapmaya çalışıyorum.
oyun adına konuşulacak pek bir şey yok. savunma çizgimiz okan hoca döneminin en kötü yerleşimini gösterdi, bardakçı kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. hücumda zaten hiçbir şey yapamadık.
bir de son olarak saçma sapan el-kol sakatlıkları da ayrı can sıktı. zaten yeteri kadar ikili mücadeleye girmediğimiz için adamlar bu kadar rahat top oynamışken o ikili mücadelelere girmediğimiz halde bu sakatlıkların alakasız şekilde yaşanması da bahtsızlık artık.
ligi koyalımcı tayfa göreve bu saatten sonra. kırılmadan yola devam etmemiz lazım ztk ve ligde. yönetim de artık bir tavır almalı zira ilerleyen maçlarda birçok tetikçi performansı bizi bekliyor olacak.
ilk yarısında türk takımı olmanın, ikinci yarısında bu seviyeye hazır olmamanın bedelini ödediğimiz müsabaka. işin kötü tarafı hiçbir reaksiyon yok oyuncularımızda. lavuklar haldır haldır geliyorlar, ingiltere'nin en tipsiz en yamuk lvp taraftarlarının götü kalkmış ama bir oyuncumuz gidip mevzu çıkartmıyor. şu szoboszlai piçinin ayağını eline verin de içimiz soğusun bari amk...