genel kurulda oy çokluğuyla reddedilen önergenin aracı firma ile etrafından dolanarak zorlatılması çok büyük bir olay.
şu karardan sonra en geç şubat, mart gibi kongre olur diye düşünüyorum. genel kurul iradesinin aksine işler yapan bir başkan o koltukta çok fazla oturamaz zira.
nasıl bir günah işledik ki her gelen başkan hainlikler peşinde...
sergen yalçın: "çok bireysel hatalar oluyor. bireysel hatalar belimizi büktü. bireysel hatanın çalışması yok. bunu çözecek çalışma yok. olabiliyor bunlar. önlem alamıyoruz bunlara doğal olarak."
işte koskoca beşiktaş'ın teknik direktörlük koltuğunu emanet ettiğimiz adam.
ne kadar kolay ya, rakip seni dakikalarca kendi ceza sahana hapsetmiş, o baskıyla seni hataya zorlamış ve sonucunda golü bulmuş. sen baskıdan nasıl çıkacağına kafa yormak yerine "bireysel hata" deyip işin içinden sıyrılacağını sanıyorsun.
bakalım daha ne rezillikler göreceğiz.
kulüpte yönetici diye birşey olsa, ya oyuncunun sorunlarını çözer ve verim alır, ya da olayların bu kadar büyümesine izin vermeden takımla ilişkisini keser.
bu basın toplantısı hangi sorunu çözdü şimdi? amacı neydi bu toplantının? nasılsa rafa'nın cevap vermeyeceğini bildikleri için iki saat boyunca adama sallayıp durdular, bakın biz elimizden geleni yaptık ama oyuncu bizimle konuşmuyor, antremana çıkmıyora getirdiler olayı. süreç nasıl buraya geldi, önceki hocalarla hiçbir sorun yaşamadan işini yapan adam neden böyle yapmaya başladı soran yok tabi.
adamı yerin dibine sokup "kapımız açık, gelsin oynasın istiyorsa" diyorlar. akıllarınca bütün olayı rafa'nın üzerine yıkacaklar.
bu yaşananların tek iyi yanı kulübün ve futbol takımının başındaki iki ganyancının gidiş sürecini hızlandırmış olması. değil 3 transfer dönemi, 3 ay sonra takımın başında olacaklarını sanmıyorum artık.
gs futboldan başka herşeyle ismi anılan icardi'yi el üstünde tutup verim alıyor, adam iki şampiyonluk kazandırıyor bunlara. biz ne saha içinde, ne saha dışında en ufak sorunu olmayan bir adamı idare edemiyoruz.
nouma'ya el öptüren lucescu'dan rafa gibi sessiz sakin adamla ters düşen sergen'e... yıldız oyuncu nasıl idare edilmez dersi veriyor ganyancı hocamız.
devre arası ya da sezon sonu olur, adamı güzel bir fiyata gönderirsin, taraftara da "oynatmak istediğimiz sisteme uymuyordu" diye anlatırsın (ne oynuyorsak artık), kimse itiraz etmez.
bizimkiler adamın hem motivasyonunu hem de değerini düşürüyor. şaka gibi kulüp gerçekten.
lizbon'un başında amorim vardı o zamanlar, sergen'in sözleri sorulunca dalga geçmişti, "birşey bir kere oluyorsa şanstır, ikinci kez oluyorsa çalışılmıştır" demişti.
işin komiği geçenlerde konya maçında ndidi'nin kornerden golü için "çok çalıştık" diyordu. yediğimizde şans tesadüf, attığımızda çalışılmış pozisyon.
tuttuğun takımın hocası olmasa komik adam aslında.
udokhai kırmızı kart görüp lozan'a elenince suçlu ole, orkun kırmızı kart görüp 2-0'dan maç verince suçlu orkun. ne güzel iş valla, paşamızın dokunulmazlığı var herhalde.
ben de aynı düşünüyorum. bugün orkun kırmızı görmese, fener'i 5'lesek haftayı antalya'yı yenebileceğimiz yine şüpheli. kulübün sorunları çok daha derinlerde.
başkan paraları harcadı, dikilitaş onayını aldı, takımın başına taraftarın istediği adamı getirip bütün sorumluluktan kendini arındırdı. sergen'e de herhalde "artık futbolun patronu sensin" sözü verdi ki adam rahat rahat futbolculara, scout'a falan sallayıp duruyor. yönetimden kimse çıkıp dur hocam ne yapıyorsun, bunlar bizim değerlerimiz demiyor. 20-25'e satmayacağımız rafa'yı bedava gönderecek kıvama getirdi.
zorlarsan en fazla yöneticilik yapabilecek adam başkanlık koltuğunda oturuyor, teknik direktör olduğu şüpheli birisi takımın başında, 3. ligde iş bulamayacak adamlar teknik ekipte. 2-0 öndeyken rakibin kafasına yabancı madde atan hanzolar tribünde. ama biz dortmund'un scout şefini, genç yaşında feyenoord'da kaptanlık yapmış, benfica'ya rekor ücretle transfer olmuş orkun'u tartışıyoruz.