kalan maçlar içerisinde en kritik olanı çünkü bu maçtan sonra artık ligin boyu 5.5 puanlık fark için epey kısalmış olacak. bu yüzden kazanarak geçmek çok kritik. şampiyonluk hiçbir zaman tozpembe sandıklarda sunulmuyor. hele arkanızda her ne kadar loser olsa da inatçı bir fenerbahçe camiası varken hiçbir şeyi hafife almamak lazım. rakibimiz açık ara lig tarihinin en fazla ikinci olan takımı ve o pozisyonu oynamayı ezberledi. gaziantep gibi zorlu deplasmandan bana göre iyi oynayıp çok kolay çıktılar. bizim de burada en ufak bir şekilde geri adım atmayıp vura vura ilerlememiz lazım. asla rehavet yok. 6 final maçının birincisi bu. bunu alırsak yüzde 90 bitecek bu iş. konsantrasyon!!!
hiç hakem falan demeyin antep gayet hak ettiğini buldu. böyle futbol oynanmaz.
top geçmiş adamın suratına tokat atıyorsun. tam aptal penaltısı.
kayseri yine de o kadar dar boğazdan fena 11 çıkarmamış. yedekler kayseri anadolu lisesi o ayrı tabi de bu 11 direnebilir.
önümüzdeki 5 maçı kazandığımız takdirde fenerbahçe 35-0 falan da kazansa fark etmiyor. bu maçı da 4-1, 5-1 gibi kazanacaklardır. bence tam bir bahar havası olan bu muhteşem pazar akşamını daha güzel değerlendirebilirsiniz.
fenerbahçe hiç birşey oynamadan golü buldu. o da bireysel yetenekle geldi. aslında iyi de oldu. gol eksikleri gölgeledi. en azından ikinci yarıya tempolu ve coşkulu başlamazlar. bakalım hayırlı olmuştur belki de.
sivasspor elinden geldiğince mücadele ediyor ancak güçleri sınırlı. ilk 25 dakikada fenerbahçe bir şekilde maçı alır diyorsunuz.
yolda olacağım için ikinci yarısını izleyemeyeceğim şampiyonluk maçımız. bunu alırsak epey rahatlarız. kalan 7 maç 1 mağlubiyet hakkı şu ligde büyük lüks. kupadaki fenerbahçe maçında çok iyi sinerji yakaladık. bıraktığımız yerden devam. haydi aslanlar.
trabzonspor'un saçma sapan bir penaltı ile avantajını ikinci yarının başında teslim ettiği maç. ne gerek vardı çizgi üzerinde o harekete. hah şimdi de 2-1 oldu. bravo mustafa eskihellaç.
iş yerinde bir gün bir arkadaş bir diğerine doğum günü partisi hazırladı. iş yerine yakın pasta alabileceği sadece a101 vardı, o da gitti oradan cheesecake aldı. sonra doğum günü kutlandı falan, o gün işe gelemeyen başka bir arkadaş doğum gününü mesajla kutlarken "kusura bakma gelemedim" dedi. doğum günü kutlanan dangoz da "boşverin hocam zaten kaçırdığınız a101 pastası:))" şeklinde mesaj attı. emojilere kadar böyleydi. doğum gününü organize eden arkadaşın kulağına gitti bu mesaj bir şekilde ve kızcağız(biraz da hassas bir arkadaştı) çok üzüldü. onu teselli ederken başka bir arkadaş muazzam bir şey söyledi. hiç bir zaman unutmayacağım bu ifadeyi. dedi ki, "sen üzülme herkes kendinden bekleneni yaptı. senden beklenen bir şekilde bu doğum gününü kutlama nezaketiydi. onu yaptın. ondan beklenen de bu dangoz tavırdı, o da onu yaptı". sözün kısası bu arkadaş bu gece kendinden ne beklenirse onu yapmıştır. tüm dünya bunu öyle tanıyor. okan hoca da bildiğinden sanırım çok sert konuşmamış. bu adam bu. karakteri bu kadar işte. çöp desek çöpe yazık olur kimisi değerlendiriliyor. enerji falan üretiliyor. o bile değil. zavallısın ne patron. üzülüyorum sana. bir sana, bir de büyük patronuna.