sallai kararına çok sevindim. forma, onu isteyenin üstünde olacak.
beşiktaş’ın iç sahada asarız keseriz modunda çıkması halinde kaybedeceğini düşünüyorum. topu fenerbahçe’ye bırakması halinde de kazanabileceğini düşünüyorum. 20 yıldır izlediğimiz bu ligde ise maçın berabere bitmesi için tüm şartların oluştuğunu düşünüyorum. seçip beğenip alabilirsiniz uygun gördüğünüz tahminimi. *
dengeli bir oyun oynadık. şampiyonlar liginde düğüm maçımız öncesi gayet anlaşılabilir. rakipte deplasmanda ve kendisinden güçlü bir takıma karşı oynadığının bilincinde oldukça temkinliydi. kapanan rakibi açmada mahir bir takım olmadığımızı hepimiz biliyoruz zaten.
iç sahada derbi beraberlikleri kağıt üstünde can sıkıcı olabilir ancak ben o kadar dert etmiyorum bu durumu. tam tersine iç sahada bizde top oynamalıyız derdinde olan rakipleri daha kolay avlarız derbilerde.
son olarak, barış alper, sara ve ahmed kutucu olumsuz anlamda en çok göze batan isimlerdi. sara saç baş yoldursa da yapabildiği işler de var sahada. ahmed zaten bizim takımda süre alabilecek bir isim değil gibi görünüyor. barış alper ise hem vücut dili hem sahada ayakta duramaması hem de topu ayağına alınca ciddiyetsiz hareketleri bardağı taşırmış durumda. duruma müdahale edilmeli çünkü taraftarın gram sabrı kalmadı.
olumlu anlamda ise lemina stopere +1 alternatif ben varım dedi. sorun şu ki orta alanda kendisinin görevlerini yerine getiren bir +1’imiz yok en azından devre arasına kadar.
lemina’dan ortalama üstü bir stoper performansı bekliyorum. ligi kırabilecek 90 dakikanın eşiğindeyiz.
top bize bırakıldığında sudan çıkmış balık görüntümüzde hiç ilerleme yok. barış’a uzun oynamak dışında bir hücum setimiz yok çünkü. varsa da benim cahilliğim göremiyorum
jakobs ve adalesinin beni tedirgin ettiği maçtır.
kendisi ilk senesinden itibaren fizik olarak geriye gidiyor. yaşadığı sakatlıklar da burda ciddi faktör şüphesiz. müthiş bir profesyonel olmadığını da biliyoruz.
öte yandan, oynadığımız molde maçları hariç avrupa sahasında icardi’den harika verim alamadık zaten. burda oynamak istediğimiz oyunun da etkisi yadsınamaz. biz rakip sahaya net şekilde yerleşen, orta saha oyuncularını ceza sahasına sokarak seti sabırla oynayan bir takım olmadık zaten. planımız bunun üzerine değil. doğal olarak diri bir icardi avrupa sahasında bize skor getirebilirdi ancak dün izlediklerimizi hiçbir zaman getiremezdi. icardi gelmeden önce de seferovic’i almıştık aslında. hatta okan hocanın istediği santrafor tipinin icardi olmadığına dair endişeleri haber olmuştu. fırsat transferiydi ve beklentileri alt üst etti orası ayrı mevzu.
osimhen ise, artıları ve eksileri ile paket halinde oynamak istediğimiz, hayal ettiğimiz oyuna en uygun santrafor sanırım dünyada. okan buruk için demba ba’nın bir yorumu vardı. biz de sürekli koşmak, basmak isteriz ama ayaklar gitmiyor şeklinde. işte osimhen tam da o oyuncu. dur basma geride karşılayalım biraz desen duramıyor yerinde. takımın starı tabiri caizse deli dana gibi koşunca da yanında oynayan yunus bile duramıyor.
sözün özü, hikayeleri doğru zamanda bitirmekte büyük takımların en önemli başarısıdır diye düşünüyorum. icardi, çok doğru zamanda bizi ayağa kaldırdı. ancak, artık ne o başladığımız icardi ne de biz başlangıçtaki galatasarayız.
çok efor harcıyoruz. 60’dan sonra yorulacağız rakip ise robot gibi oyununu oynamaya çalışacak. ikinci yarının başında 3-0’ı bulup fişi çekelim. sonra sara-eren derken bitiririz maçı.
sezon başından beri rakip sahaya en iyi yayılan galatasaray’ı izliyorum. yerleşmiş savunmaya gereksiz uzun pas denemelerinden de kaçınıyoruz. skordan bağımsız sahada yapmaya çalıştığımız işlerden gayet memnunum.