iptal edilmesi gereken bir penaltı ile öne geçtik. mertens’in kendisini attığı bariz iken bunu var’ın iptal etmemesi komplodan başka bir şey değildir bence.
haramzadelerin, haramsız puanı olmayan takımın yine haram puanları göz göre göre, hakemin ittirmesiyle hatta ittirmeyi bırak zorla diğer taraftan alıp bunların eline vermesiyle aldığı maç. çok açıktan yapıyorlar artık her şeyi ve bundan herhangi bir endişeleri yok, çünkü ülkede olmayan adaletin burada da olmadığını ve parası olanın güçlü olduğu biliyorlar. zaten iki sezondur her türlü pisliği yapıyor bu çete. tüm bunlara rağmen yine şampiyon olucaz. başka yolu yok.
ilk yarısı 0-2 bitse bile fenerbahçe’nin kaybetmesi imkansız olan maçtır. en fazla devre arasında yapılacak pazarlığın ya da tehditlerin çapı büyür ama sonuç değişmezdi. ama fenerin yapısı işi devre arasına bırakmadı ve jokerleri, hem de ikisini birden devreye soktu ki rize haddini bilsin. zaten rize yani.
bizim yönetim ve transfer komitesinin müthiş kafasını gösteren transfer. her soruna tek reçete var; forvet almak.
takımda sağ bek yok diyoruz, forvet alıyorlar.
takımda sol bek sakat diyoruz, forvet alıyorlar.
stoperde sıkıntı var diyoruz, forvet alıyorlar.
orta sahada alternatif yok diyoruz, forvet alıyorlar.
tottenham maçı sonrası ingiliz taraftarın birisi “bunların daha kaç tane forveti var” diye sormuştu. şimdi bir daha sorsun, bulun onu.
toplam 28 şut çekip 2,71 xg'ye rağmen (rakibinki 12 şut 1,44xg) kaybettiğimiz maç. öncelikle yediğimiz goller aşırı kolaydı. bu kadar kolay gol yiyerek maç kazanmak çok zor. öte yandan hatırlatmak istediğimi bir şey var. bu mağlubiyet ile değil geçen haftaki dinamo kiev ile gitti ilk 8 şansı. o maçta iki puanı bırakmasak o bile yetecekti bize ilk 8 için.
ben bu kadar şansın bir tarafa maçı verdiğini görmedim. ilk gol göztepeli oyuncu topu neysri’nin önüne yuvarlıyor. ikinci gol hayatta bir daha yapamayacağı bir vuruşla top köşeye gitti top. üçüncü ise zaten orta yapılan top defansa çarpıp olmayacak şekilde kaleye gidiyor.
ilk yarıdaki futboldan sonra göztepe’nin zaten orada maçı bitirmiş olması lazımdı.ama bu tür maçları geçen sene de çok izledik. ilk yarıda sahada olmayan fenerbahçe, devre arasında ne oluyorsa ikinci yarılarda kolayca maç çeviriyor. bana hep çok ilginç geliyor bu maçlardaki kolaylık.
68’inci dakikada durumu 3-2 yapan gol geldikten sonra stadda ya da tv başında maçı izleyen ne kadar galatasaraylı varsa o üçüncü golün yenileceğini biliyordu ve sonraki 13 dakika boyunca yenilecek olan golün acısını çektik. bu iki kadar kötü bir durum ki hemen herkes anlamıştır bu dediğimi. çünkü hepimiz beraber çektik bunu. bana çok anlamsız geliyor gol yiyeceğimizin bu kadar belli olması. daha da kötüsü doğru düzgün pozisyona girebilen bir takım bile değil karşıdaki. bir tane aşırı iyi fizikli ihtiyarı maça soktular ve bu adam iki tane gol attı. çok saçma.
böyle maçlardan sonra sinirimi nereye boşaltacağımı şaşırıyorum ve çareyi buraya yazmakta buluyorum. öncelikle maç eyüpspor maçına çok benzedi. saçmasapan kaçan tonla gol, kariyer maçını oynayan kaleci, saçmalayan barış yılmaz. gerçi sadece barış’a yüklememek lazım bu saçmalama olayını. takımın genelinde vardı bu. bu kadar çok pas hatası yaptığımız maç bu sezon hatırlamıyorum. o kadar kötüydü ki pas performansımız sanki başka takım izledik. aslında doğru bu söylediğim. sara, sahada olmayınca bambaşka bir takım olduk. harika bir futbol ile bok gibi futbol arasındaki fark sara imiş meğer.
lan madem böyle oynayabiliyordunuz fener maçında niye oynamadınız, bize olan gareziniz fenere yok mu?
(bkz: 16 aralık 2024 galatasaray trabzonspor maçı)
caner’in kendi ayağına takıldığı pozisyona faul verdi.