yapı tabii ki var.
yok diyen bana göre ya çok saftır,
ya futbolla alakası yoktur,
ya da olduğunu bile yok diyen trollerdendir.
fenerbahçe taraftarı bir türlü gelmeyen şampiyonluğun 1 numaralı nedeninin bu olduğunu anlamak zorunda.
diğer yandan yapının varlığı başkana saçma sapan işler yapma özgürlüğü vermez.
tam tersine çok daha dikkatli, çok daha becerikli olmak zorunda yönetim.
fenerbabçe'de iş bilen bir yönetim olsaydı
yapıya rağmen son 8 yılda 3 belki 4 defa şampiyon olabilirdik.
yapıya rağmen şampiyon olmamız çok daha kıymetli ve gurur verici olacaktı.
ama ali koç'un saçma sapan hamleleriyle hep kendimize çelme taktık.
başkandan kulüp çalışanlarına yönelik ufak ufak hamleler gelmeye başladı.
çoğu kişi bu hamleleri eleştiriyor ya da küçümsüyor.
oysa en ufak doğru hamleye bile ihtiyacımız var.
ocak ayına kadar transfer yapılmayacak bunu biliyoruz.
ama ocak ayına kadar transfer hazırlığı yapılabilir ve yapılmalı.
bu hazırlık liyakatli, yetkin, çalışkan ve fenerbahçe'yi seven bir ekip tarafından yapılmalı.
adı var kendi yok scout ekibinin gönderilmesini doğru buluyorum.
bunlar şimdiye kadar somut hiç bir şey yapmadılar.
ama devin özek hala görevde.
işte bunu anlamıyorum.
diyetisyenin kovulması ile burada dalga geçilmişti.
ama söylentiler doğru ise bu da yerinde bir karar.
kulüpte çalışanlar, yani sahne arkasındakileri ben çok önemserim.
bunlar takıma ciddi katkı verebilir veya rezil de edebilir.
ali koç sekiz yılda kulübe bir sürü liyakatsiz, kifayetsiz ve iş bilmez elemanı doldurmuş.
galiba başkan bunları toplu değil,
birer ikişer göndermeyi düşünüyor.
dilerim yanılmam.
"ocak transfer dönemini önemsiyoruz" diyor ama
hala devin özek görev başında.
bu kadar başarısız bir adamla neden devam ediyorsun?
menajerler ellerini ovuşturuyorlar fenerbahçe'ye kimi çaksak diye.
taraftarımızın çoğu maç falan izlemiyor.
onun yerine yine doğru dürüst maç izlemeyen ve skora göre gevezelik eden sözde yorumcuları dinliyor.
üstüne gs'li medyanın servis ettiği haber ve tweetler ile tam istenen kıvama geliyor.
sonuç: bugün çoğu fenerbahçe taraftarı gs hayranıdır.
burada anket yapalım,
herkesle iddiaya girerim,
çoğu fenerbahçeli, "kovacan ederson'dan daha iyi kaleci" diyecektir.
yine anket yapalım,
"süper ligde en nefret ettiğiniz oyuncu kim?" diye
yine herkesle iddiaya girerim,
ilk üç sırada fenerbahçeli futbolcular çıkar.
bu maç futbolcuların maça konsantre olmadığı doğru.
bu gün için onları suçlayamam.
biz taraftar olarak nasıl ki kongreye odaklanıp maça konsantre olamadık,
sözleşmeli futbolcuların da konsantre olamaması doğal.
bu sonuç eylül ayında lig devam ederken kongre yapanların suçudur.
ve bu puan kaybı herkesten önce onlara yazar.
ama,
bundan sonraki maçlarda böyle bir konsantrasyon kaybı kabul edilemez.
o zaman ben de bu "sabotaj" teorisine sıcak bakarım.
saran hakkında soru işareti olan arkadaşlar,
burada olay saran vs. değil.
tarihimizin en başarısız başkanını göndermeyi becerebiliyor muyuz?
bütün mevzu budur.
camianın çocuğu lafını duyunca tüylerim diken diken oluyor.
bu camianın çocukları
bütün üstün başarısızlıklarına rağmen,
bir zamanlar bizde futbol oynadılar diye,
neden hep teknik direktör olmayı kendilerinde hak görüyorlar?
başarılı olsalar gam yemem, desteklerim.
ama şans bulmuşsun, iyi kötü çalışmışsın,
iyi para da kazanmışsın,
sonunda beceremeyip gitmişsin.
hala bu ısrar niye?
bu kadarı yüzsüzlük hatta küstahlık sayılmaz mı?
bu arada camianın çocuklarının başarısızlığı
tedesco'yu iyi hoca yapmaz.
akademik birinciliği falan bu masalları geçelim.
kariyeri ortada; hızlı başlamış, sonra batırmış.
yanılmayı çok istesem de burdan yükselişe geçeceğini sanmıyorum.
hele ali koç'un başkan olduğu yerde hiç mümkün görünmüyor.
ali koç yetkin insanlarla çalışmak istemiyor.
ona her dediğine "evet efendim" diyecek,
düşük profil tipler gerekiyor.
devin özbek fenerbahçe'de uzun bir kariyer planlıyorsa,
başarıya falan odaklanmadan,
başkanı mutlu edecek.
bir an için fenerbahçe’nin yeni hocasının tedesco değil de klopp olduğunu düşünelim.
neler yaşanırdı?
hoca iyi kötü bir kurgu ve oyun sahaya sürer,
zamanla takım form tutar, ritm bulur,
tam bu noktada başkan devreye girer,
akla hayale gelmez bir saçmalıkla bütün ritmi bozup, momentumu aşağı çevirir,
kritik bir maçta hakem operasyonu ile yenilgi gelir,
liseli medyanın yönlendirdiği taraftar yine kelle ister,
klopp hakkında akla hayale gelmez hakaret ve aşağılamalar başlar,
hoca gönderilir, yenisi kim olsun tartışmaları başlardı.
ali koç kongrede başkan seçilirse bu döngü her sene devam edecek.
bu döngüyü her sene yaşamaktan ben bıktım.
tedesco’dan ümitli olan arkadaşların iyimserliğine hayranım,
yanılmayı da tüm kalbimle diliyorum ama,
bozuk makinayı tamir ederken ısrarla aynı parçayı değiştirip duruyoruz.
asıl arızalı parça değişmeden o makine ça-lış-ma-ya-cak.
ali koç başkan olduğu sürece hocanın önemi yok.
ama bizim başkan adaylar arasında en berbatını seçmeyi başarmış.
hiç şaşırmadım.
ben kendisine aykut'u yakıştırıyordum.
o ise gidip aykut'tan beterini almış.
başkanı ali koç,
sportif direktörü devin özek ve
teknik direktörü tedesco olan bir takımın taraftarı olduğum için utanç duyuyorum.