ilk yarıdan iki isteğim vardı. osi kardeşim yine hakettiği gol ve golleri ataydi keşke bir de sara o penaltıyı var'a bırakmadan iptal ettirmeliydi. takım kendini bulmuş. biz şampiyon o l a c a ğ ı z
nisan değil de ocak-şubat gibi bir havada oynanacak karşılaşma. yağış, soğuk hava ve ağır zemin olacak. fiziksel olarak en yüksek kapasiteli kadroyu sahaya sürmeliyiz gibi görünüyor.
bu ali ferahbot amma fener hayranı oluvermiş. bizim maçlarda gırtlağını yırttığı hiç olmaz. hesapta galatasaray li diye söylenir.
"galatasaray taraftarı davinson ile tanıştı " geçmiş davinson'un oynadığı takımların taraftarları... biz creme de la creme davinson izliyorduk. bu adamın gerçeği bu zaten. ıki ucu keskin bıçak. vezir de eder, rezil de.... ben böyle adamları seviyorum. manyaklığına sağlık kardeşim, yenen devam.
bloklarımizin arasında galaksiler var. oyuncularımız yerleşik oyun topçusu. her seferinde 40-50m koşuyorlar. böyle anlamsız bir oyun tarzı görmedim. 40-50 kosacaksak sallai jelert falan koyacaksın. sara da lemina da ne yapacaklarını şaşırdı. dilleri dışarıda oynuyorlar. morata da nereye düştük diyordur...
biz sürekli neden kanat deniyoruz? göbek zayıf ama bir türlü oraya adam sokamadik.. kanat deneyeceksek de sol kanada yuklenmemiz lazım. orada oğuz oynuyor yahu adam bek falan değil.
ıncelediği yerden kopacak. benim için bu maçın tanımı artık bu oldu. eskiden sadece siyah beyaz yoktu, gri bölgeler vardı. siyaset için de, din için de geçerliydi. artık hayatın her alanında olduğu gibi futbol için de her şey siyah beyaz
ıkinci yarı, osimhen, barış, sara, torreira, davy ve apokerim değişikliği ile başlayalım
az başkanından telefon mu geldi? yere attı adam kendini...