muslera denen rezil adama karşı oynadığımız maç. ne zaman baskı kursak topu takibe atıyor. bıktım usandım bu adamdan.
bilbao’yu hedefleyenlerin yedek kulübesine göz atması gereken maç. haliyle çıkan 11’e pek bir şey diyemiyoruz. bu kadronun avrupa’da ilerleyebilmesi pek mümkün görünmüyor.
faul olduğu bile şüpheli olan pozisyonda samsun 10 kişi kaldı. allah sizin gibi hakemlerin belasını versin yahu ne hale getirdiniz futbolu. böyle uyduruk poszisyonda takımı nasıl eksik bırakırsın? fener uşağı kadir sağlam maçın kaderini değiştirdi.
okan hocanın kupayı önemsemediğini gösteren maç. bu maçı kaybetmek demek kupadan elenmek anlamını taşıyabilir. 8 takımdan 2’si çıkıyor ve grupta eyüp de var. yenildiğimiz senaryoda bizden +3 yapan başakşehir ve bizle maçı olmayan eyüp’ün arkasında kalırız büyük ihtimal.
kadroda demirbay hariç ağır veya hantal denilecek oyuncu yok. bats biraz kımıldasın bir zahmet. yine de uyum problemi nedeniyle olumsuz sonuca gebe bir maç. ne oluru tahmin etmek zor.
yılbaşı arasında takım 3 gün fazla dinlendiği için fiziksel anlamda sıkıntı yaşadığımız dillendirilen maç. rakamlara bakalım öyleyse;
ikili mücadele kazanma yüzdesi;
gs %58-göz %42
sayısal anlamda 43’e 31
bazı oyuncuların ikili mücadele kazanma oranları;
kaan ayhan 5/5
ismail jakobs 4/4
gabriel sara 10/13
barış alper yılmaz 7/11
hava toplarına gene üstünüz. rakip ise ligin genç ve en dinamik takımlarından biri. hakemin sallai, barış ve torreira’nın kaptığı 3 tane faulle alakası olmayan pozisyona faul çalması var. her şeye zırt pırt düdük çalan bir hakem izledik. normal hakem yönetiminde fiziksel anlamda göztepe’yi dövdüğümüz daha net ortaya çıkacaktı. 1 vs 1’de çok üstün bir maç çıkardık.
takımın sorunu ise bence organizasyon problemi. üçlüye başta karşı olsam da o sistemlerde takım çok daha akışkan, rakip kaleye rahat giden ve ceza alanına kalabalık giren görüntü veriyordu. artık kaan’ın bek olduğu 4-2-3-1’i rafa kaldırmamız gerekiyor. stoper ve mika da üçlüye dönmek için isteniyor.
osimhen, barış ve yunus’un tutuk olduğu, sara ve jakobs’un müthiş savaştığı çok önemli maçı kazanmasyı bildik. bu takımın fizik anlamında pek sorunu yok, oyun içi organizasyonu güçlendirecek ve alternatif yaratabilecek oyunculara gitmeliyiz ara transfer döneminde.
yunus akgün’ün 51. dakikadaki golüne kadar oldukça kötü oynadığımız maç. o golden sonra takımda rahatlama ve kayseri’nin maçı bırakıp geride boşluk vermesiyle maç farka gitti. bu maçın olumsuz yönleri olumlu yönlerine çok daha ağır basıyor zannımca. sakatlar çokken 4-2-3-1’e dönmemizi savunuyordum ancak tam kadro neden geçtiğimize henüz anlam veremedim. takım bu formasyonla çok ciddi oyun kurma problemi yaşıyor, topu yere bir türlü indiremiyor ve sürekli uzun vuruyor.
anlık tabloda puan farkının 8 oluşu ve mevcut ortam taraftarı doğal olarak rahatlatmış olsa da, oynanan oyun büyük hedeflere ulaşma anlamında beni çok ciddi şüphelere düşürdü.
sezonun en kötü oyunlarından biriydi. zemin kötü diye uzun topun bokunu çıkarttık resmen. topa herkes langır lungur vuruyor. mertens ve yunus sahada yok.
bal ligi futboluna son verip topu yere indirmek lazım. bu oyuna bu skor gayet iyi şu an. ciddiyeti bırakırsak puan kaybına gebe maç.
speşşıl van, tadic ve fred noel bayramını kaçırmasın diye alelacele cuma gününe konan maç. aylar öncesinden fikstürün bu maksatlı ayarlandığına yemin edebilirim. işin tuhafı hafta içi kupa maçı oynayan eyüpspor 3 gün sonra bu maça çıkarılıyor. eyüp tarafından bir açıklama şimdiye dek görmedim. sağlam fikstür oyunları dönüyor.
fenerbahçe ile değil galatasaray’la uğraştıkları müddetçe şike sezonunun bir benzerini önümüzdeki 10 yılda yaşayacak takım. bize karşı en iyi oyununuzu oynayın ama algı yapmaya kalkarsanız iş faklı boyuta gider. acun trabzon lobisinin hoşuna gidecek açıklamalar yapmıştı trabzon-fener maçından sonra. kendilerinde eksen kayması seziyorum.
sizin maksadınız fenerbahçeye çelme takmak, onlarla uğraşmak. bunu yapmadığınız müddetçe ligde olmanızın bir anlamı yok.