hakem katliamıyla kazanamadığımız maçtır. osimhen in ceza sahasında canına okudular ama her pozisyon görmezden gelindi. adam en sonunda çıldırdı. bu adamlara ses çıkarmazsanız bu futbolcularda mücadeleden vazgeçer.

allah bin türlü belanı versin tff.

beşiktaş ın kilidini açmak için önde baskı şart. beşiktaş şu ana kadar bizi çok iyi uyuttu. acil baskı gelmezse maç gider. çok zayıf hücumlarımız.

liverpool maçından sonra maalesef taraftarımızın saçma sapan paylaşımlarıyla karşılaşıyorum. bu bir derbi ve kimsenin ağzına laf vermemek için en az liverpool maçı kadar iyi hazırlanmamız gereken maç. beşiktaş çıkış arıyor, federasyon zaten en azılı gs düşmanı hakemlerden birini göndermiş. lütfen herkes şu maçın önemini biraz kavrasın. lig de 8 de 8, milli ara ve gelişmeye devam eden takım için bu maç çok önemli.

boey’i 30’a satıp yerini dolduramamıştık. sonra geri almak istedik ama olmadı. biz de gidip aynı paraya, boey’in kafa topuna da çıkabilenini aldık.

allah nazardan saklasın.

30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçında öyle bir top oynayacakki devre arasında seria takımları kapımızı çalacak. götü biraz büyüdü ama hala topçu gibi topçu.

biz yenilmeyecek denilen takımları yene yene büyüdük.
benim tribün hikayem 1992’de, ali sami yen’de italyan devi roma’yı devirdiğimiz gün başladı. o günden sonra hep bu renklerin peşinde koştum.

sayısız deplasmana gittim. avrupa’da galatasaray’ın peşinden gittiğim her şehirde aynı duyguyu yaşadım: o şehri gezerken büyüsüne kapılır, ertesi gün sanki o şehrin yok olacağını hissederdim. çünkü biliyordum. 1 gün sonra o şehre galatasaray gelecek ve o şehir galatasarayın olacaktı.

monte carlo sosyetesinin kalbinde, real madrid’i devirdiğimizde o şehir artık bizim olmuştu. monaco’da bu gerçeği herkese kabul ettirmek için tarihin en büyük lideri mustafa kemal atatürk’ün yatı savaronayı, arkasında dev türk bayrağı ve galatasaray bayrağıyla monaco limanına yanaştırdık. bu sadece bir maç değil, bir kudret gösterisiydi.

londra’nın elit takımı arsenal’i, 10 kişi kalmışken, kolu kırık kaptanımızın inancıyla devirdik. zaferi kolay yoldan değil, destansı mücadeleyle kazandık.

ve şimdi sıra geldi liverpool’a. şampiyonlar ligi’nin o şık atmosferine biraz kanun sesi katma zamanı geldi. inanıyorum: bugün yeni bir zafer kazanacağız. ingiltere premier lig şampiyonu olmaları umurumda değil. çünkü liverpool galatasaraydan büyük değil.

çünkü biz gücümüzü dünyanın en güzel okulunun sıralarından, kültürün simgesi galatasaray lisesinden; beyoğlu’nun tarihi sokaklarından; ve efendisi olduğumuz istanbul’un güçlü dinamiklerinden alıyoruz.

ilahi güç bizim yanımızda olsun. kazanacağız.

liverpool’un gücünü sürekli vurgulamaktan vazgeçelim. kimse benim takımımı 50.000 taraftarın önünde yenemez! bu maça gidebilmek için insanlar karaborsa bilete para verebilmek adına hafta sonu mesaisi yapıyor. maç bittiğinde kimse çıkıp da “zaten galatasaray’ın kazanmasını beklemiyorduk” demesin. diyenin alnını karışlarım! bu maçta iyi oyunla alınan mağlubiyet bile kabul değildir.

bu takımda oynayan futbolcular, galatasaray dışında hiçbir yerde bu paraları kazanamaz. bu takımın hocası da bu imkanları başka hiçbir yerde bulamaz. o yüzden bu maçı kazanacaksınız. taraftara geçen hafta yaşattığınız 5-1’lik frankfurt hezimetini unutturacaksınız. maç biter bitmez de ertesi gün beşiktaş maçına hazırlanacaksınız. o derbiyi de kazanıp yolunuza devam edeceksiniz.

ben hayal kırıklığına uğramayı sevmem. eğer uğrarsam, öfkem büyük olur. ben futbolculardan da hocadan da önce bu taraftara ve galatasaray ruhuna inanıyorum, güveniyorum. bu maçın parolası bellidir: mutlak zafer.

asıl galatasaray ruhunu bu maçta sahada görmek istiyorum.
kazanmak zorundayız ve kazanacağız. liverpool’u sahadan sileceğiz!

bir futbol mucizesi olmazsa kaybettiğimiz maçtır. he ayrıca sara oyuna girmeli.

frankfurt, almanya gibi türkiye ligine kıyasla yaklaşık beş kat daha zorlu bir ligde mücadele ediyor. dortmund veya bayern gibi zirveye oynayan bir takım olmasa da, güçlü ve zengin bir şehrin temsilcisi olarak önemli bir yere sahip. son oynadıkları maçta 9 kişi kalan rakipten 3 gol yiyerek mağlup olmaları, iyi bir takım oldukları gerçeğini değiştirmez. frankfurt’un kötü gittiğine dair iddialar gerçeği yansıtmıyor; zira lider bayern’in yalnızca bir galibiyet gerisindeler. ancak son leverkusen mağlubiyeti bizim açımızdan olumsuz oldu. bu yenilgiyi unutturup “devler arenası’nda biz de varız” mesajı vermek isteyeceklerdir.

frankfurt, almanya’nın en sadık taraftar gruplarından birine sahip. kendi evlerinde desteğin azalmasından çekindikleri için galatasaray taraftarının tribünü ele geçirmesine engel olmak adına yoğun bir çaba gösterdiler.

maçın kilidi topa sahip olma oranlarında gizli. hücum ederken garanti pasları tercih etmeliyiz. kontra ataklara karşı dikkatli olmalı, özellikle stoperlerin hücumlara katkı vermek için orta sahaya ya da orta yayın ilerisinde pozisyon aldığı anlarda, jakobs’un kenar çizgiye değil stoperlerin pas yaptığı noktalara yakın bölgelerde konumlanması gerekiyor. burada yapılacak bir pas hatası sonrası defans arkasına atılacak hızlı bir top, beklerin rakibi kovalamadaki kararlılığıyla bertaraf edilmek zorunda.

baskı altında sıkıştığımız anlarda topu kenarda riske sokmak yerine gerekirse orta sahaya şişirmeliyiz. bu noktada osimhen’in hava hakimiyeti kritik rol oynayacak. hücum hattındaki hızlı oyuncularımız, osimhen’in aldığı pozisyonu dikkatle takip etmeli ve rakip üzerimize pres yaparken onun indirdiği topları avantaja dönüştürmelidir.

2004 yılına kadar şampiyonlar ligi’nin adeta ağababası bizdik. porto ile beraber turnuvaya en çok katılan takımlardan biriydik. ancak futbol da, lig de değişti. 2002’de toplama bir kadroyla devleri dize getirdiğimiz, 2003’te juventus’u devirdiğimiz, 2004’te basit maçları rahatça kazanabildiğimiz o dönem artık geride kaldı.

galatasaray ismini yeniden avrupa’ya güçlü şekilde duyurmak için artık sadece mücadele yetmez. akıllı oyunla, rakibin baskıdan illallah edip topu taca göndereceği bir dönemi başlatmalıyız. kalecimiz öyle ya da böyle aktif en iyi türk kaleci, defansımız söylenenlerin aksine hiç de fena değil. orta sahada torreira–lemina ikilisi yeterli güce sahip. hücum hattında ise ilkay, sara, yunus, osimhen, ıcardi ve sané gibi silahlarımız var. ve bir de özel kozumuz: barış alper yılmaz.

transfer dönemi sona erdi. artık hem kendini daha da fazla kanıtlamak isteyen, hem de taraftarına kendini affettirmek için sahada savaşacak bir barış alper var. bugün dünya futbolunda onun gibi çok az alternatif bulunuyor. şampiyonlar ligi ve konsol oyunları bu maçı iyi izlesin: haftanın oyuncusu unvanı ve haftanın takımının en değerli kartı bu hafta barış alper yılmaz’dan gelecek.

göreyim benim aslanlarımı.

davinson a ilk tepkisinde bastılar sarı kartı. bu sezon ligde gördüğü 2. sarı kart.

« / 9 »
Kayıt Ol