renktaş, yazılarını çoğunlukla beğeniyle okurum, ancak "o" sıfat olmamış:
a) serebral palside ciddi bir durum.
b) görev başındaki td açısından yakışmayacak bir sıfat.
bana kalırsa o sıfatı silmen veya silinmesini sağlaman doğru olur.
her paragraf ile hemfikirim.
özellikle son paragrafla.
hentbol, hockey, buz hockey, su topu, ragbi, su altı ragbi, amerikan futbolu gibi branşlarımız eksik...
öyle bir noktaya getirdiler ki kulübü, neredeyse erkek futbol kapatılsın, diğer branşlarda devam edelim dedirtecekler.
üzülerek katılıyorum, nerede geçen sezon doğu karadeniz'de şerefsizleri yere yatırıp döven bright...
ne talisca imiş ama...
arabistan'dan yaşı gelmiş talisca'yı alamadıktan sonra real'den genç arda'yı mı alacağız? bu yönetimle mi?
başkanımız inanamamıştı benzia'yanın bize gelmeyi kabul etmesini, belki mucize ikinci defa gerçekleşir, kim bilir?
hazır 2 faslı kadroda varken, benzia'ya yanı sıra nabil dirar, aatıf chahechoue, islam slimani ve adil rami'yi geri getirsin, 7 magrebli oyuncumuz olsun.gol attıktan sonra topluca secdeye yatılır, türk oyuncularımızın da katılımıyla. bu aralar gol atmakta zorlanıyoruz, tedbir olarak maça başlamadan...
üstüne eyüp, fatih ve süleymaniye camiilerini gezdirelim, aya sofya'da namaz kılınsın, sultanahmet meydanında ekmek arası sucuk ve ayranlarla toplu fotoğraf çekimi, belki de 1-2 türbe gezinilir, yandaş medyanın tavrı anında değişir, candaş medya sesini çıkaramaz, saray'dan tff ve hakemlere telefonla uyarılar yağar...
ne demişti zamanında bjklı ihsan kalkavan? "gassaray'ı hocaefendi uefa şampiyonu yapmıştı."
eh, biz de bu şekilde şansımızı bir deneyelim...
talisca'nın ilk maçında bacağını kıracak birisini bulurlar, sezonu kapatır, konu da kapanır.
aziz yıldırım'ın en önemli adımlarından biri zamanında juan figger ile iş birliği yapmış olmasıdır. üstelik ortağı pelé idi, güney amerika pazarına hakimdi.
bu iş birliği sayesinde kaç güney amerikalı futbolcu fenerbahçe'nin yolunu tutmuştu.
nobre, alex, luciano, aurelio, lugano, edu, deivid, roberto carlos, baroni vd.
bir ara hatta daniel godin bile neredeyse gelecekti, 2010 yılında yarı final oynayan uruguay ulusal takımının lugano - godin stoper tandemine sahip olacaktık.godin birden villareal'de fazla parlayınca, diego simeone atletico madrid alıp elimizden kaçmıştı.
az beslemedik figger ile pelé ikilisini zamanında, ancak değdi, karşılığını aldık.
ali koç ise rogon'a teslim oldu, rogon da elinde ne kadar artık varsa bize yutturdu.
soyadı ortada, türkiye'nin en köklü ve büyük holdingin varislerinden, yönetim kurulu üyesi.
ve kalktı rogon gibi sahtekarlık üzerine kurulu bir şirketle iş birliği yaptı. rogon'un kurucusu ve sahibi roger wittman'ın kim olduğu ortada.hiç mi araştırmadı?
başkası yapsa, "daha iyisini bilmiyordu" dersin, ancak ali koç'un böyle bir tuzağa düşmesi affedilemez.
böyle veya benzer bir şirketi holdinge getirse, rahmi bey holdingin yönetim kurulundan atmakla kalmaz, evlatlıktan men eder.
ancak fenerbahçe konu olunca, hesap soran yok.