bir sahil kenarında güzel insanlarla huzurlu bir akşam geçirirken arada oynanıp giden maç.
mauro icardi'nin 9 ay sonra sahalara dönüp biraz futbol tanrılarının biraz da torreira'nın jestiyle golünü bulduğu maç.
fenerbahçe'den karagümrük takımına kiralanan bir futbolcunun ilk golde hatalı olup bir de gereksiz kırmızı kart gördüğü maç.
aynı zamanda orta sahada kalabalık bir topa sahip olma mücadelesinde rakibin bacağına esnetecek kadar basma sonucu verilen kırmızı kart için tiyatro diye teneke çalınan maç.
(bkz: masaya çık tepin istersen)
kombine biletlerin geçerli olması sebebi ile şaşırtmış olan müsabaka.
şaka maka deplasman tribünü biletleri 3627 türk lirasından satışa çıkmış olan maç.
2 eylül 2023 gaziantep fk galatasaray maçında aynı tribünün bilet fiyatı 500 türk lirası idi.
fenerbahçe'ye transfer olacağı yönündeki haberleri memnuniyetle karşıladığım futbolcu.
tek tereddütüm tükürdüklerini yalamasını mı yoksa hassas bünyesinin fenerbahçe'deki toksik ortama vereceği tepkileri mi izlemenin daha çok zevk vereceği.
solo il gala victor osimhen kutusu mu uçak bileti mi ikilemi yaşatan maç.
kazanan perde takımının ilk taksidi olsa da güzel mücadeleydi...
(bkz: seni düşünmek güzel şey)
bonservisi ile galatasaray'a geldiği gün ligi bitirecek olan futbolcu. özellikle sosyal medya sonrası dönemde hemen her transfer döneminde, her "büyük" takımın bir ya da iki transferi için bu laf ortaya sallanır oldu. ancak bu lafın altını bu derece dolduracak bir transfer ben hatırlamıyorum.
gelişiyle fark yaratan isimler oldu, gelip eksik bölgeyi tamamlayıp takımını şampiyonluğa götüren isimler oldu. isimli bir oyuncu olarak gelip hakkını verenler de oldu, hatta inişteyken gelip küllerinden doğanlar da oldu. ancak böyle bir transfer yok. 1996'da gheorghe hagi gelirken bile yavrum basının "emekli" ya da "tatile geldi" gibi lafları kamuoyunda bir ölçüde destek görmüştü.
bu gerçeği kimse dillendiremese ya da itiraf edemese de ortalıktaki kaos ve panik havası her şeyi anlatıyor. prezentabl gibi görünen "bu paralar türk futbolu için çok" diyebiliyor, biraz daha sivri olanlar "bu galatasaray'ı batışa götürür" diye sayıklıyor. diğer azgın ve ruh sağlığını kaybetmiş kesim en son uyduruk bir elbise markasını tehdit ediyordu bu transfere sponsorluk verdiği iddiası ile...
40 yılın azılı galatasaray düşmanlarına dişlerini sıkarak "ya galatasaray bu paraları vermeye devam ederse iflas eder tüh tüh" dedirtiyor bu transferin gerçekleşme ihtimali. ihtimali diyorum...
o kap geldiği gün yaşanacak dalgalanma bile bir ömür yeter bize...
her yaz olduğu gibi bu yaz da alemin kralı biziz havalarına girmiş olan topluluk. sıcaktan mı oluyor başka bir arıza mı var bilemiyorum artık...
(bkz: mayıslar bizimdir)
36. doğum günümün akşamında galatasaray için istanbul'a inmesi ahir ömrümdeki en unutulmaz doğum günü kutlamaları listesine kafadan giren futbolcu.
sırf tribün geçmişi var diye, aslında organizatörlükten ziyade organizasyonlarda yer almakta tecrübeli adamlara organizasyon yaptırılmaya kalktığı vakit o işin ne kadar kötü yapılabileceğini uç noktalarda göstermiş olan etkinlik.
hepsini geçtim en geniş çerçeveden bakıyorum; saat 3'te kapıları açıyoruz gelin diye duyuru yapıp gece 1'de sağanak yağmur altında kupa kaldırtmak inanılır gibi değil.
madem kupayı staddan çıkarıp halka götürmek gibi bir fikre kazara da olsa sarıldınız; hayatında mesaili işte bir gün bile çalışmamış, vip bölümde sefa sürüp ertesi gün öğlene kadar fosur fosur uyuyacak adamları değil de hakikaten halkı düşünseydiniz.
çocuk, çombalak, kadın, erkek o kadar saat ne yer ne içer; o saatte toplu taşımada ne çile çeker, ertesi gün işe ya da okula nasıl gider şöyle kazara da olsa aklınızdan geçirseydiniz...
"sevincimizi paylaşmaya gelen" sanatçıları mı gündüz gözü sahneye çıkmaya ikna edemediniz yoksa "pyro show" yapacak ekipten başka bir hizmet alımı mı yapamadınız?