tıpkı 20 aralık 2024 eyüpspor fenerbahçe maçındaki gibi devre arasından hemen önce fenerbahçe'ye hakemin suni teneffüs yaptığı maç.
orada devre arasına bir kişi eksik ve skor olarak geride gireceklerdi. hakem surata vurmayı eş geçti ve o top dönüp gol oldu.
burada da hakem penaltıyı "gözden kaçırdı" diyelim. devamında bir süre karşılıklı faullere ses etmeyip devam ettirdi. rizespor'lu futbolcunun ayakkabısının basmadan dolayı çıktığı pozisyonda anca sarı kart verebildi. var beklettiğinde acaba kırmızı kart mı derken penaltı kararı ve ona bağlı rakibe kırmızı kart geldi.
devreye 0-2 ve 10 kişi girilecekken 1-2 ve rakip 10 kişi girildi.
fenerbahçe devreye 0-2 ve 10 kişi de girse böyle şeylere gerek kalmadan kazanabilecek konumda. arada öyle bir kalite farkı var.
ama bu gerçek yapılan şeylerin yanlışlığını değiştirmiyor...
5 dakika önceki penaltı incelenirken amrabat'ın bileğe basmadan görmesi gereken kırmızı kartın güme gittiği maç.
böyle pısırık, iki uğultu yükselince düdük çalamayan adamları hakem yapmaya devam edin.
bir gün bir yerde kontrolü öyle bir kaçırıp öyle bir galeyana getirecekler ki insanları, olan olduktan sonra çok üzüleceksiniz ama çok geç olacak...
6 ay önce evliliğini bitirmiş, sürekli büyük kulüplerde gezip goller atmasına rağmen hep bir "ama"yı beraberinde taşımış, büyük beklenti ve fena olmayan bir bonservisle büyük bir takıma transfer olmuş ama ritmini bulamamış bir forvet...
evet hikaye tanıdık geliyor buraya kadar da, papaz her zaman pilav yer mi göreceğiz...
neyse öğleden sonra sebahattin abi'yle kafa tokuşturup bir üçlü çekesin de...
--- alıntı ---
bir çaresi bulunur elbet yarın yeniden yaşamanın
--- alıntı ---
2024-2025 sezonu ara transfer döneminde galatasaray'a dair yegane transfer söylentisinin öznesi olan futbolcu.
şunu getirelim de taraftarı susturalım transferi olacaksa kariyerinin de yeteneklerinin de hatta geldikten sonra vereceği katkının da bir önemi yok.
bas bas bağıran eksik mevkilerimiz, yedeksizlikten canı burnuna gelmiş kilit oyuncularımız varken bu mantıkla bir futbolcuya gitmek kaynak israfından başka bir şey değil.
yaz transfer döneminde bir dizi olayın denk gelmesiyle victor osimhen kiralık da olsa galatasaray forması giymesi de böyle bir hamleydi.
o dönem bunu eleştiren taraftar özellikle yönetime yakın olan, olmasa bile yumuşak davranmak zorunda olan çeşitli içerik üreticiler tarafından şakaya vurulmuştu.
şimdi bu transfer gerçekleşirse, biraz da goygoyu döner de taraftar üç beş gün eğlenirse bu konular yine konuşulmaz.
bundan mesela bir ay sonra, atıyorum torreira aşırı yüklenmeye bağlı bir sakatlık geçirir de 3-4 maçı kaçırırsa o zaman çok dövünürüz ama geç olur.
sağ bek ve sol bek konusuna girmedim bile...
ama tabi böyle isimler iyidir, bol içerik ürettirir. taraftarı ne olursa olsun eğlendirir...
zaten biz basit eğlenceler için takım tutuyoruz değil mi?
biraz güçlü bir oyun ve skor olarak tatminkar bir galibiyet alabilirsek kara bulutları epey bir dağıtacağımız maç.
kara bulutları dağıtmak dedik de; ligde namağlubuz, avrupa'da ilk 8'den mi playoff'tan mı devam edelim maçındayız.
tabi bir yandan da şu var. defolarımızı ortaya çıkaracak ve/veya taraftarı ciddi çıldırtacak bir rezillik yaşanmazsa da, takımın bağıra bağıra istediği takviyeler bile yapılmadan transfer dönemi kapanacak.
en kötü senaryo hem bu maçı yönetime konfor alanı sağlayacak kadar bir şekilde kazanıp allah kahretsin böyle futbolu hesaplarından geçemeyip playoff oynamak olur.
hem ligdeki en kritik maçın önünde arkasında ekstradan iki avrupa maçı, hem de yönetime "biz oyuncu grubumuza inanıyoruz" diyerek kenarıya çekilme fırsatı.
keşke çok değil iki tane adam gibi yöneticimiz olsaydı da böyle şeyleri düşünecek hale gelmeseydik.
evet ligde namağlubuz ve avrupa'da bu akşam skor ne olursa olsun devam edeceğiz. fenerbahçe bu durumda olsaydı muhtemelen 7/24 kutlama yaparak gezerlerdi. ama biz oraları çoktan geçtik artık.
galatasaray'ı yönettiğini iddia eden kimselerin de bu gerçeği idrak edip ona göre davranması gerekiyor...
şöyle bir instagram gezmesiyle bile biletlerin ne kadar enteresan bir korelasyonla dağıldığı tespit etmenin mümkün olduğu maç.
fenerbahçe'nin bizimle dalga geçercesine 0.96 xg ile 3 gol attığı maç. ilk golde gol vuruşundan önceki son iki dokunuş göztepe oyuncularının ıskaları, tek vuruşla gol oldu. ikinci golde yere düşen adamın vurduğu kafa süzülüp de köşeye gidiyor. üçüncü gol desen atak başlangıcı net faul, devamında serseri bir şut dağa taşa değil de kalenin içine gidiyor.
çok ekstra bir galibiyet çıkardılar ve muhtemelen ilk altı sıra takımlarına karşı ilk oldu bu sezon. hakem diye sahaya çıkarılan arkadaş mı şansları mı daha çok yardım etti sorusunun ağır basan bir cevabı yok.
ancak o arkadaşın bile son dakikada korkudan taç atışını iki kere tekrarlatıp göztepe atağını hiç etmesi galibiyetin ne kadar şansa geldiğini anlatan en iyi örnek...
cumartesi sabah 7'de evden çıkmamla başlayıp, pazar sabah 3'te eve girmemle sona eren maç.
bir hafta on gündür yaşanan krizi bitirmese bile pause tuşuna basmış olmak bile çok değerliydi.
bilet için uanil2'ye, 4x4 ağırlaması ve müthiş sohbeti için canım sisli meydanlarinda dolasan'a, müthiş enerjileriyle hem maçı hem de envai çeşit duyguyu maç boyu yaşattıkları için lecce ve saz arkadaşlarına , ayrıca bir şekilde kazanmayı başarıp içinde olduğumuz krizi daha da büyütmeme başarısı için futbolcu arkadaşlara yürekten teşekkür ederim...
birilerinin bir yerde bir reaksiyon vereceği karşılaşma.
başka yolu yok bunun...
uçak biletini aldığımda deli misin sen bu maç için gelinir mi seviyesinde bir karşılaşma iken, son bir haftada yaşanan süreçte sezonun kırılma anlarından birine dönen; doğu üst tribünden dahil olacağım mücadele.
umarım kırılan biz değil son bir haftadır içinde bulunduğumuz süreç olur. takım güzel bir reaksiyon verir, tribün de ona eşlik eder ve güçlü bir galibiyetle panik ortamından çıkarız...