bunun söylediklerini ben dinliyorum. şahsen dinlediğim nadir kişilerden biri. gördüğüm kadarıyla hesapsız, pazarlıksız, mamasız konuşuyor ve çoğu zamanda doğruları söylüyor. ne var ki ...
ne var ki kendisi solşeya'nın tenekesi hazırlanırken 'bu takımın tek bir çaresi var, o da sy dır' diyordu.
mevzu bir tur binmekse sıkıntı değil. mevzu zaten batan klüpte son bir defa tencerenin dibini sıyırmak ise sıkıntı.
bu beyefendinin çok iyi bir yönetim kurulu vardı. hüsnü güreli, ibrahim altınsay vs.
birincisi 20 yıl önceki futbol ekonomisi yok. sn altınsay bir söyleşide; 'zago'nun 1 milyon dolar bonservisi vardı ve biz yönetim kurulunda ciddi ciddi bu parayı nasıl ödeyeceğiz diye düşünmüştük' demişti.
ikincisi (daha öncede yazmıştım, fikrimdir kesinlik arz etmez) o kişinin beşiktaş ile işi bitti. aday olmaz. olursa da bir şeyler değişmiştir ve bizim için hayırlı olmaz, başka amaçlara matuf olur.
yaşınız çok genç, 101. yılda yaşananları ve sonrasında beyefendinin tutumu ve davranışlarını unutmamak lazım. çok önemli.
buraya kadarı tartışmaya açık. tartışmaya kapalı olanlar ise şunlar:
-bu işte başkanlık, yöneticilik, futbolculuk vs yapıp, küfür yemeyen biri var mı? küfürü normalleştirmiyorum. ama 'bana küfür edildi, bırakıp gidiyorum' denecekse adam kalmaz geriye. aradan zaman geçince unutuluyor. onun bırakışı hasan arat'ın bırakışı kadar şaibelidir bana göre. ve unutulmamalı ki bir kere bırakan gene bırakır.
- bu tip kişiler mali gücü ne olursa olsun verir mi yoksa alır mı...
rafa konusunda ise şunu söyleyeyim.
bu tip basın toplantılarını genelde youtube da bulur, tamamını dinlerim. bu sefer tamamını dinlemek içimden gelmedi. önemli bölümlerini sosyal medyada gördüm.
bir başkan ve bir td oturup 1 saat boyunca bir futbolcu için ki sevdiğimiz rafa silva için bile olsa basın toplantısı yapar mı...
hadi yaptın; ne karar aldın, neye yaradı, neyi çözdün...
bir sorun varsa ki var, orası anlaşıldı. ya oyuncu ile anlaşılır gönlü alınır, ya kadro dışı bırakılır, ya para cezası verilir ya da satışa konulup ilk transfer dönemi beklenir. ne yapılmaz: basın toplantısı.
taraftar olarak sıkıntılıyız. buna katılmamak elde değil. şahsen ben sy ın gelmesini hiç istemeyen ama geldikten sonra da tam destek diyenlerdenim. ilerlemiş yaşına rağmen şenol güneş bile hem oyun hem idarecilik anlamında, geçen süreyi çok daha iyi kullanabilirdi, diye düşünüyorum.
sy bugün istifa etsin, 2 sene sonra bizim taraftar gene kendisini ister, akıllanmaz. buna da katılıyorum.
katılmadığım nokta ise şu: ne fo yu taraftar gönderdi ne de s. bilgili'yi. ne de anç yi taraftar getirdi.
fo artık klübü maddi anlamda çeviremeyeceğini, denizin bittiğini gördü. fopn bahanesi ile gitti (s. bilgili gidişinin çok daha acı sebepleri olduğunu tahmin ediyorum, ispatlayamam onun için de yazmak gereksiz. ama 'ayol bana küfür ettiler, tutmayın ben gidiyorum' değildi sebep).
anç son birkaç gün içinde adaylık açıkladı. o güne adaylıklarını açıklayanlar apartman yöneticisi bütçesinde insanlardı (bu söylem ayıp olmasın, belki hepimizden daha iyi beşiktaşlılar ama iki kere iki dört. beşiktaş başkanı olmanın şartları belli, o kişiler hangi borcu ne şekilde çevirebilirdi). neticede de kongre doğal olarak anç yi seçti.
bu yazdıklarımdan anç güzellediğim anlaşılmasın. kendisini en ağır eleştirenlerden biriyim ama hepimizi zaman tüneline koyup o ilk seçim gününe dönsek onca yaptığına rağmen gene anç seçilirdi. kongre o adaylar arasından kimi seçecekti ki... o günde sahipsizdik, bu gün de.
çok uzatmayayım da, taraftarı aslında çok ipleyen yok. hepsi şunu biliyor; transfer döneminde 1-2 kafa transfere taraftar her şeyi unutur.
valla sy yanlışları anlatmakla bitmez. burada ayrıntıları ile yazılıyor zaten. oyuncu değişiklikleri, 11 tercihleri vs.
çok konuşulmayan büyük yanlışları da var daha. misal, graf'ı basın toplantısında suçlaması. her fırsatta futbolcuları ateşe atması vs.
ancak bu akşam ayrı. bu mağlubiyet orkun'un. hiç lamı cimi yok. şu tutuk feneri yakalamışsın. 2-0 öndesin, 5 olması kuvvetle muhtemel. nedir o kırmızı kart yahu.
geçmiş olsun. gitti 2 puan daha.
hayır hepsi bir tarafa. hekimoğlu 3 senedir hangi maçta girip te iş yapmış? tek bir maç var mı? beyhude çabalar, bom boş işler...
şu meşhur '3 transfer dönemi lazım' söylemi ilk çıktığından bu yana 2 transfer dönemi geçti zaten. biri ara, biri yaz.
bence söylem çok doğruydu, o geçen seneki leş kadroyu bir dönemde yenilemek mümkün değildi.
ancak halen '3 transfer dönemi lazım' deniyorsa ben şunu anlıyorum: 3 sayısı eksilmiyor, hep 3
yancı medyacılar kendi mamasının peşinde, heriflerin beşiktaş umurunda değil. sosyal medyada troller de aynı şekilde. ancak sorun şu ki normal taraftarın büyük bir kısmı da bu algıcıların peşinden gidiyor. işte bunu anlamak mümkün değil.
arkadaşlar yönetim gitsin diyoruz ama kim gelecek.
1-cemil kazancı. bir kere bu işe soyunmuş mu? böyle bir gündemi hiç olmuş mu? adamın bu işe kalkışması siteden birimizin gelecek abd başkanı olma ihtimali kadar.
2-serdar bilgili. o kişinin beşiktaş ile işi 22 sene önce bitti. gerçekten gelip talip olacağını düşünen var mı?
3-fikret orman. şu parasal durum ve ortamda onun da rahatını bozup, elini taşın altına koyacağını zannetmiyorum. ne ülke futbolu 15 sene önceki, ne de beşiktaş 15 sene önceki durumunda. bu benim tahminim, yanılıyor olabilirim ama ihtimal çok çok düşük (1 ve 2 için yemin edebilirim, ispatlayamam). fo keşke gelse, orası ayrı
geriye eğrisiyle, doğrusuyla hüseyin yücel kalıyor. o da halen fikrini değiştirmedi ise.