galatasaray'ın zayıf oyununun sebebi kendisi olmayan stoperimiz, esasında bireysel bir sorun değil oyunumuzdaki. ortada bir sistem vardır, çalışan dişliler vardır, bir alışkanlık, bir oyun ezberi vardır. sen de bu makine daha iyi, daha hızlı, daha yüksek performansla çalışsın diye düşük kaliteli parçaların yerine daha kaliteli olanını alırsın. ama işte sorun makinenin parçalarında değil, makinenin kendisi düzgün çalışmıyor. makinemiz kaliteli ve en pahalı parçalardan biri de ( viktor osimhen ) elimizde ancak sistem yok sistem. ( bir sistem sorunsalı üzerine söyleşi)

rakip farketmeksizin gol yemeyen galatasaray her maçın favorisidir. ancak gol yiyen galatasaray apoel nicosia karşısında bile rahat kazanamaz. defans, defans, defans... maçın anahtarı kalemizi savunma gücümüz. kendimizi büyük, rakibimizi küçük görmeyi terk etmemiz lazım. eskidendi o avusturya, isviçre takımlarına dışarıda 4, içeride 5 atmak. artık en zayıf avrupa takımları bile kompakt ve alan vermeden oynuyor.

uefa avrupa ligi play off turunda galatasaray ile eşleşen hollanda takımı. rakibi galatasaray evinde hiç kaybetmezken, deplasmanda ise hiç kazanamadı.

çok sinirliyim. halı sahada yenmeyecek goller yiyiyoruz hala. gol yemeden bırakın bir maçı bir devre bile geçirmeyi bilmiyoruz. rakip young boys gibi oynadı. kalıplı bir pivot brobbey'i duvar gibi kullanıp kalemize gelmeye çalıştılar. yine çok yavaş oynadık. çok tahmin edilebilen bir oyunumuz var. çok demode bir oyunumuz var. mertens çok yorgun ve durgun, sara'nın da maç temposunda eksik var hâlâ. hal böyle olunca da merkezden pek üretemedik. kanatlardan gelmeye çalıştık. osimhen'e çok top geldi ama bugün o da iyi değildi. kısacası ajax % 60 ile oynayarak ve maç içinde en iyi oyuncuları sakatlanmasına rağmen bizi rahatça yendi. çok ama çok üzgünüm. abdülkerim'in yerine daha hızlı, mertens'in yerine daha diri, muslera'nın yerine ayağı daha iyi ve daha genç oyuncular alınmalı. bir de zahmet olacak ama bir tane sağ ve sol bek bulunursa iyi olur. bekler uçup kaçmasa da olur, orijinal mevki oyuncusu olsunlar yeter. artık ziya erdal'a bile razı olacak seviyeye getirdiler şu takımı.

maalesef transfer dedikodularının gölgesinde kalmış, belki de sezonun geri kalanını önemli ölçüde etkileyecek, telafisi olmayan maç. bu sıkışık fikstürde 2 maç az oynamak bizim gibi çok seyahat eden, çokça saat ve hava değişimi yaşayan ve tüm bunları dar kadro ile yapmaya çalışan bir takım için oldukça önemli. ajax maçı, haftasonu oynanacak gaziantepspor maçından da fenerbahçe derbisinden de önemli bu anlamada. transfer dezenformasyonunu bir süreliğine unutup bu maça odaklanmak daha yerinde.

fenerbahçe'nin aceleyle, karmaşayla, genç rakibine yaptırdığı panikle karışık 20 dakikada aldığı maç. fenerbahçe için genç ve acemi göztepe'yi katakulliye getirdiler desek yeridir. göztepe'nin kalesinde iyi bir kaleci olsaydı yine de bu maç farklı olabilirdi. zira ev sahibinin attığı 2. ve 3. golü iyi bir kaleci yemezdi.
maçın geneliyle ilgili fenerbahçe iyi durumda değildi, hepimiz bir kez daha gördük. göztepe'nin kalecisi kadraja ilk girdiğinde dakika 08.02 idi. ilk yarı boyunca bir çok zaman orta sahayı bile geçemedi ev sahibi. ilk yarının uzatmalarındaki şutun dışında isabetli şutu bile yoktu. son yarım saat de fenerbahçe oyunu soğutmaktan başka bir düşünce içinde olmadı veya olamadı. kalecisi irfancan barcelona'ya karşı nou camp deplasmanında beraberlik için zaman geçiren eibar kalecisi gibi arsızca yere yattı bir kaç defa. fenerbahçe'de dzeko takımın en iyisiydi ama onun da yaşı gereği son 30 dakika yürüyecek hali bile kalmıyor. st maximin'in ne oynadığını kendisi de bilmiyor. tadiç'in dinamik bir rakibe karşı ismi bile duyulmuyor. iki takım da 3 puanı hak edecek bir futbol oynamadı. puan verecek olsaydım ev sahibine 1.5, göz göz'e 1 puan verirdim.

1- sene başında yunus akgün ve barış alper kanat beklerine yardıma gelip adeta rakibin açık kanat oyuncuları ile kavga ediyorlardı. ancak hem biraz havaya girdiler hem de yoruldular maç trafiğinde, çoğu kez ya gelemiyorlar ya da yalandan geliyorlar savunmaya. böylece kanat savunmamız düştü. her iki oyuncumuz da ofansta çok etkili ancak kendilerini yedek bırakabilecek, forma rekabetine girebilecek kimse olmadığının da farkındalar. halbuki ilk yapmaları gereken kanatlarını korumaları. özellikle osimhen ve barış alper'in takımdan kopuk bir halde yaptıkları ön alan baskısı takım savunmasına coğu zaman zarar veriyor. ahmed kutucu ve sallai buraya bir kan getirebilir.

2- orta alanda torreira- sara- mertens üçlüsü ne fizik olarak ne de sertlik açısından rakibe zaten cevap veremiyordu, haftalar ilerledikçe mertens'in yaşının da etkisiyle orta alanımız çok rahat geçilir oldu. torreira, her tarafa yetişmeye çalışıyor ancak kendi bölgesi zayıf kalıyor. burayı dolduracak sert bir oyuncuya ihtiyaç şart. mario lemina burayı fazlasıyla ikame edebilir. bugün ( 22 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı ) bir kez daha görüldüki ne berkan ne demirbay orta düzey bir avrupa takımına karşı bu yeterliliğe sahip değil.

3- muslera : çok formsuz evet ama asıl sorun burada değil. bazı alışkanlıklarını terk etmiyor. zayıf yönlerini pek umursamıyor. mesela ayağı iyi değil ama ısrarla uzun menzilli toplar atıyor. zaten topu almakta zorlandığımız maçlarda topu rakibe teslim etmekte çok cömert davranıyor. ben olsam topu muslera'ya atacağıma taca atarım, oyun durur en azından. kaptan sayesinde bütün takım topun peşinden koştu maçın büyük bölümünde. konsantrasyonunda da ciddi bir düşüş var : "gol geliyorum" diyor ama kaptan takımı kendi getirmek için çok tepkisiz. çare günay diyenlere saygı duyuyorum ama avrupa'da kupa hedefi olan bir takımın kalecisi günay olamaz.

4- stoperlerimiz... davinson sanchez diyoruz, aslan, kaplan diyoruz. çok hayati hatalar yapıyor son maçlarda. bu takımın savunma hattını orta sahaya kadar çeken, cüretkar, orta sahaya tampon olan, kaleciye kolay kolay geri pas vermeyen sanchez gitti yerine tedirgin, hata yapmaktan korkan sanchez geldi. abdülkerim... iyice hantallaştı, hava toplarını net bir şekilde karşılayamaz hale geldi. o da hata yapmaktan korkar hale geldi. ancak yine de bu kadar kolay pozisyon verip, bu kadar çok gol yememizde bence en az günah kendilerinde. yine de nelsson'u kazanmak fena olmaz. bir süre oyuncuları dinlendirmek fena bir düşünce değil. mental olarak yenilenmeye ihtiyaç duyan oyuncularımızın başında davinson sanchez geliyor.

okan hocanın yemeyi içmeyi bırakıp savunma çalışması lazım. bu takım derli toplu, kutu gibi bir takım defansı yapabilmeli. özellikle bazı oyunculara aslî görevlerinin müdafaa olduğu bir kez daha hatırlatılmalı. 2022-23 sezonunda 36 maçın 18'ini gol yemeden tamamlayan takımın başında okan buruk, kalesinde muslera, stoperinde abdülkerim ve nelsson, orta sahasında torreira vardı. kime ait olduğunu bilmediğim şu meşhur sportif aforizmayı hatırlatarak sözlerime son veriyorum:
" hücum maç kazandırır ama savunma şampiyonluk ."

bu maça dair tek kelime her şeyi özetliyor: kalecinin 70 metreden gelen degajını görkem sağlam rahatlıkla topu göğsünde yumuşatıp yanındakine veriyor. diyecek bir şey yok. dönen hiç bir topu alamıyoruz. tek pasla ön alan presimiz çubuk kraker misali kırılıyor. hücum kanatlarımız savunma yapmıyor. yavaş oynuyoruz. duran top işini çok abartıyoruz. uzun toplar yerini bulmuyor. osimhen sürekli ofsaytta kalıyor ve maalesef sara'yı çok arıyoruz.

rakip hatayspor hafta içi hoca değişikliğine gitti. bu tip değişiklikler bazen takımda olumlu bir hava yaratabiliyor. zaten hatayspor'un antigalatasaray tutumu ayyuka çıkmış durumda. ligin ilk yarısındaki maçtan sonra "deprem mağduriyeti " ile harmanlanmış haksız beyanatları hafızalardaki yerini koruyor. skoru erken bulmalı ve maçı cözmeliyiz. joelson fernandes'in karşısında sağ bekte jelert'in ve orta alanda kerem demirbay'ın oynatılması daha mantıklı olacaktır. hava 1 haftadır bizim buralarda çok güzel, kış gelmedi zaten bu sene. ancak mersin sahasının zemini için aynı şeyleri söylemek zor. zemin, maçın ilerleyen dakikalarında daha da bozuluyor. sakatlıksız ve puan kayıpsız bir maç olmasını diliyorum.

« / 15 »
Kayıt Ol