bir bütün olarak çok kötü oynadığımız maç. rakibimiz net dört pozisyon buldu. biz, daha sonra ofsayt verilen osimhen'in karşı karşıya kaldığı pozisyon dışında pozisyon yaratamadık. stoperlerin ileriye attığı uzun toplar ve arada sırada kanatlardan yaptığımız ortalar dışında bir oyun anlayışımız yok.
hakem zorbay küçük'ün ikidir gözünün önündeki net pozisyonlarda rizespor'u koruduğu maç. önce osimhen'e yapılan net faulü görmezden geldi, sonra taban giren rizeliyi gördü ama sadece faul vermekle yetindi.
her avrupa maçı aynı hikaye. young boys da ilk yarıdan dört atardı azıcık becerikli olsa, tıpkı az alkmaar gibi. pozisyonumuz yok, attığımız gol pozisyon değil, şansımıza.
üç maç hariç tüm avrupa maçlarını kötü oynayan okan buruk galatasaray'ının umut vermeyen bir başka maçı.
rakip soldan soldan gelirken jelert çıkarıp ziyech oyuna sokan teknik ekibin eliyle iki puanı bıraktığı maç.
a.k.'nin tetikçilerinin ısrarla vazgecmediği maç.
ikinci uyduruk penaltıyı kendi sahamızda hiç çekinmeden verebiliyorlar.
ne pozisyonlar oldu be! sanchez'in güney amerikalı olduğunu gösterdiği maç.
osimhen'in kafasının fenerasyona girdiği maç.
herkese geçmiş olsun. şimdi bir süre tadını çıkaralım. ama daha sonra her maç aynı senaryoyu niye yaşıyoruz ve nasıl bunu engelleriz diye düşünmeliyiz. özellikle de milyonlarca euro alan teknik direktörümüz... biz taraftarlar zaten bunu daha maç oynanmadan görüp söylüyoruz ama sesimizi duyuramıyoruz.
on kişilik rakip karşısında yüreğimiz ağzımızda kazandığımız maç.
yüksek tempoyla oynamanın sonunda oyuncularımızın güçlerinin tükendiği; oyuncu değişikliği yapmamış olduğumuz için on kişilik rakipten çok basit bir gol yemeyi başardığımız maç. yüreğimiz ağzımızda izleyeceğimiz bir 15-20 dakika bizi bekliyor gibi görünüyor.
rakibin kırmızı kart görmesiyle beş atmamız için engel kalmayan, dünyaları kaçırdığımız maç.