mentali zayıftan da zayıf bir futbolcu. çok övünürdü ya mentalim kuvvetli diye. geçmişe saplantılı kalan bir isim. bir insan hırsını geleceğe yapar, hırsını geçmişten öc almaya programlayan bir insanın mentali kuvvetli olamaz. daha futbolculuğa başladığı yıllardan gelen bir şey bu, bir kişilik özelliği bu kerem'de. bizden önce olsun, bizde olsun ve hatta gittikten sonra sürekli bir trip, öfke, hesaplaşma halinde. hayalim diyerek gittiği avrupa'da bir yıl kalmayı ancak becerebildi. aslında takımında başarılı oldu, kolay değildir benfica gibi bir takımda formayı kapıp, üstüne o istatistikleri yapmak. noldu peki? erasmus öğrencisi gibi bir sene gidip, ben yapamadım ya diyerek geri dönmek istiyor. türk futbolu son 10 senede hiç olmadığı kadar çok türk futbolcuyu avrupa'ya gönderdi. ancak böylesini ben uzun zamandır görmemiştim. dönmek üzere olduğu söylenen takım da sana milli takımda şans veriyorlar diye olsun, galatasaray fener maçlarında olsun demediklerini, yapmadıklarını bırakmayan bir camia. sana kaptanlık veren, hayallerin var diye önünü açan bir kulübe yaptığını bırak, kendine saygısı olan bir insan bunu yapmaz. kendine saygısı olmadığı ve memnun olmadığı için asıl sürekli geçmişiyle hesaplaşma ve kendini geçmişindekilere gösterme gayretinde. başarısıyla mutlu olan değil, başarısını hırsına kurban eden bir insan görünümünde kendisi. özel gol sevinci, kendinden çıkamayacak kadar düzgün, siparişle hazırlanmış metinleri, yapılan videoların arkasından okumak gibi pr çalışmalarına girip bir marka yaratma gayretinde olan ama sonunda bu vizyona hiç uymayan davranışlar sergileyen bir insansın kerem. avrupa'ya gidip bir kaç ay geçmişken milyonlarca türk ve müslümanın yaşadığı avrupa'da helal et bulmakta sıkıntı çekiyoruz diyen de kendisi, lizbon'da türk marketleri de varken. kısacası hayata bakışına hiç uymayan bir marka yaratma çabasında olan ve avrupa'ya kadar giden ama sonunda kendini bu hale sokan bir insanın hiç bir yaptığı şaşırtmayacaktır. bugün fenere gider gitmez orası ayrı ama gitmese de yarın galatasaray'a gelmesin lütfen. kendisiyle aynı jenerasyondan gelen barış alper'in enerjisi ve pozitifliğine bakın, bir de kendisine, ve bu ikilinin birbirini sevmeyecek kadar ayrışmasına bir de. o zaman neyin ne olduğu çok iyi ortaya çıkıyor.
rezalet. skandal üstüne skandal. bunlar bir spor kulübü mü yoksa ne? mafya gibi gelen yabancıları bile tehdit mi ediyorlar? başka yerde olsa büyük bir soruşturma açılırdı ama burada hiç bir şey olacağını sanmıyorum.
maliyeti akıllardaki tek soru işareti olabilecek futbolcu. bizi küçük görmesi vs problemleri eğer biraz zekası varsa yaşamayız. zekası yoksa da kendine zarar eder, biz yine bir şekilde sözleşmesinden çıkarız. kazandırabilecekleri göz önüne alındığında risk alınabilecek bir yatırım gibi duruyor. ancak konuşulan rakamlar bakınca cidden korkunç rakamlar. hesapsız kitapsız yatırımlar da gördük de böylesine yükün altına hesapsız kitapsız dursun özbek dahi olsa girmez diye düşünüyorum.
kulübümüzün güzel renkleri varken hangi aklı evvelin önerisiyle siyah tişört giydiğimizi merak ettiğim kutlamalar. neyse keyfimiz kaçmasın diyelim napalım dostlar?
bir kez daha hukuk kurallarını geçtim insan aklının ayaklar altına alındığını gördüğümüz kararlardır. bir insana kasıtlı olarak fiziksel müdahalede bulunmanın ne anlama geldiği ortadadır. bunu hafifletmek için eğip bükmek, sportmenliğe aykırı hareket kılıfına sokmak da ancak bu federasyonun kurullarından beklenebilecek bir karardır. bu mourinho denen adamın sezon başından beri yapmadığı rezalet kalmadı, şu zamana kadar doğru düzgün bir ceza bile verilmedi. bunu gördükçe de her seferinde biraz daha ileri gidiyorlar. göz göre göre bu haksızlıklar nereye kadar devam edecek ve bunlara ne zamana kadar göz yumacak bizim bu eylemsiz yönetim? bir şeyler yapın artık ya bir organize olun, büyük bir taraftar var arkanızda. bu kadar mı acizsiniz?
olacak iş değil. rezalet oynadığımız maç. o kadar insan tribünlerde, ekran başında bu maçı izliyor, herkes kaç gündür bu maçın heyecanını hissediyor. bu mu yani koca galatasaray'ın gösterdiği reaksiyon. başı kesik tavuk gibi ordan oraya koşup, rakibin iki pasla kalenin önüne gelmesini izlemek... kalecimiz bugün sağlam durmasa yine ilk yarıdan 3 4 tane yiyip oturacaktık yerimize.
fener takımının stadından çıkmayan uefa başkanının sevdiği bir hakem. 24 şubat 2025 galatasaray fenerbahçe maçının hakemi olması biliyoruz ki planlanmıştır. bu tff'nin yabancı var hakemlerinin de nasıl kararlar verdiği ortadayken yukarıda arkadaşımızın da belirttiği bir organizasyonla gündem olmayı ve sesimizi duyurmayı başarmalıyız ki cesaretleri kırılsın ve hakkaniyetli maç yönetebilsin. yönetimin bir şey yapacağı yok, oradan ümidi kestiğimize göre taraftarlar bir şeyler yapmalı.
galatasaray avupa maçında şansı ne olursa olsun rotasyon yapmaz, yapmamalı. bu bizim değerlerimize aykırı. 4 gün sonraki maç bizi ilgilendirmiyor şu anda. bir avrupa maçımız varsa en önemlisi o avrupa maçıdır. ilk dakikalardan bulunacak bir golle rakibi zorlayacağımızı umduğum maç.
çok çok kötü bir sonuçla biten maç. maç bir an önce bitsin diye dua etmekten başka bir şey yapamadık. galatasaray'ın ana planından başka oyun planları da olması gerekiyor, özellikle avrupa için. bu anlayışla, orta sahanın bir kaç pasla, hızla geçilebildiği düzenle avrupa'da yapamayız. avrupa için daha farklı bir düzen sadece ihtiyacımız hocam. her şeyi yaptın, kırmadığın rekor kalmadı. bunu beceremeyecek değilsin, inat etme yeter ki. biz seni eksikleri kolayca tespit etmenle tanıdık, takdir ettik. mutlaka görüyorsun napılması lazım.
topu ayağımızda tutup, oyun kurmayı da becermeliyiz. şu ana kadar kötü oynadığımız maç. ama böyle devam etmeyeceğini umuyorum. galatasaray'ın seviyesiyle uzaktan yakından alakası olmayan vasat altı bir takımla oynuyoruz. bu takımı skordan bağımsız oyun olarak bile ezmeliyiz.