davinson sağ bek başlıyorsa vay halimize. şöyle maçlarda tandem bozulmaz, tandem bozulmaz, tandem bozulmaz.
kaç kere daha tecrübe edeceğiz ya ?
feci şekilde geçen sene ki dinamo kiev maçını bana hatırlatan maç.
bu sefer karşımızda oyun disiplininden asla kopmayan, tabanca gibi bir takımla oynayacağız. eksiklikler, maçı biraz cepte görme gibi bir ruh hali gibi faktörler yüzünden önce ki şampiyonlar ligi maçlarımıza göre daha yumuşak kalıp, zorlanacağız gibi geliyor. allah yardımcımız olsun.
uzun süre oynamayan, büyük ihtimalle devre arası yolların ayrılacağı adamdan kuş taşa çarpıp forma şansı kendisine gelince görmek istediğimiz performans tam olarak buydu.
üst düzey mi oynadı hayır ama sahada gördük ki adam neredeyse hırsından çimi yiyecek.
istek budur, arzu budur. belki yine as oyuncu olamayacak belki yine galatasaray'dan gönderilecek ama ilk fırsat geldiği anda ki şu performansı ne denli profesyonel ne denli psikolojik yönetiminin üst düzey olduğunu herkese gösterdi.
aynı şekilde yine kendisine fırsat gelen yusuf demir ve ahmet kutucu'nun sahada başı kesik tavuk gibi oynamalarını da unutmayacağız.
kazımcan karataş'ın yaşadıklarının 3'te 1'ni bile yaşamadı bu oyuncular.
ama kafada futbolu bitirmişler, amatör lig seviyesinde bile oynayacak durumda değiller.
şu ikisini görünce saygım çok daha fazla arttı kazımcan'a. helal olsun.
(bkz: 22 kasım 2025 galatasaray gençlerbirliği maçı)
kronik falan değildir ama mevcut durumu elbette can sıkıyor. yüksek tempolu maçların hepsinde adamın arka adelesi patladı.
sakatlıktan sonra da öyle bir an önce sahaya atmadık. gerekli dinlenme süreleri kendisine sağlandı. ama iki depar atınca yine arka adelesi aynı yerden boydan boya yırtıldı.
1 denilse bile bence en az 2-3 aylık bir iyileşme programı kendisine hazırlanmalı.
belli ki öngörülen iyileşme sürecinde tedavi olamıyor. bu şekilde adam kronik değilse bile biz kronik hale getireceğiz.
30 milyon euro verdiğimiz adamdan sezonda neredeyse hiç yararlanamamak çok can sıkıcı.
sağ bek pozisyonu yine başımıza bela oldu. lanet devam ediyor.
nijerya kaynaklarına göre ilk yarı bitiminde iki kere arka adelesini eliyle yokladığı görülmüş, sonrasında ise oyundan aldı.
ilk yarı bitiminden hemen önce yüksek depar atmıştı, büyük ihtimal ilkay ve singo gibi arka adele problemi yaşadı.
bu büyük bir sorun çünkü en az 1.5 ay yok demek.
maalesef kadıköy deplasmanına elimizde ki en büyük kozdan mahrum çıkacağız.
bunun yanında yunus, eren, berkan, kaan gibi oyuncularda yoklar.
fikstürün en yoğun döneminde en dar rotasyona düştük. çok dedik şu yabancı hakkını kullan, rotasyonu genişlet diye ama yönetim kulağının üstüne yattı.
osimhen'siz bu süreci kayıpsız geçeceğimizi hiç düşünmüyorum, fener bizi yenip, biz puan kaybetmeye devam edersek yıllar sonra ilk defa puan farkı aleyhimize açılacak. sezon puan kayıpları, sakatlık derken iyice kötüleşmeye başladı maalesef.
maçı fransız hakem benoit bastien yönetecek, en son schalke ile 2018 yılında şampiyonlar liginde evimizde oynadığımız maçı yönetmiş maç 0-0 bitmişti. hatırladığım kadarıyla sürekli düdük çalan oyunun temposunu çok düşüren bir hakem.
bizim için avantaj olabilir bu durum. ilk yarıda bir şekilde gol sıkıştırabilirsek skorun üstüne yatabiliriz.
bu fener kadar ballı takım görmedim, 2-0 geriye düştüğü maçta anında rakibi kırmızı görüp, hocası atılıyor ardından ilk pozisyonda gol buluyor, inanılmaz valla.
(bkz: 2 kasım 2025 beşiktaş fenerbahçe maçı)
galatasaray'ı biraz tanıyorsam keyiflerin gıcır olduğu, herkesin yükseldiği bir maçı kazanamaz ve 1 haftalık yeni bir kaos yaşatır.
ayrıca bodo ters takım, bu gibi ters takımlar sadece galatasaray'ın değil tüm türk kulüplerinin baş belası.
ancak hedef koyduğun, uğruna bu kadar para harcadığın yer için bodo'yu yenmen gerekiyorsa yeneceksin, lamı cimi yok.
avrupa'da başarı hedefinin gidişatını belirleyen maç olacaktır. allah yardımcımız olsun.
fenerbahçe'nin rahat kazanacağı maç olacaktır, böyle bir fırsatı fener tepse bile tff teptirmez.
ayrıca bir maça çok yükseliniyorsa o maçı fener çok rahat alacak demektir. son üç sezonda bu hep böyle oldu.
o yüzden benim beklentim yok.
valla ben genel olarak üzgünüm, kendi evimizde 8'de 8 yapıp liverpool üstü beşiktaş galibiyetiyle milli araya girmek çok iyi olacaktı.
liverpool maçı 11'i ile beşiktaş maçına başlamak bence yanlıştı, maçın yorgunluğunu geçtim o maç zaten defansif oynanması gereken bir maçtı ve ona uygun bir kadro vardı.
aynı 11'in içeride daha baskılı oynaman gereken bir maçta derinde bekleyen beşiktaş'a karşı üretememe sorunu yaşayacağı aşikardı.
maçtan önce de yazdım, sol bek eren, orta saha torreira, sara, ilkay kanatlar barış sane olması lazımdı.
şimdi böyle başlıyıpta aynı senaryoyu yaşayabilirdin ama en azından biz niyeti anlardık. 10 kişi kalana kadar sıfır üretim vardı sahada.
garip birşey oldu ama 10 kişi kalmak bizim işimize geldi, beşiktaş skoru koruma iç güdüsüne kapıldı ve sadece zamana oynamaya başladı. bizde 10 kişi kalmanın getirdiği iç güdüyle riskli minimalize ettik ve topu daha doğru kullanmaya ve ayağa oynamaya başladık. sonucunda bir şekilde gol bulup maçı kitledik.
maç 1-0 11'e 11 devam etseydi beşiktaş büyük ihtimalle bizim saçma sapan uzun oynayıp geride vereceğimiz geçişlerle 2-0 bulurdu.
benim asıl kızdığım nokta bu, beşiktaş'ın bu maçı geçiş oynacağını sokakta ki çocuk bile biliyodu. bizde biliyoduk.
niye maça dan dun uzun vurarak başladık hiç anlamadım. hem okan hoca hem ilkay maç sonunda; daha sakin kalıp daha garanti pas yapmamız lazımdı dedi.
resmen maçın başında intihar ettik, tam beşiktaş'ın kıvamına oyunu getirdik hem gol yedik hem kırmızı gördük maçı zaten orada kazanma şansımızı kaybettik, allah yüzümüze baktı 1 puan aldık ama maç öncesinde ki hayalimle maç sonunda 1 puana sevinir hale geldiğim için çok üzgünüm.
galatasaray 3 yıldır kesin favori çıktığı maçlarda aşırı zorlanıyor, 3 yıldır şampiyon olan takım sakinliğini, tecrübesini o maçlara yansıtamıyoruz, gereksiz bir panikle maça başlıyoruz ve sürekli uzun oynayıp bir an önce gol bulabilme iç güdüsüne kapılıyoruz ve maçın sonu hüsran oluyor.
bu huyunu hiç sevmiyorum bu takımın, neyse şu şartlarda alınan 1 puanı alıp başımızın üstüne koyalım diyip geçelim.