skriniar (ve bana göre en az onun kadar etkili edson) gelene kadar önümüzdeki 2 maçı almamız önemli.
gs maçına -3 puan farkıyla gitmemiz gerekiyor. yen şampiyon ol maçı olması lazım. yoksa geçmiş olsun
mecbur ts, göztepe, gibi takımların eline bakacağız ya da başka bir sürpriz yaşanır bilemeyiz.
eğer bu gerçekleşirse iki ölüm kalım maçı oynayacağız
bjk ve gs
skriniar ve edson ile şansımız yok değil. ama çok da değil.
devre arası bir santrafor - bir stoper alsaydık 50% nin üzerinde şansımız olurdu.
şu an bu oran %30 bahis sitelerinde.
desteğe devam,
aslında garip bir trip attı, adam tam problem.
oyundan çıkmadan önce sürekli kendini yere bırakıp orasını burasını tutuyordu. gerçeği bilemem ama görüntü, “kondisyon bitti babalar, benden bu kadar” modundaydı.
hoca da rakip çok kolay gelmeye başladığı için koşan iki ismi oyuna aldı: (duran - fred) yerine (symanski ve ismail).
fred yapsa o tribi bir yerd doğru dersin. iki haftadır orta saha yükünü full çekiyorsun ama oyundan sen çıkarılıyorsun.
diğer taraftan maç 3-0 olmuş. siz görevinizi yaptınız. “biraz da gençleri görelim” tadında bir değişiklik olarak düşünülebilir, hiç tribe gerek yok; o da ayrı bir boyut.
ama bu psiko, yaptı hareketini, girdi gündeme…
artık futbolda başarının ilk koşulu finansal güç.finasal oalrak güçlü isen başarılı olaibliyorsun.
cl nin gelirleri avrupa liginin çok üzerinde. benfica'yı eleyip, sonra hiç bir şey yapmasak bile +10 / 15 meuro fazla para kazanacaktık. bu da stoperde çağlar yerine singo demek oluyor.
bir diğer artısı, fırsat transferlerinin, önemli bir vitrin olduğu için, gelmek istemesi.
örneğin lookman vitrinde kalmak için bizi tercih etmeyebilir.
bir diğer artısı p**olojik üstünlük.
mou yorumuna katılıyorum,
yerimiz cl olmasa bile, 2-3 senede bir orada olmazsak, yol alamayız.
transferde de
derken,
ikinci "de" fazla bence. zaten en büyük darbeyi orada yaptı. başka hatalar tabi ki var ama konu net olarak burası. alex, anelka, appiah, roberta carlos, lugano, kezman, kuyt, hep birinci sınıf topçular bizde olurdu.
şimdi ise yukarıdaki tablo, osimhen başta olmak üzere, zaniolo, seri, ve tabi ki oraya icardi'yi, nelson'u, sanchez'i de ekleyelim, neden sürekli rakip şampiyonluğu izlyoruz sorusunun cevabıdır.
kiralık skriniar harici buraya yazabileceğimiz tek isim yok. rakipte en az 4-5 tane daha çıkar.
szymanski'yi bile kesebilecek enerjisi yok maalesef.aslında fred-irfan-talisca harika 3lü olabilir ama işte, o hırs, o enerji olmayınca olmuyor.
szymanski kadar yoğun top kaybı ile oynayıp, td'de bitmeyen bir krediye sahip bir ikinci oyuncu hatırlamıyorum.
lan bjk ile eyüp ü yensek 3 puan önemli değil, bir umut derdik ama,onu bile başaramamış bir kadromuz var.
bu saatten sonra çok zor.
mou otobüs sisteminin artık demode olmasını, güncel futbolda başarılı olamayacağı öngörüsünü doğru buluyorum.
ama klopp ve pep'in sistemi (aslında ikisi de tam olarak aynı değiller) nedeniyle tr'de başarısız demek çok doğru gelmedi. tr liginde bu iki sistemi uygulayabilecek takım yok henüz. ligi domine eden 6s, young boysa elendi, daha ötesi var mı? fark çok açıldı avrupa futbolu ile ligimiz arasında.
mou'nun otobüs sistemi pep ve klopp'dan bağımsız oalrak ligimize uymaz.en başta fenerbahçe'nin genleri ne aykırı bu durum. oyuncu profiline çok ters. golü atıyoruz, tadiç'e, maximin'e defans yaptırıyoruz.rakip otobüs çekiyor ve kağnı gibi pozisyonsuz maçlar izliyoruz. örnek: bjk maçında bu çok net göründü. djeko'nun iki pozisyonu sonrası, golü yiyene kadar otobüs çektik, şut çekemedik.
mou ile 1-0 larla şampiyon oluruz dedik ama olmadı.