sahada attığı dirsekler, hayasız hareketler ceza görmeyince bir de tedesco yumruklayayım demiş, biosundan feneri kaldırmış falan falan, sabah sabah güzel haberler geliyor kendisi ile ilgili.

şu maç için olabilecek en iyi senaryoda, ilk dakika dolmadan golü bularak başladık, ama güçlü rakibimiz lig sonuncusu karagümrük bizden çok faha organize ve bilnçli bir futbol oynayarak, hem bizi etkisiz bıraktı hem de hızlı ataklarla çok rahat pozisyona girdiler.

bizden çok daha organize olduklarını söylemiş miydim, fıkra gibi maç, gene rezalet bir ilk yarı.

eleştirmek için yer arıyorsunuz denecek, ama gelin bir anlatayım.

shorlot maç önü röportajında, okan buruk un kendisinin haland'ı geride bıraktığını söylemesi (böyle bir şey demiş olduğunu var sayıyorum bu röportajdan dolayı) hakkında konuşuyor ve okan buruk a teşekkür ediyor.

her şey normal gibi ama son hafta haland a deplasmana gidecelk bir td bunu düşünüp başka bir futbolcuyu da kolaylıkla örnek verebilirdi, adamı ne dürtüyorsun durup dururken.

hak veren çıkar çıkmaz, o kadar kou varken bu konu mu şimdi diyen de çıkar hepsine saygı duyarım, ama şeytan ayrıntıda gizlidir, her şeyi hesaplamak önemlidir.

0-0 bize yetiyormuş gibi bir ilk yarı oynadık, bakalım uyanacak birileri olacak mı?
yavaşlıktan sıtkım sıyrıldı, kimsenin koşmaya niyeti yok, bu takım şampiyon falan olmaz dedirtiyorlar.

oynadığımız şeyin ne olduğunu anlayamadığımız bir ilk yarıyı izlediğimiz maç.
kim nerde, amacımız ne kesinlikle ne takımın ne hocanın bir fikri var.

herşey bir yana aşırı yavaş oynuyoruz, zaten rakip maçı soğutmaktan başka bir şey yapmıyor, biz de tamam o zaman ya ne gerek var deyip tıngır mıngır top çeviriyoruz, herkes yerini alıyor, sonra kalabalığa hücum etmeye çalışıyoruz.

fener kupa maçındaki boşvermişlik, adam sendecilik, bana dokunmayan bin yaşasıncılık aynen devam ediyor.

takımda inanılmaz bir isteksizlik ve motivasyon eksikliği var, bu kadro iflas etmiş gibi duruyor, o kadar basit hatalar yaptık ki akıl alır gibi değil.

futbolcuları idare etmek, küstürmemek konusundaki aşırı pasif hali en çok kendisine zarar veren t.d.

tamam hocam mantık olarak doğru bir yaklaşım ama 25 tane futbolcuyu yönetmek iş tanımının en tepesinde yer alıyor ve kadro kurarken her şeyi bir yana bırakıp oynayacağın rakibe göre en çok verim alabileceğin futbolcularla oynamalısın, özellikle önemli maçlarda bu böyle olmalı, futbolcularda buna saygı duymali, yoksa kimse çalışmaz, rekabet te oluşmaz, kim iyiyse kim faydalıysa o oynar.

az adam olsun idare etmesi kolay dediğinde bir kaç sakatlık anında yük hep aynı futbolculara kalıyor ve bir kısır döngüye giriyorsun, kadroyu çeşitlendirmek ve alternatifli hale getirmek senin yönetimden en büyük talebin olmalı, ama maalesef hocada bu yok, kadromuz yeterli, şu oynayamıyor, bu oynayamıyor demekle olmaz, üç kulvarda yarıştığın sezonda birbirine yakın güçte ve beceride futbolcuların olmazsa sorun yaşamaya devam edersin, ve biz üç senedir bunu yaşıyoruz, çok kritik maçlarda kaan sağ bek ( kırmızı kart garanti) berkan sol bek ya da benzeri saçmalıklarla özellikle avrupada hedef maçları kaybediyoruz.

her şeyden çok, o kadar taraftarın boynu bükük ayrılmasına üzüldüm, bu berbat havada, allahın unuttuğu bir stada eziyetler çekerek giden ve dönüşü yenilginin etkisiyle daha da berbat hissettirecek olan taraftara .

futbolda isteğin arzunun, kazanma hırsının ve taktiksel disiplinin ne kadar önemli olduğunu da hatırladık, tek yatıkları alanı daraltıp bizi kendi sahalarında beklemekti, arkaya hiç adam kaçıramadık, ilk yarı toreire, lemina orta sahası yaratıcılıktan çok uzaktı.

çözüm bulamadık, taçları çok yavaş kullanıp kendimizi sürekli sıkıştırdık, mert müldür ve levent gibi beklere karşı birebir kalamadık, kaldıklarımızda beceriksizdik, bireysel olarak ta çok fazla futbolcumuz acınası dırumda oluncanet mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

okan hoca bu sene derbilerde büyük patladı, bu ritim ve arzu ile oynarsak, dünyanın en kolay gaza gelen kulübüne psikolojik üstünlüğü verir ve bu saçma kupadan çok daha önemli lig şampiyonluğunu kaybederiz.

her şeyden çok, o kadar taraftarın boynu bükük ayrılmasına üzüldüm, bu berbat havada, allahın unuttuğu bir stada eziyetler çekerek giden ve dönüşü yenilginin etkisiyle daha da berbat hissettirecek olan taraftara .

futbolda isteğin arzunun, kazanma hırsının ve taktiksel disiplinin ne kadar önemli olduğunu da hatırladık, tek yatıkları alanı daraltıp bizi kendi sahalarında beklemekti, arkaya hiç adam kaçıramadık, ilk yarı toreire, lemina orta sahası yaratıcılıktan çok uzaktı.

çözüm bulamadık, taçları çok yavaş kullanıp kendimizi sürekli sıkıştırdık, mert müldür ve levent gibi beklere karşı birebir kalamadık, kaldıklarımızda beceriksizdik, bireysel olarak ta çok fazla futbolcumuz acınası dırumda oluncanet mağlubiyet kaçınılmaz oldu.

okan hoca bu sene derbilerde büyük patladı, bu ritim ve arzu ile oynarsak, dünyanın en kolay gaza gelen kulübüne psikolojik üstünlüğü verir ve bu saçma kupadan çok daha önemli lig şampiyonluğunu kaybederiz.

yenilmek tabi ki koydu, ama takımın kabullenmişliği çok can sıktı.

adamlar yatıp süre geçiriyor, elini kaldıran bile yok, hiç bir pozisyonda itiraz eden yok.

bunu yazmak istemezdim ama insan biraz utanır ya; bu umursamazlık akıl alır gibi değil, sadece o da değil, barış, davinson, eren, sane, bu kadar çok sayıda futbolcunun bu kadar etkisiz olması, normal değil, kesinlikle maçın ciddiyetini anlayamamışız.

(bkz: 10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı)

« / 12 »
Kayıt Ol