ztk maçlarında bile deliler gibi heyecanlanan ben, bu maç için anlam vermekte zorlandığım tuhaf bir huzur içerisindeyim.

tottenham hotspur ile eşleşseydik, literal anlamda "tarihin en kötü tottenham'ı" ile oynayacağımız için yine stresli olacaktım. acaba bu fırsatı elimizin tersiyle iter miyiz, avantajlı bir kurayı hiç eder miyiz, vitor pereira'nın fener'e yaşattığını igor tudor da bize yaşatır mı gibi çeşitli başarı kaygılarına, beklenti anksiyetelerine girerdim ama rakibimiz liverpool. hani teknik ekibinden tutun, nerdeyse tüm futbolcularına kadar arena atmosferini öve öve bitiremeyen, taraftarlarının içten içe bize hayranlık beslediği liverpool.

biz tarihteki en çok para harcadığımız dönemdeyiz ve başarı beklentimiz var kabul, ama böyle takımlarla sürekli mücadele edebilmek için bütçeyi ve sistemin temel taşıyıcılarını en az 7 yıl devam ettirebilmek gerekir. her ne kadar grup aşamasında kazanmış olsak da liverpool turun mutlak favorisi, ama biz de az anasının gözü değiliz. işte tam bu noktada; teknik ekip, oyuncu kadromuz ve taraftarımız için mükemmel bir vitrin fırsatı var elimizde. sanırım bu anlamsız huzurumun kaynağı da bu. başaramazsak zaten beklenen olur, şampiyonlar ligi'nde bu sezon kazandığımız saygınlık ve özgüven ile önümüzdeki sezonlara çok daha motive gireriz. şampiyonlar ligi'nin ön koşulu olan ligi koyalım ligi işini berrak kafayla, dinç bedenlerle yaparız. ama olur da eğer liverpool'u elemeyi başarırsak, pastanın üstündeki çilekten daha özel bir senaryoyla yolumuza devam ederiz. iyi polis kötü polis önermesinin tersine, iyi polis ve çok daha iyi polis seçeneklerine çıkan bir yol ayrımındayız. iyi futbolla ve ortada skorlarla elenmek hiç kötü bir senaryo değil ama iyi futbolla juventus sonrası liverpool'u da elemek harika bir senaryo. teknik ekibinden oyuncularımıza ve taraftarımıza kadar galatasaray armalı herkes üzerindeki baskıyı bu bağlamda indirgeyip ruhunu ortaya koyduğu sürece yolun sonu aydınlık.

allah'ım, sen bizi muzaffer kıl.

uğurcan'ı trabzonspor formasıyla minimum 40 maç seyrettim, uzun paslarının bu kadar iyi olduğu 2 belki 3 maç hatırlıyorum. kesinlikle pas yeteneğiyle ön plana çıkan bir kaleci değildi. bize geldikten sonraki maçlarına dönüyorum, özellikle 40 metre ve üstü pasları çok temiz ve doğru atan bir kaleci görüyorum. bu sadece uğurcan'ın ayak kalitesini geliştirmesiyle açıklanabilecek bir şey değil, günay güvenç da iki ayağıyla birden çok iyi dikine ve diyagonal paslar atabiliyorsa bunda bizim saha içinde doğru dizilmemizin de etkisi var demektir. özetle, kariyerinde sadece trabzonspor'da oynamış olan uğurcan'ı kötü bir pasör olarak bilirdim. bu sezon oynadığımız tüm maçları düşününce galatasaray forması giyen uğurcan, an itibariyle elit seviyeye yaklaşan bir pasör.

dahadaki mentaliteyle 1 puanı alma ihtimalimix hiç az değil ama 3 puanı istiyorsak bunun anahtarı sane. özellikle savunmada çok eforlu oynuyor, enerjisini biraz da hücuma saklayabileceği şablonda oynayabilirsek 3 puanı getirecektir. adam dediğin bir o, bir de onun gibi yiğitler.

(bkz: 21 ocak 2026 galatasaray atletico madrid maçı)

her şampiyonlar ligi maçında farkını ortaya koyan futbolcu. ilk yarının en iyilerinden.

(bkz: 21 ocak 2026 galatasaray atletico madrid maçı)

evet, bu entryi belki de yaşayan tek berkan ismail kutlu fanı yazıyor.

olaya sadece saha içi gözüyle bakıldığında eksikleri çok olan bir futbolcu görebilirsiniz ama ben günün sonunda çok özel bir sporcu ve çok güzel bir karakter görüyorum. deprem zamanı yaptıkları, lösev’in spor elçisi olması, birden fazla dil konuşmasının da etkisiyle takıma yeni gelen her oyuncu için oryantasyon görevine soyunması ve en önemlisi de en az bizim kadar galatasaraylı olması. çok zor ve kötü geçen bir sezonun öncesinde geldi, takım arkadaşlarıyla beraber çok kötü zamanlardan geçti, buna rağmen avrupa arenasında oynadığı her maçta rakiplerimizin onlarca milyonluk orta sahalarına karşı takımını bir kez bile ezdirmedi. sonraki 3 sezon şampiyonluk gördü, toplamda 5 kupayı hanesine yazdı. hiçbir zaman başrol değildi ama ne zaman baş sıkışsa berkan oradaydı; ama orta sahada, ama sol bekte, ama stoperde. her mevkide önüne 3 adam da alınmış olsa bir yerlerde berkan’a iş düştü ve o da elinden geleni sahaya koydu. elinden gelmediği zamanlar oldu ama eli belinde olduğu tek bir gün bile olmadı. yıllar geçti, biraz şans, biraz kader, ama en çok da emeklerin karşılığı ve iyiliğin kazanması senaryolarında o top gitti, düştü, sekti berkan’ın ayağına geldi ve olimpiyat’ın o boktan atmosferinde şampiyonluk meşalesi yandı. fıtrat değişiyordu ama o kan yine aynı kandı, televizyon başında mitroglou’nun akhisar’a attığı şampiyonluk goşüne sevinen berkan, kendi attığı şampiyonluk golüne de mitroglou gibi sevindi. berkan’ı hep çok sevmiştim ama o gün başka bir yere geldi benim gözümde, o anki sevinci ve heyecanı bendekiyle çok benzerdi. orofesyonel futbolcu olarak değil galatasaray tutkunu olarak sevindiğini hissetmiştim.

kendi de söylediği gibi, montheyli o çocuk başardı. isviçre’nin küçük bir kasabasında galatasaray’da oynamak için futbola başladığını ifade eden, okuluna, antrenmanlarına galatasaray formasıyla giden, galatasaray’da olduğu her an en az bizim kadar galatasaraylı olduğunu gösteren çocuk galatasaray tarihinde bir yer edindi. o hep burayı hedefledi, istedi, geldi ve başardı. yedirdiği gol, yaptırdığı penaltı, gördüğü kart veya kaybettirdiği puan unutulur ama o karagümrük’e attığı şampiyonluk golüyle hatırlanacak.

videonun yarısından sonra titreyen sesi bile bu armayı ne kadar çok sevdiğinin kanıtı gibi aslında. para pul için, statü için veya çocukken başka renkte kurduğu veya kurduğunu iddia ettiği hayalleri için değil futbol oynamak için, kalıcı olmak için, yeni hayaller ve hedefler için gidiyor. en önemlisi de, hiçbir şeyi olmayan genç bir delikanlı olarak geldi, 3 şampiyonluk ve 5 kupaya sahip bir aile babası olarak gidiyor. yolun bahtın açık olsun berkan, her şeyin en iyisini hak ediyorsun.

instagram

30. yaş günüme denk gelen müsabaka. monaco deplasmanında güzel bir futbol ile alacağımız 3 puandan daha iyi bir doğum günü hediyesi alabileceğimi sanmıyorum. yaklaşık 25 saat sonra, 12 puna ulaşmanın keyfini yaşamak dileğiyle.

konsantrasyon

ahlak satanın en ahlaksız, efendilik taslayanın en adi, şereften bahsedenin en şeref yoksunu olduğunun 2025 model tezahürü. bacağın kopsun, futbol hayatın bitsin diye beddua ettiğim zamanlar oldu ama allah sana bundan da kötü bir sonu nasip etti. kaptandın, komutandın, takımın abisiydin güya, şimdi takım arkadaşlarını satıyorsun. eden bulur. dahasını da bulacaksın. keşke ağzından salya saçtığın anlardaki gibi “tek başına oynasaydın” da, başka arkadaşlarını bu batağa çekmeseydin. futbol hayatının bitmesi yetmez, hapisi boyladığın günü de görmek dileğiyle.

takım moralsiz, osimhen sakat, sahada müptezel yasin kol, var'da ali şansalan. sezonun şu ana kadarki en zor maçı olacak. iyi bir skorla, hatta gövde gösterisi yaparak buradan çıkarsak yeniden yükselişe geçebiliriz, aksi takdirde mental olarak daha sıkıntılı günler bizi bekliyor olacak. çok koştuğumuz, çok ısırdığımız, bol gol attığımız ve mümkünse gol de yemediğimiz, hepimizin içine sinen bir karşılaşma izlemek istiyorum.

konsantrasyon

ilk yarıda inanılmaz bir dominasyon olan maç. brugge, monaco’yu sahadan sildi. izlediğim devre bana aşırı derecede 23 ekim 2013 galatasaray copenhagen maçı’nı hatırlattı.

/ 2 »
Kayıt Ol