hakemin faul bile çalmadığı pozisyon sezonun özeti. bir de fener ağlıyor pozisyondan sonra.
bu hakem bir daha galatasaray maçı yönetirse galatasaray yönetimine sövmek lazım. ne işe yararsınız siz.
gole kadar maçın hakimiydik. pozisyon üretmiyorduk ama oyun kontrolü tamamen bizdeydi. golden sonra kaos başladı. iki takım da net fırsatlar buldu. açıkçası topun ve oyunun kontrolünü bırakmamalıyız. fener'i ceza sahası dışında savunmak demek bu. bu adamlara fırsat verirseniz hakeme de fırsat verirsiniz.
ilk yarı sane, sara, lemina iyilerdendi.
bana göre davinson bomba şu an. bir hal çare düşünülmezse oyundan atarlar bunu. ayrıca dalgın maalesef. şu maç bile uyandıramıyor adamı. lemina'nın gördüğü kart skandaldı. takımın en kilit oyuncusu. stoper ve orta saha fark etmez. çakal hakem skandal bir sarıyla onu cezalandırdı.
ikiyi atmamız lazım tabi ki. iyiyiz kötü değiliz ama hataya da meyilliyiz. yasin kol denilen futbol cahili de en büyük düşmanımız. daha tedbirli ve akıllı oynamalıyız. davinson'a dikkat!
aşırı gergin bir derbi olacağını düşünüyorum. maç arenada olsaydı daha da gergin olurdu ve pozisyonsuz 0-0 bitirtmeye çalışan birileri olurdu. ama böylesi daha iyi. yine de daha gergin olacak, kazanma baskısı hissedecek takım fenerbahçe. son yıllardaki kadıköy maçlarının hikayesi zaten bu. fenerbahçe takımı ile fenerbahçe tribünün senkronizasyonunu bozmak çok kolaylaştı. çünkü fener o topu oynamıyor olacak. eğer full konsantrasyon bir galatasaray görürsek fener'i hakem de kurtaramaz.
hakem demişken fenerbahçe'nin şüphesiz en büyük avantajı yasin kol olacaktır. yenildiğimiz kocaelispor maçının var'ı ali şansalan'ı da atamışlar maça maşallah. adamlar tüm tuşlara basıyorlar.
bu yüzden oyunun dengede, istatistiklerin dengede olduğu senaryoda fenerbahçe avantajlı olur.
onlar 5 şut atmışsa biz 10 şut atacağız.
onlar 3 korner kullanmışsa biz 6 kullanacağız.
onlar 0,50 xg üretmişse biz 1,00 xg üreteceğiz.
adil bir maç olmasını isterdim ama sağolsun galatasaray yönetimi bunu çok gördü. o halde takım dominant olacak, başka çaresi de yok. gerisi de allah'a kalmış. elimizden geleni yapacağız. haftalardır bu maçı bekliyorum. takım da aynı şekildedir diye düşünüyorum. allah yardımcımız olsun!
düşük özgüvenle oyuna başladık. sakatlıkların rotasyonu yok etmesi ve oyuncuların çoğunun sakatlanma ihtimalini düşürmek istemesi bunda etken diye düşünüyorum. tabi fiziksel olarak hazır olmayan 2-3 oyuncuyu es geçmemek lazım. bunlar ilkay, icardi ve jacobs idi ve kaçak oynadılar. hadi icardi hesaplanıyordu ama diğer iki ismi de böyle görmek şaşırttı. ancak şaşırtıcı bir biçimde savunma değil hücum aksadı. okan buruk döneminin önceki kötü avrupa karnesi genellikle savunma kurgusundan ve bireysel hata çokluğundan okunabilir. ama bu maç öyle bir maç değildi. rakip gol ve ilk yarı duran top dışında pek gelemedi. ama galatasaray da gelemedi. oyun resmen kitlendi. aman aman kaçırdığımız gol pozisyonu sadece 1 pozisyon. dikkat ederseniz tehlikeli yerden bir kez bile frikik kazanamadık. bir kez bile bu da penaltı olabilir diyecek bir kaosa rakibi sürükleyemedik. merkezden delmeyi ancak iki kez başarabildik. onda da organizasyon yoktu. barış iki çalım attı, şut attı, üstten aut. . gabriel sara'nın önünde kaldı, uzaktan şut attı ve direkten döndü, o kadar. peki ne yaptık. torreira-sara-ilkay üçlüsü her topu aldığında baskı yedi. torreira bunu stopere çekilerek halletti ama merkezden pas kanalları hep kapalıydı bir kere. kolaya kaçtık ve varsa yoksa çizgiden oynadık. taç çizgisinde en az 3 oyuncu çalımlamadan pozisyon yaratamayacak sane ve barış'a kaldı bütün ihale. rakibin isteği de buydu zaten. merkezden ve yerden asla gelme. havadan ve yandan istediğin kadar gelebilirsin. rakibin dileği buydu ve harfiyen uyduk. onda da derin çizgi koşuları kapalı zaten. madem böyle oynayacaktık. sane ve barış 30. dakikadan sonra kanat değiştirebilirdi mesela. en azından daha rahat adam eksiltip icardi'ye kör ortalar açardık. ama yok işlemeyen şeye sırf rakip de bir şey yapamıyor diye sabretmeye devam ettik. bu maç hücum edememe maçıydı maalesef. bu maç; galatasaray'ın set oyununda yokları oynadığı, osimhen bağımlılığının tescillendiği, merkezden delmeyi denemeyi bile başaramadığı bir maç olarak tarihe geçti. halbuki sara şut atmış, direkten dönmüş. çözüm belli. o bile bizi uyandıramadı. ilkay, sara, sane hatta torreira yığınla şut atacak adam var ama galatasaray'ın hücum envanterinde bu yok.
her şeye rağmen bu maç 0-0 bitebilirdi. hatta hakem denilen organizma rakibi 10 kişi bıraksa bu maç bize geliyordu. ama dediğim gibi galatasaray savunamamaktan değil hücum edememekten bu maçı kaybetti.
1-sadece lemina'yı riske etmemiz lazım, o da mecburiyetten, çünkü sallai yok. lemina stoper oynasın. en az depar atacağı yer orası. oyunu en iyi kontrol edeceği yer orası. bek oynatmak hata olur.
2-icardi'yi boşuna rakip stoperlere dayak attırmamıza gerek yok, zaten kaçacak, hiçbir şey yapamaz. son 30'da girsin, bu fizik durumuyla anca böyle biraz verimli olabilir. peki yerine kim oynayacak? ahmed oynasın. hatta hiçbir şey yapmasına gerek yok. sadece koşsun yeterli.
3-jakobs'a güvenmiyorum, o da sonradan oyuna girsin. yerine kazımcan oynasın.
4-osimhen, yunus asla riske edilmemeli. bu maçtan sonra 1 ay daha yok olacaklarının haberini duymak istemiyorum.
kafamdaki 11;
uğurcan
davinson-lemina-abdülkerim-kazımcan
torreira-sara
sane-ilkay-barış
ahmed
bu kadar çizgiden ve bu kadar kanatlardan gelmenin bir anlamı yok. içeriden şutla yahut pasla delmek lazım ama galatasaray'ın oyun ezberinde bu yok. maçta galatasaray üretemiyor, rakip de duran top dışında üretmiyor. maç sıkıştı kaldı.
bu şartlarda 1 puan kötü olmaz. yine de belli olmaz, inşallah yeneriz. golü geç atsak mükemmel olur.
olan oldu biten bitti, artık tamamen bu maça konsantre olmak lazım. yine bir fener maçı, yine krizdeyiz, eğer buradan bir şekilde çıkarsak sakatları da düzelteceğiz, özgüveni de. galatasaray taraftarı gün birlik olup takıma destek zamanı. vallahi siz sela okursanız cenazenize gelecek olan çok olur. zor zamanlar, asıl tam sinerji zamanı.
bu maçı alsak ama fenerbahçe maçını kaybetsek galatasaray taraftarı razı gelmez. iki maça da beraberlik yazsak daha az üzülürüz, işte öyle garip bir durumdayız. gerek 9 puan oluşumuzun verdiği rehavet, gerek rakibimizin belçika takımı olsa da isimsiz oluşu, gerek uzun sakat ve cezalı listemiz, gerek kadıköy'deki maçın önemi derken bu maç çok tehlikeli hale gelmeye başladı. çok düşük konsantrasyon görüyorum bu maçla ilgili ve maalesef bu durum doğal. ama usg bu maça bizim baktığımız gibi bakmayacak. onlar için çok daha kritik maç ve bizden çok daha hazır olacaklar. yarına kadar silkelenip kendimize gelmemiz lazım. vallahi bize acımazlar.
acayip panik oynadık. sakatlıklar ile oyun sürekli dursa da ve o sakatlıklar ciddi olsa da gittili geldili tempolu bir maç oldu. ilkay ve icardi oyuna girince ancak o sakinliği ve dengeyi takıma getirdi. bir 15 dakika başka bir maç oynandı ve maç bir anda 3-1 oldu. sonra o panik hali yine devam etti. rakip 10 kişi kalmış ve maç 3-1. bu sefer neyin paniği oluyor, anlamakta zorlanıyorum.
maçtan notlar:
1- barış'a ekstra parentez açmak lazım. geri döndü kendisi, ne oldu bilmiyorum ama eski barış bu. umarım tek maçlık değildir.
2- kazımcan'ı tebrik ediyorum, ayağına gelen şansı iyi kullandı. paniklerden bir tanesi ama onun suçu değil. en azından oynama isteği var kendisinde. galatasaray'ın 16.-17. oyuncusu bu isteği bana gösterecek. zaten yoklukta altyapı oyuncusu yok. diğer yedekler de bu istek, arzu kısmını karşılamıyor maalesef.
3- icardi'ye kızıyorum. o olmasa maçı alamazdık ama şu icardi henüz yüzde 50'si bile değil. biliyor ihtiyacımızın olduğunu ama hazır olamıyor. şu yoklukta usg maçında 11 oynamamalı diyorum, sonradan oyuna girse daha iyi olur. buraları böyle hayal etmemiştim, benim için çok büyük hayal kırıklığı. kendine yazık eden bir adam, başka bir şey değil.
4- lemina'nın sakatlığı sanırım ciddi değil, singo'yu kaybettik. sallai cezalı. toplam sakat ve cezalı sayısı 10 oldu. geldik o malum döneme yani. kasım sonundan ocak sonuna kadar bu takım böyle. geçen sezonun aynısı. ders alınmamış, şanssızlık diye geçiştiriliyor. osimhen, lemina, singo, jakobs, yunus falan bunların sakatlığa meyilli olmadığını mı kabul edeceğiz yani. abdülkerim, torreira sakatlansa hadi neyse. neyse okan buruk'un dediği gibi olsun.
bu maçın tek olumlu tarafı 3 puan ile ayrılıyor olmamız. ilerisi için ümitli olamıyorum ama mücadele etmeyi bırakacak bir bahane de yine görmüyorum. okan buruk bugün ilk değişikliğinde yusuf demir'i sahaya attı mesela. adeta onun durumunu bilmiyormuşçasına. rotasyon bitik, sakatlar artıyor. okan buruk'u zor günler bekliyor. ama bugünlere hazırlığı da yok, bunu görmüş olduk. allah yardımcımız olsun.
mesajı verdik, çok önemli bir eşiği aştık çok şükür. bütün takımı kutluyorum. ama daha çok okan buruk'a özel teşekkür ediyorum. bravo hocam, işte galatasaray bu.