geçen sene prag maçındaki senaryo'yu göz göre göre tekrar ettiğimiz maç.
avrupa'da yine uzuntopsaray'dan kesitler sunan takımımız.
konyalı futbolcu takım arkadaşının ayağına bastığı için aleyhimize faul verilen maç.
şu ana kadar hiç üretken olamadığımız maç. aslında zaman zaman topu rakip ceza sahasına kadar çok güzel getiriyoruz ama sonra saçma sapan ortalar hep orta-kafa-gol sevdası bizi mahvediyor.
hiç sevmediğim oyuncu. penaltı almak için ayağını rakibe takarak yaptığı dalışlara da uyuz oluyorum. umarım almayız. bize fb eskilerinden başka futbolcu mu kalmadı?
topu bir kaç pas arka arkaya yere indirince gol attığımız maç. şöyle büyük takım gibi oynayın bırakın her topu havaya şişirmeyi işte ya!
topu yere indirmemeye and içmiş gibi oynadığımız maç. zemin bozuk diye mi böyle yapıyoruz bilmiyorum ama büyük takım böyle futbol oynamaz.
bazı dehalara göre "bir süreliğine kesik yemesi" gereken barış alper'in güzel oyununu muhteşem bir bireysel golle süslediği maç.
iyi oynadığımız ama hakem tarafından katledildiğimiz maç.
kötü başlayıp sonradan toparladığımız, ikinci yarı rakibin dominant oyuna rağmen yeterince pozisyon üretmediğimiz maç. gene de biraz şanslı olsak kazanırdık. bu kadar dinamik, bu kadar hızlı çıkan, iyi pas yapıp çok koşan bir takıma karşı bu kadar önde oynayıp ikinci yarı kontra yemememiz iyi bir sinyal. metehan üçlünün sağında bence gayet iyiydi.