bugün bir öğrencimin “hocam hangisini destekleyeceksiniz?” diye sormasıyla hatırladığım maç. benim durumumda olan milyonlarca galatasaraylı vardır, eminim. gündem iho ile o kadar doldu ki bu maça yönelik algı çalışması yapamadık doğru dürüst. eyüpspor’a yapıldığı gibi hafta başından beri “beşiktaş salıncağa bindiği için zaten yatacak!” diye kamuoyu oluştursaydık derbiden puan koparmaları ihtimali doğacaktı. futbol takımı olmasa bile bjk taraftarı kendi onurları için futbolcuları uyaracaktı en azından. ama artık geçti gitti geçmiş olsun. yarınki bu maçta kalbim “bjk puan alacak.” derken mantığım “salıncak kardeşliği bozulmaz yani fener kazanır.” diyor. dediğim gibi algıyı yapsak ve hakemin de fb’yi kayıracağını falan sürekli vurgulasaydık keşke.
çok rahat kazanacağımızı düşündüğüm maç. iklim ve saha koşulları futbol oynamaya elverişli değilse bol bol uzaktan şut çekmek lazım. valisinden muhtarına herkes konu galatasaray olunca birlik olma ihtiyacı hissediyorsa buna en güzel ayarı sahada vermeliyiz.
ağlatan gol sevinci yapılan maç. osimhen’in golünden sonra önce aşkın olayım çaldı, sonra icardi’nin gol sevinci yapıldı ve ardından forması gösterildi, gözlerim doldu. hanım ağladığımı anlamasın diye sesli esnedim ki gözlerim esnediği için doldu sansın.
şu an ne düşündüğünü acayip merak ettiğim eski muhabir. yapı mapı bir şeyler diyordu en son. deminki maçı izlediyse ufaktan sıvışmanın iyi olacağını da fark etmiştir.
(bkz: 7 kasım 2024 galatasaray tottenham maçı)
x
şu açıklamada ibrahim hatipoğlu’na sayın demeyen fb “iletişim” sorumlusu. nezaket, saygı, centilmenlik sayın demeyi gerektirir. aklınca sayın yazmayıp bizim yöneticiyi küçük görüyor.
bay haksız rekabet ünvanını sonuna kadar hak eden futbolcumuz. isteği, azmi, yeteneği, aidiyeti bambaşka. keşke bir şeyler olsa da bir sene daha kiralık izlesek. derbide attığı golü anlatmak için kafayla çivi gibi çaktı demek gerekiyor.
(bkz: 28 ekim 2024 galatasaray beşiktaş maçı)
fifa’yı da tff zihniyetinin yönettiğini gösteren maç. nasıl ki bizim tff sivas soğuğunda maçları akşama alıyor bunlar da öyle. öğlen oynanması gereken maç gecenin yarısı oynatılıyor. irfantino istifa.
spoiler gibi olacak ama fight club sendromuna yakalanmış camia. her zaman hayali bir düşman yaratıp onunla savaşıyorlar. önce haluk ulusoy bunların düşmanlarıydı, sonra ergenekon, sonra masonlar, sonra fetö ve şimdi de bir yapıdan bahsediyorlar. sistemin açık açık kollamasına rağmen başarısız oluyorlarsa aslında hayali bir düşman yok demektir. neyse ki bunun farkında değiller ve iyi ki değiller. onlar uyanana kadar biz arayı daha da açıp gideceğiz.
yine asist yapan aslanımız. artık bizim de alex’imiz var dostlar.
(bkz: 6 ekim 2024 galatasaray alanyaspor maçı)
artık oyuncuların değil taraftarın gönlünün hoş edildiği bir maç olmalıdır. yok o küstü yok bu darıldı yok bu takipten çıktı yok bunun fotosu gitti demeye gerek yok. kim iyiyse o oynar kardeşim. davinson-apo çok mu iyi? yemişim nelsson’u. gerekirse 15 maç yedek bekleyecek. orta sahada torreira-kaan mı iyi? demirbay 20 maç yedek bekleyecek aga. yedek kalmak istemiyorum diyene de kapıyı göstereceksin. önemli olan takımın başarısıdır, milyon euro alan “elemanların” keyfi değildir, olmamalıdır. sonuçta futbolcular profesyonelse ona göre hareket etmeliler. sözleşmeye, paraya, prime, bonusa, bosman’a gelince profesyonel ama konu yedeklikse “ben yedek kalamam!” hadi oradan. beğenene forma veya yedek kulübesi, beğenmeyene florya’nın kapısı. ötesi yok.
fm’de benim de başıma bugüne kadar ne geldiyse bu gönülleri hoş tutma sevdasından geldi. aman bu kırılmasın aman bu darılmasın diye diye rotasyon yapıp olmadık maçlarda puan kaybedip şampiyonluktan olmuşluğum çoktur. o sebeple artık kafamdaki 11’i, sakatlık, aşırı yorgunluk veya ceza olmazsa değiştirmiyorum. okan buruk’un da böyle yapması lazım.