bu penaltıysa ilk yarıda rizespor'lu oyuncuya yapılan nedir birader? ki rizesporlu şuta hazırlanıyordu. top kendindeydi. talisca topa dokunmadı bile. hatta talisca ortadaki topta rakibe taban vurdu diye faul ve kart yemeliydi.
rizespor oyuncularına çatır çutur sarı kart veriliyor. kırmızı kart yolda. ayrıca rizespor'un 2 penaltılık pozisyonu var. var çağırmadı bile. hele ki bir tanesi geçen hafta bjk derbisinde 90 +8'de fb lehine verilenden daha penaltıydı.
maçta gol geciktikçe fbli oyuncular sertleşecektir ama hakemin kart vermeye niyeti yok. ama rizespor oyuncularına kolay kart çıkıyor.
şunun şurasında bu maç dahil 3 kendi sahamızda maçımız vardı. biri doğrudan rakibimiz fb ile. bu maçı ve antalyaspor maçını sahamızsa kazanıp rahat edecektik. gittik puan kaybettik. o kadar kötü oynadık ki maçın bazı bölümlerinde liverpool'dan bile daha üstün oynattık kocaelispor'u. cılız şutlarımızı pozisyondan sayan bir okan buruk yüzünden.
öyle kötü bir planlama ki sahaya sara ve ilkay ikilisiyle çıktık ve tek devrelik canları vardı. maçta beraberlik olunca gol lazım oldu. bu yaratıcı profiller oyundan çıkınca sane'ye kaldı her şey. eh o da kaos'a dönen oyunda bir şey yapamadı sonra. boey çıkarılınca da bitti sane. insan bir tane top yapacak birini yedek kulübesinde bekletir. sonrasını planlar, düşünür. son 10-15 dk orta sahada sadece lemina kaldı. kimse bilemedi ne yapacağını. top yapıp pozisyon araması gereken biz koş koş futboluna mecbur kaldık. mesela sara veya ilkay bu aşamada sonradan oyuna girseydi fayda sağlayabilirdi.
yani 3 maçın 2'sini galip gelip fb ile beraberliğin yeteceği senaryoda sıvadık.
o kadar kötüydük ki hakem konuşasım gelmiyor. jakobs'a yapılan hareket penaltıydı. maçın sonlarına doğru hakem bize yapılan faulleri vermemeye başlamıştı. özellikle yunus'un ayağına basılmasına faul çalsa duran top kullanacaktık. belki şansa falan gol atardık.
yine bir teknik direktöre ihtiyacımız olmuş olan bir maç oldu. her zaman futbolcular bireysel olarak seni taşıyamıyor. bu durumda bir teknik direktör gerekiyor ama takımın başında bir teknik direktör yok maalesef. eksikliği çekiyoruz. osimhen'den de çok yokluğu hissediliyor.
şu teknik direktör belgelerini vermeyi daha da zorlaştırmalılar.
şu maçı 3 puanla atlatalım da sonraki maçlara olan 1 haftalık sürede takım hücum planı taktiği çalışsın. özellikle kanat olmayan ataklara çalışmalıyız. ayrıca hücumda kritik pozisyonlarda oyuncularımızın ekstra hareket yapma hevesi de yoruyor insanı. daha ilk 10 dk'da torreira ve barış ayrı ayrı ekstra bir çekeyim derken güzelim pozisyonları harcadı. sane olmasa yaratıcılık sıfır olacak takımda. bu halimizle çok öngörülebilir bir takım halindeyiz.
o değil de beinsport yine amatörce maç gösteriyor. bir pozisyon vardı korner kazanmıştık. spiker hakem aut verdi diye düzeltti dedi. sonra bir pozisyon tekrarında gördük ki o korneri kullanmışız sonra top bizden dışarı çıkmış. spiker evden anlatıyor maçı galiba.*
bu maçı gurur maçına biz çevirdik. rakibi de gaza getirdik. rakip sert oynayacaktır. bizimkiler sinirlerine dikkat etmeli. eğer bu maçta istenmeyen bir sonuç çıkarsa o zaman futbolcular ve teknik heyet hedef haline gelir "gurursuzlar" diye. kalitemiz üstün ama buna rağmen puan kaybedilirse bunun sebebi mücadelesizlik ve taktiksel hata olur.
bu maçla ilgili dikkatli olmamız gereken şeylerden biri de kartlar. sosyal medyada derin bir algı çalışması yapıyorlar bir haftadır bizim bir sınırda oyuncumuz varmış da fb'nin ve diğerlerinin bir sürü oyuncusu sınırdaymış diye. genelde bu tarz algılarla istediklerini alıyorlar. yaklaşan bir fb derbisi varken tesadüf değil bu algı zamanlaması.
bu maçta sarı kart görünce haftaya cezalı olacak isimler haricindeki kartlar bizi üzmez gibi görünebilir ama aslında öyle değil.
yanlış bakmadıysam(veya uygulama yanlış göstermiyorsa) sallai ve eren kart sınırındalar. bu maçta sarı kart görmeleri halinde haftaya gençlerbirliği deplasmanında oynayamayacaklar.
osimhen, barış, lemina, singo ve kalecilerimiz uğurcan ve günay ise bu maçta kart görmeleri halinde önümüzdeki hafta gençlerbirliği maçına sınırda çıkacaklar ve kart görmeleri halinde sahamızdaki fenerbahçe derbisinde oynayamayacaklar.
dikkatli olmakta fayda var.
bu maçla ilgili söyleyebileceğim şeylerden en tepedeki "şanslıydık" olur.
ikinci yarıya uyku modunda başladık ve gol yeyince panik yaptık. çok defa da gol yemek için uğraştık açıkçası.
ilkay'ın attığı gol ve göztepeli oyuncunun boş kaleye vuramadığı top büyük şanstı bizim için. maç 2-2 olsa kötü şeyler yaşanabilirdi bizim için. neyse ki 3'ü bulduk. sonra inatla gol yemeye çalışmaya devam ettik. neyse ki maç bitti.
hakemse ne yaptı belli değil. asprilla'yı kaçırınca tutup indiren oyuncuya faul vermedi. icardi'nin suratına vurulmasına oyna devam dedi. barış'a verilen sarı kart gerçekten komikti.
sane'nin birkaç asistini çöpe attık ilk yarıda. sallai iki karşı karşıya kaçırdı. ama yine de ilk yarıda çok iyi oynadık diyemiyorum. yeteri kadar oynayabildik diyelim.
bu arada singo pas oyununda fena patlıyor. pas hataları tehlike yaratıyor.
ilkay istenen performansı vermezse neredeyse tüm yükü/sorumluluğu asprilla'nın omuzlarına yükleyeceğimiz bir 11 ile başlıyoruz. işler yolunda giderse maç sonrası "okan buruk büyük hoca!" yolunda gitmezse "bu asprilla'dan bir şey olmaz!" yorumlarını okur ve dinleriz bol bol.
umarım asprilla kendini gösterir de kalan maçlarda 10 numara ihtiyacımızı gideririz.