sportif direktörlüğü bırakıp teknik direktörlük yapması lazım zira sportif direktörlüğe her soyunduğunda takım sahada dökülüyor. bırak sen transferi, milano’yu hocam. sahaya dön.
kendisi boylu poslu jean michael seri’dir. mevcut galatasaray futbol takımında ne kalite olarak ne de oyun tarzı olarak yeri yoktur. bu takımda kendisine oynama sırası bile gelmez. bir de brugge gibi bir ezber takımından sonra buranın kaos ortamında adını unutur bu adam sahada. istemezük.
1.5 sezondur galatasaray futbol takımını tanımlayan futbolcu. 1.5 sezondur yunus neyse galatasaray o. yunus iyiyse iyiyiz, kötüyse kötüyüz. abartmıyorum, tek tek maçlara açıp bakabilirsiniz.
24-25 sezonunda ilk iyi oyunumuzu 14 eylül 2024 galatasaray çaykur rizespor maçında oynuyoruz. ilk kez keyifli, üretken, tempolu bir takım izliyoruz. herkes osimhen'e bağlıyor fakat yunus'un ilk 11'e girdiği maç aslında. sol kanat olarak üstelik. yunus da gayet iyi oynuyor. sonrasında zaten ocak ayına kadar yunus uçuşa geçiyor, galatasaray da uçuşa geçiyor. öyle ki aralık ayında takımda genel bir düşüş başlamışken yunus müthiş formunu koruyor ve tabir-i caizse takımı taşıyor. yunus'un bireysel becerisi sayesinde çok da iyi olmadığımız bir dönemde üretkenlik konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyor, 3-4-5 atmaya devam ediyoruz.
ocak ayına kadar neredeyse aralıksız oynadıktan sonra yunus'ta düşüş başlıyor. yorgunluk, kas ağrıları derken 2-3 haftalık etkisiz bir sürece giriyor. yunus'un pilinin bitmesiyle takım da sahada adeta iflas ediyor. kazanırken dahi 1-0'la falan ıkınarak kazanma dönemi başlıyor. devamında yunus ajax deplasmanında sakatlanıp tamamen devreden çıkınca bizim için hayli sıkıntılı geçen şubat-mart dönemi başlıyor. bu noktada tamamen osimhen'in ayağına bakan, sahada hiçbir şey üretemeyen bir galatasaray izliyoruz.
yunus'un sağlıklı bir şekilde dönmesi nisan ayını buluyor. fenerbahçe deplasmanında yaklaşık 2-3 ay sonra ilk defa sahada taraftarını tatmin eden bir galatasaray izliyoruz. yunus, müthiş oynamasa da toplu oyunda ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. devamında samsun maçı ile yunus tekrar motoru çalıştırıyor, adeta takım da tekrar motoru çalıştırıyor. savunma anlamında da üretim anlamında da sıkıntı yaşamadığımız bir 2 aydan sonra hem ligi hem kupayı alıyoruz.
bu sezona gelince... tabelaya baktığınızda 3 gol, 6 asisti var ligde ancak aslında yunus'tan yine çok faydalanamadık. gerek sane transferi sebebiyle yerinin oynaması gerek ameliyatı falan derken aslında çok da etkili olmadığı bir ilk devre geçirdi ligde. buna rağmen bu istatistiği yani. gelgelelim yine galatasaray'ın üretkenliği, yunus'un oynamaya başladığı şu son dönemde arttı.
süper kupada da gördük: yunus sahadan silindi, galatasaray sahadan silindi. hiçbir üretkenlik gösteremedik. o şartlarda yunus'un çok etkili olmasını da beklemiyordum zaten bu arada. yunus gibi bir futbolcu için olabilecek en kötü fiziksel şartlarda oynandı maç.
yani artık şunu anlamamız lazım ki bu takım yunus neyse o. yunus etkiliyse bu takım iyi, üretken; yunus kötüyse galatasaray'da kısır ve tatsız. bireysel performanslarla sonuç alabiliriz, nitekim alıyoruz da. sane, osimhen, barış veya sara'nın duran topları... sonuç almıyoruz diyemem ancak 1.5 sezondur yunus'un olmadığı veya kötü oynadığı bir maçta galatasaray'ın futbol oynamışlığı yok. belki bu sezonki ajax deplasmanı ama onda bile yunus olsaydı eminim ilk yarıdan sonuca giderdik. topla oynadık oynadık üretemedik, topu verince skoru bulduk.
önceki dönemlerde mertens'le de benzer durumları yaşadık. mertens'in pili bitene kadar iyi, üretken galatasaray ancak mertens'in pili bittikten sonra sahada ıkınan bir takım. bu tablo bir şey anlatmalı artık.
biz yunus'u da artık tamamen forvet arkası gibi konumlandırıyoruz. 10 numara yani. burada soru şu: yunus, zorluk seviyesi yüksek maçlarda bu rolü kotarabilir mi? anadolu maçlarında bu rolde fazlasıyla faydalı olduğunu gördük ancak çok daha sert maçlar için bu role hazır mı? bu sorunun cevabı bizim transfer politikamızı bile şekillendirebilir.
derbiler özelinde açık ara en kötü sezonunu geçiren hocamız. kadıköy'deki maç haricinde* son derece zayıf bir karnesi var bu sezon. kadrodan faydalanamıyor, rakibi şaşırtamıyor, futbolcuları kafa olarak bu maçlara sokamıyor. bu sezon ülke içindeki büyük maçlarda galatasaray futbol takımı, rakiplerinden hep daha az konsantre ve daha az iştahlıydı. o yüzden transferden falan önce hocanın kadronun iştahına dokunması lazım. tabii burada başarı, doygunluk gibi faktörler de var ancak bu noktada da gerekirse hoca revizyona gidecek.
öte yandan rakip takımın çocuk çocuk paylaşımlarında dahi sadece kendisini hedef alması çok şey anlatıyor. anlayana tabii. onlar da kendilerinin dünyasını karartan kişinin kim olduğunu çok iyi biliyor. hocanın da neyle uğraştığını hatırlaması lazım. bu sezon ülke içinde çok ciddiyetsiz görüyorum kendisini ve takımı.
tam anlamıyla futbol namına hiçbir şey oynamadan kaybettiğimiz maç. elbette ki sahadaki oyunu fiziksel şartlardan bağımsız okuyamayız ancak bu kadar da değil. fenerbahçe bizden hem çok daha istekli hem de çok daha hazırdı kafa olarak.
ne olursa olsun bu kadar hiçbir şey oynamadan fenerbahçe'ye karşı kaybedemeyiz. bu da değil yani.
tam anlamıyla futbol namına hiçbir şey oynamadan kaybettiğimiz maç. elbette ki sahadaki oyunu fiziksel şartlardan bağımsız okuyamayız ancak bu kadar da değil. fenerbahçe bizden hem çok daha istekli hem de çok daha hazırdı kafa olarak.
ne olursa olsun bu kadar hiçbir şey oynamadan fenerbahçe'ye karşı kaybedemeyiz. bu da değil yani.
galatasaray futbol takımının olimpiyat hastalığının nüksettiği maç. tamam hava, stadyum, atmosfer falan hepsine birlikte sövelim de bu stadyumda bizimkiler çok komik görünüyor yani. istisnasız her maçımız kötü burada.
takımı umduğumdan da iyi bulduğum maç. zemine ve havaya rağmen gayet iyi gördüm takımı. mesaj veren bir galibiyet oldu.
takımı umduğumdan da iyi bulduğum maç. zemine ve havaya rağmen gayet iyi gördüm takımı. mesaj veren bir galibiyet oldu.