sahada tam bir kaos var. hiç kimse ne yapması gerektiğini bilmiyor. yapmaya çalıştıkları şeyi de neden nasıl yapmalılar, bilmiyorlar. ilk yarı itibari ile maç net şekilde karagümrük'ün hakkı.
bir de bizim oyuncular en ufak temasta kendisini yere bırakmayı bırakmadılar artık. yerin dibine soktugumuz suyun ite yakasından farkı ne bu işin. yahu senin ağzını ayırıp, hakeme baktığın pozisyon kalemizde tehdit oluşturuyor.
kramponla oynamayı beceremiyorsaniz, topuklularinizla arzı endam ediniz.
bunların forvetleri vallahi bidon. bizimkinler ise rezil rüsva.
az önce osimhen kafa vurmak yerine topu arkasındaki baris'a biraksaydi tam volelik pozisyon olacaktı.
potansiyel penaltı uyarısı geldi. hadi oğlum, ver şunu. hakem var'a gitti. ve verdi penaltıyı.
sol kanadimiz hiç işlemiyor maalesef. sallai'nin biraz daha oyuna dahil olması lazım. birde rakip ataklarında, kendi sahamızda, topu kaptigimizda kısa pas ile çıkmayı deneyip gereksiz risk alıyoruz.
rakip yaralı bir ceylan. aslanın elinden kaçıyor ama sürü da takip etmeyi sürdürüyor. bir süre sonra yaralı ceylanın hızı azalıyor. çünkü hem yaralı hem de enerjisi tükeniyor git gide. ama o da ne! aslan sürüsü de av disiplinini bırakmadan ceylana ayak uydurmuş onlarda yavaşlıyor. tabi bunun sebebi yorgunluk değil. yaralı ceylan'ın tüm enerjisini tuketmesini ve mücadeleyi bırakmasını beklemek sabırla. enerjisiyi boşa harcamaya gerek yok. doğada her şey bir denge, milimetrik hesap. en nihayetinde ceylan tükeniyor ve teslim oluyor. o andan sonra bize acımasız gelen ama doğanın kanunu olan av ile oynama ve onu, kılını dahi kipirdatamayacak kıvama getirmek geliyor. sonrası malumun ilanı.