ya zemin berbat ya da kontrol-pas noktasında sıkıntımız var. oyunu kazanmak için iki şey yapmalıyız:
1) uzaktan şut denemeli,
2) frankowski'yi oyundan çıkartmalı. sarısı varken, kaçırdığı adamı arkadan tutup çekmeye yeltendi. rakip yalandan kendini biraksaydı ikinci sarıyı yemişti kafasız.
ne derbiler gördük fb kadrosunun ağır bastığı ama bizim tokatlayip geçtiğimiz. ya da 6-0'i tarihe gömme fırsatı bu maç deyip ecel terleri döktüğümüz. oyuncu, teknik ekip, taraftar ve yönetim açısından derbiler çok farklıdır. aziz yıldırım'ı başarısızlığına rağmen 20 yıl boyunca o koltukta tutan şeylerden birisi derbi karnesiydi.
öncelikli amacımızın gol yememek olduğu, kontrollü bir oyun ile bu maçı kazanırız. bundan sonra ligin en kotu takımı ile de oynasak, bizden sonraki en iyisi ile de oynasak her maç aynı, her maç altın değerinde. lig sonu geldikçe takımlar hem ligde kalmak adına hem de oyuncular kendilerini göstermek adına performanslarını arttırırlar. hic bir maçı veya rakibi kucumsemenin lüzumu yok.
konsantrasyon!!!
abdülkerim boş pozisyonda o kadar çok belli etti ki topu atacağı yeri, rakip araya girip aldı topu ve atağı başlattı. lemina varken cuesta'yi listeye eklemek, bir oyun şablonu cizememek, ilk maçta kontrollü oyun oynayamamak vs vs.
kepazelik!
yıllar öncesinden bir barcelona ınter eşleşmesi hatırlıyorum. ınter kendi sahasında 4-0 öndeydi. ama barcelona maçı bırakmak yerine oyuna asıldı ve skoru 4-1'e getiren golü attı. maçta bu skor ile tamamlandı. ve o barcelona rövanş maçını 4-0 kazanarak turu atlamıştı. biz niye maçı bıraktık? rövanşı yok mu bunun? hiç mi utanmaniz yok!
göztepe'nin ne oynadığı belli değil. savunma hattı bam güm topu ileriye şişiriyor. ileri hatti topu indirebiirse bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. saçma sapan bir taktik.
kırmızı kart doğru karar. problem bize yapılınca kırmızının çıkmaması ya da faul dahi verilmemesi. bence golün iptali de basit oldu. ama mevzu fb olunca üzülmek yerine seviniyor insan. lakin futbolun da futbol zevkinin de içine ettiler.
insan 90'larin o sert futbolunu, mücadelesini özlüyor gerçekten. gucsuzluge, yumuşaklığı hiç toleransin olmadığı, mücadele edenin, güçlü olanın ayakta kaldigi zamanlar. adeta modern çağın gladyatörleri gibiydi o eski futbolcular.
ofsayt yok el de yok. top barış'ın omzundan sekiyor. osimhen ise daha geride göztepe'li siyahi oyuncuya göre.