işte bunlardan bahsediyorum. mantıki izahı olmayan şeyler yapıldı transfer döneminde ve bunlar aslında yönetimin içindeki bu saçmalıkların ip uçlarıydı.
joao mario'nun alındığı gün hüseyin yücel çıkıp "hoca istedi" dediğinde burada "ben buna inanmıyorum" dedim. yine mi haklı çıktık? tabii ki haklı çıkacağım. çünkü gvb iyi bir hoca olmayabilir ama bu kadar saçma kararlar alacak bir "futbol kişisi" olmadığını da biliyoruz. bu kararlar ancak "futbol dışı" profesyoneller(?) tarafından alınabilir.
abi allah aşkına gözünü seveyim, burada ben bu konuları dile getirdiğimde nasıl cevap verildiğini çok net hatırlıyorum. kontenjan olayı bahane dedim, bana destek çıkan sadece 1 kişi vardı. herkes bunun aksine şeyler yazdı. kanat transferi yapılmadan, bek transferi yapılmadan lige başlanmaz dedim burada %90 "olsa iyi olurdu ama böyle de şampiyon oluruz" diyordu. mesajlar duruyordur eğer silmedilerse. her sezon aynı şey yaşanıyor. çok ufak bir azınlık doğruları söylüyor, geri kalan karşı çıkıyor sonra o kişi haklı çıktığında ya inkar ediliyor ya ölü taklidi yapılıyor. bunun kim olduğunun bir önemi yok. ben ya da bir başkası. kulübün içeriden sabote edildiğinin alametlerinden bahsediyorum işte ben. sorunu sezon başında aramak değil. asıl hala anlamayan sensin. az önce yazdıklarımı tekrar oku. yazın yapılan "mantıki izahı mümkün olmayan" aksiyonlar var. bir kulüpte bu denli mantıki izahı olmayan hareketler yapıyorsa bunun altında "görünür olmayan" sebepler vardır. bu yüzden tepki göstermek gerekir diyorum. yani kulübün içeriden sabote edildiğini ben yazın bilmiyordum ama absürd bir şeylerin olduğunun ipuçlarına dikkat çekiyordum kendim bilmesem bile. ben bunları söylerken bu izahı mümkün olmayan şeylere "izah" getirilmeye çalışıldı. bundan bahsediyorum işte. 3-5 maçlık iyi gidişle insanlar saçmalıklara göz yumdu. bu hatalara tekrar düşülmesin diyorum. doğru şeye doğru zamanda tepki verilseydi içeride yolunda gitmeyen şeyler daha erken ortaya çıkacaktı. maaşların ödenmemesi de bu sorunun bir parçası zaten. sen "fiziksel olarak futbol oynamaya müsait olmayan" musrati'ye beşiktaş tarihinin en yüksek bonservisini öder ve sonra yeni getirdiğin hocaya "bu futbolcuya dünya para verdik, bunu oynatmak zorundasın." der ve maçları kaybedip buralardan da gelir düşüşü sağlarsan elbette maaşları ödeyemezsin. yani ben sorunun nerede olduğunu gayet net görüyorum merak etme. bir futbol kulübünde transfer süreçleri o yönetim hakkında her şeyi söyler. bütün sıkıntılar hakkında ipucu verir transferler.
sosyal medyada bugün tek bir şey konuşuluyor: "kandırıldık."
ben burada "iyi günde" kötü durumlara dikkat çekerken bunu çıkıntılık yapmak için yapmıyorum. mantıki izahı olmayan bir aksiyon gördüğümde bundan rahatsız olur ve dile getiririm. beşiktaş'ın n'dour gibi tamamen keyfi, hiçbir ihtiyaca karşılık gelmeyen bir transfer yaparak yabancı kontejanını doldurması ve sezona kanatsız başlamasının mantıki bir izahı yok. bunun izahı yapılsın diye onlarca kez söyledim ama gün iyi gün olduğu için herkes bir kılıf buldu bu mantıksızlığa. bazı saçmalıkları 100 kere söyleyince kulağa artık normal bir şeymiş gibi geliyor, normalleşiyor. ama şu normalleşemez arkadaşlar: beşiktaş rashica ve can keleş dışında "0 adet" kanat oyuncusuyla sezona başladı. böyle bir kadro planlaması yapıldı. bunu nasıl kabul ettiniz arkadaşlar siz? sırf gs'yi 5-0 yendik diye, sırf lige iyi başladık diye nasıl kabul ettiniz bu durumu? ben kabul etmedim. ben bu yanlış yapılırsa şampiyonluğun hayal olduğunu söyledim. ve bugün görüyorum ki tüm bu mantıksızlıkların arkadasında çirkin sebepler varmış. öyle de olmak zorundaydı zaten. başka türlü bu kadar mantıksız bir planlama yapılamazdı.
kaan şakul gönderilmediği sürece kimin başkan olduğunun benim için bir önemi yok.
benim anladığım kadarıyla tüm bu olayların tek cümlelik özeti şu, "hasan arat bir kaan şakul için beşiktaş'ı harcamış."
açıkçası bu yaşananlar beni şaşırtmadı, tam tersi bir şeyler daha iyi oturdu kafamda. yapılan bazı akıl almaz absürtlükler anca böyle sağlıksız ve kaotik bir yönetimle olurdu.
beşiktaşın çok kötü bir kadrosu, çok kötü bir teknik direktörü ve şimdiye kadar verdiği sözleri tutamayan bir yönetimi var. tutulan sözler ufak tefek sözlerken ciddi olan hiçbir söz tutulamadı. en büyük sorun deplasman tirübünüydü, çözüm bulamadılar. akustik sıkıntısı giderilemedi, kara duvar mervzusunda hiçbir aşama kat edilemedi. transfer döneminde başarısız olundu. sezona 1 adet kanat futbolcusuyla başlamak gibi akla mantığa asla sığmayacak bir planlama yapıldı. gs'yi 5-0 yendiğimiz ve lige galibiyetle başladığımız için transfer politikası değiştirdiler. o gün iyi bir yönetim olma sınavını kaybettiler.
işte ben de diyorum ki süper lig seviyesinde her hoca saçmalar. okan da saçmalıyor, mourinho da saçmalığın dibine vuruyor. ama sen yönetim olarak iyi bir kadro kuracaksın ya da en azından sezona 1 kanat oyuncusuyla başlamayacaksin ki hocanin saçmaladığı bazı maçlarda da oyuncular maçı çözsün. ben bu akşamki mav özelinde bir şey söylemiyorum zaten. bu maç hocaya yazar evet. ben kaçmakta olan şampiyonluktan bahsediyorum. bunun sebebinden bahsediyorum.
bu senin dediğin şeye benziyor. danimarka brezilyayi yendi. öyleyse danimarka brezilya'dan güçlü. ben de çocukken böyle bakıyordum olaylara. ama sonra büyüdüm. ligin bir maraton olduğunu anlaman gerek. ligde zaten 2 takım hariç seninle aynı seviyede olan takım yok. kim diğer takımlara daha az puan kaybederse o şampiyon oluyor. her güçlü takım kendisinden zayıf takıma puan kaybedebilir. senin kadron diğer iki takımdan daha güçlüyse sen daha az puan kaybedersin o zayıf takımlara. bu kadar basit. karşında aytaç'ın, sadık'ın oynaması bir şey değiştirmiyor. üç buyukler bu oyunculara karşı maç kaybetti, kaybediyor ve kaybedecek. az kaybeden maratonu önde bitirir. sen kanatta oynayacak futbolcun olmadığı halde koca bir yaz transfer dönemini kanat transferi yapmadan geçirip sonra da "bomba gibi transfer sezonu geçirdik" diyip sezona 1 kanat oyuncusu ile başlarsan bu lig maratonunu önde falan bitiremezsin. hayal kurmayın. böyle bir şey mümkün değil.