aşağıdaki haberi internette öyle lalettayin gezinirken, alakasız bir haber sitesinde gördüm. ne diyeceğimi bilemiyorum artık. bir insan hem bu kadar basiretsiz hem bu kadar bahtsız olur mu yahu!?

………………..

ali koç'un 'kadıköy boğası' yenildi

artvin'de düzenlenen 44. kafkasör kültür, turizm ve sanat festivali'nde ilginç bir an yaşandı. fenerbahçe başkanı ali koç'un sponsor olduğu boğa, fenerbahçe marşı eşliğinde alana giriş yaptı.

ali koç'un tüm yıl boyunca bakım masraflarını üstlendiği ve artvin'e gönderdiği "kadıköy boğası", çıktığı müsabakada rakibine yenildi.

niyet okuyamayız... bu elde.

ancak ss'nin önceki icraatını (son seçim öncesi) bildiğimizden temkinli yaklaşmak da gayet normal...

tüm bunları bir tarafa koysak bile, aşağıdaki çelişkili durum ortaya çıkıyor.

1. bir yandan imza toplanması yoluyla yönetim değişikliğine karşı olduğunu belirtiyor,
2. diğer yandan bu süreç sonucunda yapılacak "ilk kongre"de aday olacağını söylüyor.

bu durum şu sorulara yol açıyor:

1. eğer bu yöntemi doğru bulmuyorsa, neden bu yöntemin sonucunda ortaya çıkacak kongreyi bekliyor?
2. madem mevcut yönetimin bu şekilde değiştirilmesine karşı, neden normal kongre tarihini beklemek yerine "ilk kongre"de aday olacağını açıklıyor?

bu çelişki, açıklamanın etik tutarlılığını zayıflatıyor ve "hem muhalif hem destekçi" gibi bir pozisyon ortaya çıkarıyor. bir başka deyişle, sürecin yöntemini eleştirirken, sonucundan faydalanma niyetini ortaya koyuyor!

net olmakta fayda var.

koca koca adamlarsiniz... güya.

imza kampanyasını desteklemiyormuymuş!?

de get….

inek içti, dağa kaçtı, yandı bitti kül oldu 🤣😝

sarişin muhalafet!

sallamasyon…

şu ana kadarki başarısızlığına doğru olmayan argümanlarla yeni kılıflar bulma işi…

öncelikle, avrupa'daki kulüp modellerine dair açıklaması tam doğru değil ve önemli nüansları göz ardı ediyor/kendi işine geldiği gibi algı yapıyor.

avrupa'da tek bir model yok; ülkeden ülkeye ve hatta aynı lig içinde kulüpten kulübe farklılık gösteren modeller mevcut. tamamen özel sahiplikten üye-kontrollü derneklere, hibrit modellere kadar çeşitli yapılar var.

bundesliga'da mesela… kulüplerin çoğunluk hissesi (50%+1) üyelere ait olmak zorunda.

bu, bahsettiği “rahat hareket eden sahipler” modelinin tam tersi bir yapı!

barcelona, real madrid gibi devler “socio” (üye) sahipliğinde... başkanlar üyeler tarafından seçiliyor ve hesap verebilirlik mekanizmaları var.

bunlar dünya futbolunun en başarılı kulüpleri!

ingiltere, fransa’daki sahiplik modellerinde de bir sürü kural/kısıtlama var. öyle dediği gibi her istediğini yapamıyor başkanlar yani…

koskoca fenerbahçe, hala ergen gibi “laf sokma” derdinde….

öte yandan…

futbol takımının başarısızlığıyla bir türlü yüzleşmek istemiyor bu denyolar.

“elbet bir gün”…..

böyle belirsiz ifadelerle, kulübün doğru yönetildiğine dair zerre güven duygusu kalmamış bir camianın, hayal kırıklığı/öfke/nefret gibi duygularının erteleneceğini sanıyorlar hala….

ya da zaten camia falan umurlarında değil….

ak ve çevresindeki bir avuç adam….

kendilerini eğlendiriyor!

bu ülkede iki kesim çok yorgun....

birincisi demokrasiyi, ilerlemeyi, çağdaşlığı benliklerinin bir parçası haline getirenler....

ikincisi fenerbahçeliler....

evet yeni bir rezillik yüklendi.

gururla (!) izledik dün akşam.

takımın konsantrasyonu öyle bir bozuldu ki o esnada 6 sayı öndeyken maçı verebilir hale geldik.

bence tbf basketboldan ömür boyu men versin, kurtulalım… orayı da bozacak yoksa!

bunu yapılan sohbetlerde, sokakta, sosyal medyada, antu’da hissediyorum.

bir zamanlar var olan zaferler, artık unutulmaya yüz tuttu.

tarih efsanelere... efsaneler mitlere dönüşme yolunda.

ve bazı unutulmaması gereken değerler... yitip gidiyor.

sarı-lacivert sevda hâlâ yaşıyor, ama kalplerde ciddi bir yorgunluk var.

tribünde ya da sosyal medyada yankılanan sesler, artık umuttan çok alışkanlıktan…

başkan adayı/larının çıkıp…

ali koç’un süreci sürüncemeye sokmak istediğini, gereksiz engellemeler içinde olduğunu kamuoyuna açıklaması,

ve bir an önce seçim çağrısında bulunması gerekiyor!

« / 28 »
Kayıt Ol