ingiltere’de yaşadığım dönemde liverpool müzesini gezdim. kupaların -neredeyse- tamamının replika olduğu, orijinal kupaların fa’de olduğu kulüplere verilmediği şeklinde bilgi verilmişti. orijinalin kısa süreli bir sergilenmesine izin veriliyormuş sadece. yani orijinal olan törende kullanılıyor, kısa bir süre kulüpte sergileniyor. sonra geri alınıp yerine replikası veriliyor. gelenekleri böyleymiş.
yani işin özü buradaki kupa, temsili bir şey. önemli olan o title’a sahip olmak. tff sanırım kalıcı veriyor kulüplere kupaları. gerek yok.
11-12 kupasın dönersek…. replikası bizim kulüpte yok mu mesela bu kupanın? öyle şahsın elinden istediğimiz gibi alabileceğimiz bir şey değil ki. satın almanın da çok gereği yok bence. eğer müzede yoksa adamdan rica edip birebir aynısını yaptırsın kulüp.
aynı savcı.....
acun ilıcalı ve saddetin saran’a bahisten soruşturma açıyor...... uluslararası alanda oynanan -belli ki ilgili uluslararası regülasyonlara uyumlu olan- maçı kendi platformlarında yayınladılar diye....
bahis reklamı yapan galatasaray’a soruşturma açılmasına takipsizlik kararı veriyor.......
evrensel hukuk bakış açısı ile şu soruların sorulması gerekirdi; kurumsal baskı mı var? farklı güç odaklarından gelen etkilerle mi çifte standart uygulanmış? arka plandaki çıkar ilişkileri (siyasi/ekonomik) ne?
aynı savcı!... adı da belli..... bu savcının.......
yandaş gs.....
bu ligin papazi gs.....
haftaya.......... sadece bu papaz yandaşa koymuş olmayacağız!
bu murat özkaya denilen tip zamanında gs amigosuymuş (mecazi değil tribün lideriymiş).
oto kiralama falan derken birden birileri yürü ya kulum demiş! otomotivci olmuş herif!
kendisine omuz çıkanın mehmet ağar olduğunu yazmış birgün.
üçgen şu şekilde tamamlandı yani;
gs - mehmet ağar - yasadışı bahis.
ilgili yazı;
birgun
şöyle bir “yöntem” var yeni tr’de….
önce sonuna kadar tüm hukuksuzluklara izin veriliyor…. sonra o izin verilen kurum/kuruluş/şirket/network’e çökülüyor…..
gs bence bu kategoride!
galatasaray’dan hamza akman, midjtsö (rekor bedelle), emre akbaba, kerem demirbay gibi isimleri kadrosuna katan! ve hoca olarak da eski gsli arda turan, orhan ak gibi isimlerle çalışan gs kongre üyesi murat özkaya “maç sonucuna etki etme” suçundan gözaltında!
“yapı” diyerek ne olduğu tam belli olmayan, zülfü yare dokunmadan, gerçek problemin yanından yöresinden dolaşan bir olgu yarattı ali koç….
belirsiz, içeriksiz bir olgu…..
hayalet düşman gibi…..
net konuşalım;
tr’de “güç unsurlarının” kolladığı gs isminde bir takım var. bu güç unsurları gs’nin her türlü (sadece sportif değil!) önünü açarken en büyük rakibi olan fb’yi de engellemiştir.
bir cb, bir takımın taraftarına kendini protesto etmediler diye teşekkür ediyorsa, o ligi ne olduğu belirsiz “yapı” ile falan açıklamazsın! kayrılan / yandaş bir takım ile açıklarsın….
net olun….
“yapı” içeriği boşaltılmış “çöp” bir kavram.
“yandaş takımın kayrıldığı tr ligi”
asıl tanımlama bu….