kazanmak güzel, skor güzel, gol krallığı yarışı veren osimhen'in penaltıyı morata'ya bırakması güzel, peşinden bir gol daha haftalar önce ufak çaplı ıslıklanan barış'ı tribünlere gösterip onu onure ettirmesi güzel. ancak kötü olan bir şey var. maç 0-0 iken oynadığımız oyun. işte onu hiç beğenmedim. bu takıma ileri dikiyor topu diye kızıyoruz ama dikmediği her an geride top kaptırıp gol yedirecekler mi diye diken üstündeyiz.

saha zemininin neden bu kadar ıslatıldığına anlam veremediğim karşılaşma. dün gün içinde eğer şakır şakır yağmur yağmadıysa maç saati zeminden fışkıran suyun tek izahı art niyettir. adamların ayakta duramaması bir kenara dursun top sürekli fış fış kaydı.
maça gelecek olursak sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. muslera yediği golde neden çıkıp topu alamadı? yani bu bakar çizgiyi kontrol etmesi çok mu normal? kavisli gelse bile top düşmeye geçmiş bir toptu ve yandan müdahale yapmak yerine direk önü dönük topu alsa alırdı. zaten rakip 8 kişilik bir blokla karşılıyor bari ucuz gol yemeyelim.
tor lemina sara üçlüsünü ben olsam antalya maçında son kez denerim. üç oyuncu bireysel olarak çok iyi olsa dahi ki düşüşte olanları var bir takım oyunu için yeterli iyi doneleri vermiyorlar bize. ya üçlüye dönüş yapılacak ya da tor-lemina ikilisinden biri oturacak.
bir diğer konu ise eğer bir takımın 2 forveti varsa o takım maça çift forvet ile başlamaz. morata ve osimhen'den başka forvetin yok ama ikisi de içerde. sistem desen allak bullak, oyun planı desen çizilmiş 2 tane set gördük. bu gördüklerimiz de çok cılız ve çok çalışılmamış belli ki.
biraz konudan konuya atlıyorum ancak bir diğer konu eren elmalı konusu. geldiğinden beri hiçbir şey vermiyor. sürekli 11 yazıyoruz zorunluluktan ancak gerçek manada berbat oynuyor. benim hiç beklentim olmadı kendisinden açıkçası. gelmeden önce de beğenmediğimi dile getirmiştim. şimdi çok hunharca da eleştirmek istemiyorum çünkü illa ki bir seviye farkı var geldiği takımla bizim aramızda. gelişebilir belki ancak sakat jacops kadar en azından dirilik anlamında bir dönüş alamıyoruz. üstüne sadece kendi oyununu değil barış'ı da aşağı çekiyor çok. bindirme yapamıyor, orta sahayı geçmek istemiyor, barş'ın yardımına gitmediği için sürekli barış 2 ya da 3 kişinin arasında girmek zorunda kalıyor. sağ bek oynamaya çalışan kaan ayhan'dan farkı ne?
kaan ayhan demişken artık gına geldi ancak beli dönmüyor. adamlar yanında yürüyerek geçiyor. galatasaray'a gelip kilo almak adet oldu.
sakatlanan ya da bir süre 11 başlamayan kim varsa salıyor kendini. sakatlıktan yeni çıkan yunus nedense herkesin umudu olmuş durumda. ancak gerçekler öyle mi? attığımız ikinci golde o kadar statik, o kadar koşmaktan çekinen bir görüntü çiziyor ki osimhen yunus 5 metre gidesiye kadar 3 kere yer değiştirip gol atıyor. sen hagi misin yunus? hangi yetenek ile bu özgüven? pozisyon bilgisi yerlerde adamın resmen. ikinci golü bir daha açıp izleyen olursa yunus'un ne kadar durağan oynadığını anlayacaktır. kerem aktürkoğlu ile hiçbir şekilde alakası yok yunus'un. kerem olabildiğince haraketli ve kaleye ne kadar yakın o kadar iyi düşüncesinde olan kanat hücumcusuydu. zaten onun eksikliğini çekiyoruz sezon başından beri. bütün yük fink'de. at fink'e penaltı alsın, kafa atsın. icardi ve mertens'in olmayışı oyunumuzu tamamen dibe çekti gibi.
şu maça kadar kim sorarsa sorsun takımın arkasındayım, hocama güveniyorum ve şampiyon olacağız diyordum. yine aynı şeyleri söylüyorum ve son düdüğe kadar bu inancımı koruyacağım. ama bazı maçlar vardır ivme aldırır. ben alanya ile başlayacağımızı düşünmüştüm. demek sadece ben düşünmüşüm.
artık okan hocam bu 4 günlük arayı iyi değerlendirmeli ve başlangıç maçı olarak antalya maçını seçmeli. öyle ya da böyle yenersek fener samsun karşısına 10 puan geride çıkacak.
3 puanı ıkınarak aldığımız maç.

fark eden oldu mu bilmiyorum ama uzatmaların başında barış alper sol beke yakındı önünde ahmed vardı, arkalarında cuesta vardı. üst üste bindiler mertens-yusuf oyuna girince karıştı pozisyonlar. kaleci sakatlandığında oyun durunca barış alper sen burada, sen burada diye kenardan yerlerini teyit ettiler.
teknik heyete dair umudumun bir parça daha azaldığı bir sekanstı. dikkat eden olmuştur umarım. oyuna giren nereye gideceğini ne yapacağını bilmez haldeyken biz şampiyon olacağız diye ahkam kesiyoruz.

+ 1907

şebekenin yeni hakemler devşirmesi böyle tıkır tıkır işleyen bir mekanizmaya bağlı.

onana, musrati ve oxlade gibilere milyonları ver borç tavan yapsın, bedavaya oynayan kartal ve demir egeyi gönder başka takımlara.

yok abi bu altyapı düşmanlığıyla resmen finansal iflaz an meselesi. hollannda takımları çoluk çocukla 3 büyükleri rezil etti.

kaç metreden süzüle süzüle orta geliyor yaptıran yaptırıyor vurduran vurduruyor yiyen yiyor ne güzel memleket

levent mercan'ı beğenmeye başladım bu arada...bi santos, bi carlos gibi "havalı" işler yok ama ziegler gibi istikrar ve yeterli dinamizm ile işini yapan, ne yaptığını da bilen bir oyuncu profili çiziyor. kalite karşılaştırması değil de tarz karşılaştırması bu. güvenilir yani şu ana kadar hem ileride hem de geride.

sol kanatta, kostic, mercan, aydın üçlüsü orayı gerçekten dinamizmleriyle iyi kapatıp rakibin sağ kanadını epey yoruyorlar.

« / 16 »
Kayıt Ol