alametifarikamız olan rakibi oynatmamak oturdu. set oyununda eksiğiz. onu da oturturuz umarım. yunus’a bağımlıyız. maç henüz 1-0’ken sara’nın çıkıp morata’nın girmesi planları sekteye uğratabilirdi fakat neyse ki duran top sekeninden golü yaptık.
şımaracak kadar iyi istatistiklerle bitmesi iyi hücum ettiğimizi göstermiyor. barış alper yılmaz ya da osimhen eforu olmadan üretim gerçekleştiremiyoruz. ciddiyet elden bırakılmamalı.
vura vura, aynı konsantrasyon ile geçmeliyiz ancak tekrar söylüyorum, okan buruk değişikliklerde daha ciddi olmalı. o üzülür, bu oyuna girsin vs. diye değişiklik yapılmaz.
frankowski ve eren arasındaki sonuç ve beklenti arasında tezat var. oyuncunun takıma göre seçilmesi gerektiğine dair bariz bir örnek. bu dakikadan sonra doğru düzgün transfer yapılır herhalde…
teşekkürler aslanlar. lemina, milletin çöp diye istemediği eren sayesinde rakibe tek bir geçiş vermiyoruz. torreira ve davinson’un ne kadar önemli oyuncu olduklarını da bu adamlar sayesinde görmeye başladık.
sivas nasıl pankartla çıkmış böyle…mallar !!
formayı çıkarın siktirin gidin allah hepinizin belasini versin.
işte böyle, iyisen hakemi de yenersin rakibide.
rezalet bir hakem performansına karşı oynandı maç, öyle ki hakem rakipten daha tehlikeliydi.
okan hoca doğruyu bulmuş, sallai yerine cuesta girer üçlüye döner dedim dönmedi, jakops girince üçüncü stoper olarak mı konumlanacak acaba, üçlüye mi döneceğiz dedim yine dönmedi.
hocanın aklında sistem karmaşası kalmamış, morata - osimhen belli ki dönüşümlü oynayacak, mertens artık son dakikalarda oynayacak (bence yusuf demir olmalı o isim)
biz böyle oyunlarla galip geldikçe fener stres yapacak ve puan kaybedecek. şampiyonluk beklediğimizden daha da erken gelebilir.
trnin en iyi kadrosunu ole en fazla bunu yapar bir tarafı gömerken diğer tarafın hatalarını görmezden gelirsen düzelemezsin başka gereksiz bir camianın taraftarı olsa şu akşamdan sonra yönetim hoca futbolcular hepsinin bileti kesilmişti ama biz birilerini eleştirirken sıralama yapmak zorundayız gibi hissediyoruz kendimizi şu ana kadar yönetim koca bir sıfır hoca desen kendini sağlama almaya çalışırken eline yüzüne bulaştırdı iin kötü tarafı bir daha ki seneyi de çöpe atıyorlar futbolcular zaten yıllardır aynı
değerli adminim,yani "sonuna kadar mokoko" şey yani,klavyem sürçtü, "sonuna kadar mourinho" mu diyoruz ? 😄ee hadi bakalım. inşallah.yanılıp şu adam hakıındaki sözlerimi yutmayı ne kadar isterdim,kimse bilmez?
maçın bitiş düdüğü ile birlikte "namağlup tek şampiyon beşiktaş" pankartı açılıverdi kale arkasından...
27 puanlık farkın 24e inmesinden ziyade beşiktaşlıların son yıllarda geride kalmalarından dolayı tutunacak tek dalları varmış, "namağlup" şampiyon olmuşlar bir ara... galatasaray üçüncü şampiyonluğa yürürken hiç kaybetmemişti de, hedef "namağlup" şampiyonluk değildi, "herşeye ve herkese rağmen" 5. yıldızı takmaktı...
o sebeple inönü'de beşiktaşlıların galatasaray'ın elinden yenilmezlik ünvanını almak kimsenin canını acıtmadı, son iki hafta antep ve konya'ya yenilen takıma üç puan vermek üzdü sarı ve kırmızıya gönül verenleri sadece...
bir de maç sonu stad hoparlörlerinden çalınan "şinanay" şarkısı da buraya not edilsin, "efendi beşiktaş" diyenlere hatırlatırız yeri gelince...
siyah-beyazlıların şampiyon olacağını düşündükleri galatasaray'dan namağlup ünvanını almak gibi bir motivasyonu varken, maçın hakemi yasin kol ile var'daki pawel pskit'in heyecanı neydi acaba?
iki hafta evvel galatasaray'ın alanya deplasmanında kazandığı maçta sarı-kırmızlı topçulara 8-9 sarı kart ve 1 kırmızı kart gösterdikten sonra federasyon başkanından övgüler alan "yabancı dil bilmeyen", fıfa kokartı olmayan, erman toroğlu'nun anlatımıyla bir zamanlar maç toplarını "aşırtmaya" çalışan yasin kol'un daha 20. saniyede çaldığı faulle!? "niyeti" ortaya çıkmadı mı?
ya sonrası:
4. dakika eren omuzla aldı, ani atağı faul diye kesti...
11. dakika barış-masuaku mücadelesi barış yerde, beşiktaşlı oyuncu tekme atıyor, barış elle oynadı kararı verdi...
15. dakika barış'a faul yapmadığı pozisyonda faul çaldı... itiraz eden idari menajere sarı kart çıkardı...
20. dakika moratta-paulista pozisyonunda ispanyol topçu dokunmadı, faul çaldı...
32. dakika frankowski'ye sarı kart gösterdi, var ile nasıl anlaştı da kırmızı verdi ki maç sonu yerli-yabancı tüm eski hakemler sarı yeterli dedi...
45. dakika emirhan topsuz olarak osimhen'e omuz atıyor, ne faul verdi ne de sarı kart çıkardı...
59. dakika svensson-osimhen çarpışıyor, beşiktaşlı oyuncu düşerken dirsek atıyor, osimhen'in dudağı patlıyor, sarı kart çıkarmadı...
70. dakika rafa silva eren'i çekiyor ama faul beşiktaş lehine çalınıyor...
78.dakika sanchez ceza sahasında emirhan tarafından düşürülüyor ama penaltı düdüğü çalınmıyor...
80. dakika barış ikili mücadelede masuaku'nun ayağına basıyor, faul bile vermiyor...
81. dakika galatasaray korner kullanıyor, osimhen kafayla vurup beşiktaşlının sırtına çarpıyor, aut veriyor.
90+5. dakika sanchez'e peşi sıra fauller yapılıyor, var çağırmasa kart dahi çıkmayacak, var kararı ile semih'e kırmızı kart çıkıyor, kart tartışmalı...
ve 96.dakika 54. saniye...
yasin kol'un "turnusol kağıdı" olan o pozisyon...
lemina ile rasitca omuz omuza, diz dize carpısıyor ve hakem lemina'nın faul yaptığına hükmediyor... filmi 20 dakika geriye sararsak sanchez ile emirhan'ın beşiktaş ceza sahası içinde çarpışmasının "copy-paste"i olan pozisyon... galatasaray lehine karar verilecekse "oyna devam", beşiktaş lehine verilecekse "çal düdüğü"...
adı sanı bilinmeyen var hakemi ile ilgili de tevatürler var da, yaptı görevini gitti, o artık ülkesinde kazandığı paranın keyfine bakıyor, bakalım bir daha ne zaman karşımıza çıkacak pawel pskit... onun da memleketlisi frankowski ile "hesabı" ilginç, daha önce legia gdansk forması giyerken frankowski'yi oyundan atan pskit, var koltuğundan da yasin kol'a attırdı polonyalı oyuncuyu...
bunları uzun uzun yazdık da, tuhafımıza gittiği için değil, tarihe not düşülsün diye zira bu sene galatasaray'a karşı açılan savaş son sürat devam ediyor...
peki bizim "cephede" işler ne alemde...
yönetim kademesi "sus pus" içinde... varlıkları yoklukları belli değil...maç öncesinde yasin kol atamasında da, maçtan sonra hakemin yaptıklarında da "kafalarını kuma gömdüler"...
onlarla sezon sonu hesaplaşılacak... şimdilik dursunlar bir kenarda...
milli ara öncesi sami yen'de antalyaspor'u 4 farkla geçen kadroyla çıktı okan buruk sahaya, milli maçlardan yorgun dönen oyuncular sahadaydı. beşiktaş ise forvetsizdi, galatasaray'ın bu sezonki defosu olan "savunma arkasına adam kaçırma" kozunu oynadılar, rafa ile mario ve muçi ile bunu başardılar da, ilk gol ve kırmızı kart böyle geldi...
eksik olmak, deplasmanda olmak galatasaray adına oyuna tutunmak için zordu ama torreira'nın klas golü devreye eşitlikle gidilmesini sağladı da, ikinci yarı 10 kişiyle oynamak zorladı galatasaray'ı ve savunmanın dikkatsizliğinde fernandes takımına galibiyet getiren golü attı...
girenler ve de çıkanlar hakkında herkes bir şeyler yazdı, abdülkerim bile neden çıktığını anlamadı da okan buruk ve yardımcılarının kararlarına saygım var, topçularla çalışan, onları gözlemleyen, konuşan, dertleşen onlar...
lakin, fikrim alınacak olsa mertens'le başlarım ben maçlara, gücü bitince de kenara alırım ama uzun zamandır belçikalı yıldız kenarda unutuluyor...
hayatta hiç birşey sonsuz değildir, galatasaray'ın yenilmezlik ünvanı da bir gün bitecekti, belki de takıma "stres" oluyordu ve artık böyle bir ünvan korumak derdinde değil topçular. bundan sonra belki kafalar daha rahat çıkacak maçlara ve yeni bir galibiyet serisi başlayacak...
hadi inşallah...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot
tek oyun planı olan, en önemli seti kostiç'e çabuk, uzun oynayarak orta açmak olan takımın tıkandığı maç. samsun bile kısıtlı savunmasıyla rahat puan aldı suyun ötesindeki takımdan. talisca, tadiç, dzeko üçlüsünün kondisyon ve savunma zafiyetini gidermek için net beşli defans tutuyor arkada mou. çoğu maç bunu bozmuyor hatta bozamıyor. çünkü tandeme koyduğu adamlar çok ağır. 1 tane seri stoperi yok. ona rağmen gidip skriniar aldılar. sırf düşüncesi sonuç ne olursa olsun yerleşmiş olarak kalmak. rakip 10 kişi kalmış, orta sahayı geçecek hızlı hücumcusunu dahi geriye yaslamış sen hala sabit üçlü oynuyorsun. mesela dün terim fener'in başında olsa skriniar kırmızı sonrası forvette bitirirdi maçı. ambrabat kırmızı sonrası direkt çıkar cenk girerdi misal. cesur değil mou. kafa şutları hariç net yerden pozisyona giremedi her zamanki gibi fener. bize de bu puan kaybıyla birlikte bjk maçı için beraberlik esnekliği verdi. bir parantez de geliyorum abi cihan'a açmak gerekir. fener puan kaybetmesin diye elinden ne geliyorsa yaptı. maçı izleyenler kırmızı ve penaltı jokerinin devreye gireceğini biliyordu.
neticesinde osuruktan bir kırmızı verdi ancak penaltı için fırsatı olmadı. hele zeki'nin kolları arkadayken topun dirseğine çarpmasını bile dinliyormuş numarası yapması takdire şayandı.
ilk yarı uzatma olarak 4 dakika verdi. ne oldu mesela ilk yarı 4 dakikalık? hele ikinci yarı 8 dakika tamamen fener gol bulsun diye verilmiş karardı. bu maçın toplam uzaması gereken süre normalde 5 dakikayı geçmemeliydi.
sonuçta fener yine samsun'a puan bıraktı ve bize büyük bir şans yarattı.
musrati'yi tutmak istesen yine giderdi, seçimde oyuncak olmuş adamın kalmaya niyeti mi olur zaten
yazın yolunu bulsunlar yollasınlar çoğunun tek yılı kalıyor zaten