kimse kusura bakmasın.büyük hoca filan olabilir ancak dün sadece berbat hoca payesini haketti.okan buruk dün aniden hoca olsaydı bize ve de nasıl zarar veririm diye düşünseydi bile mert müldürü çıkartmaz kendini ele vermezdi.yaptığı her değişiklik ile takımı daha da zayıflattı mourinho.orta sahada iyi oynamasa dahi koşan, basan symanski değiştine olumsuzluğun zirvesine çıkan tadiç ne de onu yararsızlıkta birebir takip eden dzeko çıkmadı ama en azından koşabilen en nesyri çıkartıldı.daha neler neler.dün adı mourinho olmasa ve bir de yerli olsaydı hoca sabahı göremezdi takımda.
"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."...
rahmetli jupp dewrall'in sözü. hagi'nin de söylemişliği vardır...
"futbol hayata fena halde benzer" düsturunu şiar edinen biri olarak benim de günlük hayatımda kılavuz edindiğim bir cümle...
galatasaray da hollanda'da kaybettiği 4-1lik maçın rövanşına bu düşüncelerle çıktı:
"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."
karış karış her metresine aşina olduğu iç sahada oynayacak, ilk maçta cezalı olan osimhen, sanchez ve torreira kadroda olacak ve en önemlisi dünyada saygı duyulan taraftarı arkasında olacaktı...
bir de erken atılacak bir gol, gençlerden oluşan rakibi bozmaya yetecekti. sonrası zaten gelirdi, çok defa başarmamış mıydı galatasaray bunu?
öyle de başladılar maça. arzulu ve istekliydi sarı-kırmızılılar...
ama bu aşırı motivasyon "acelecilikle" karışınca istediğini yapamıyordu sahadaki galatasaraylılar.
oysa rakip, ilk maçın avantajıyla daha rahat oynuyor, "kafası golde" olan ev sahibinin savunmada bıraktığı boşlukları değerlendiriyordu.
hele ki bir poku vardı ki? 21 yaşındaki "çocuk" iki maçın da yıldızıydı... topu önüne vurup gidiyor, abdülkerim'i, jelert'i, barış'ı peşinden sürüklüyordu...
galatasaray'ın bulması gereken pozisyonları deplasman ekibi buluyor da kalede günay "ahtapotlaşıyordu"... sosyal medya taraftarının yok ettiği onlarca topçudan bir diğeri olan muslera yedekteydi, günay sahadaydı bu maçta. maç boyu belki ondan fazla kurtarışla, ki 2-3 tanesi karşı karşıya ve gol şansı %99 olan pozisyonlarda kalesini kapayarak arkadaşlarını ayakta tuttu günay da, ilk devre biterken sara'nın uzaklaştırdığı top maikuma'ya çarpıyor, gol oluyor, ikinci yarı da ceza sahası dışından kasius'un vuruşu fileleri sarsıyordu...
devre biterken takımı ıslıklayanlar, berkan oyuna ayak bastığında yuhlayanlar kalede muslera olsa bu iki golü de nando'ya "yazacaklardı" değil mi? göztepe maçında romulo topla giderken sanchez'in vuruşu brezilyalıya çarpıp muslera'yı yanıltıp gol olduğunda da, az alkmaar ilk maçında mijnans'ın serbest atışı doksana gittiğinde de suçlu muslera değil miydi?
ilk devre 1-0 sona erince tur ümidi de zora girince okan buruk, "yüzyılın derbisini" de düşünerek sanchez ve mertens'i yanına alıp, metehan ve kerem demirbay'ı sahaya sürdü.
deplasman ekibi iki farklı öne geçip, bir dakika sonra da torreira'nın asistinde maçı en fazla arzulayan osimhen golü attı ama sahadaki oyun pek de ümit vermeyince, torreira da pazartesiye korunmak için kulübeye geldi, tıpkı sonraki dakikalarda sara ve osimhen'in yaptığı gibi...
sahaya adım atarken yuhlanan berkan'ın "golün asistinin asistinde" barış, sallai'ye rahat bir pas verdi, "alkmaarsever" macar topçu da ilk maçtan sonra sami yen'de de owusu-oduro'yu mağlup etmesini bildi.
2-0dan beraberliği sağlamak kağıt üstünde galatasaray adına başarı sayılabilir lakin avrupa'dan bu genç takıma elenmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. ama "şimdi" bunun sırası ve yeri hiç değil... sene sonu herkes şapkasını önüne alır, hesabını verir...
şimdi iki sene olduğu gibi, haftada tek maç yaparak, o maça full konsantre olarak, yorulmadan sakatlanmadan üçüncü şampiyonluğu kazanma vakti...
ilk maç da karşı tarafın isteğini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyen türkiye futbol federasyonun bir ilki yerine getirip, maçı yönetmesi için "yönetmeliklere aykırı" olarak göreve davet ettiği slovenyalı hakemin düdük çalacağı fenerbahçe derbisi...
haydi bakalım, dünü unutup, önümüze bakma zamanı...
"galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır." demiş baba gündüz, medyası, federasyonu, rakipleri herkes galatasaray'a karşı pozisyon almışken, biz kendi içimdeki "küçük hesapları" bırakıp, kapalıdaki "konsantrasyon" pankartı etrafında birleşip, "mayıslar bizimdir" demek için kenetlenmeliyiz...
dün gece maçın başından sonuna kadar tezahüratlarla, oyunculara destek sloganlarıyla ultraslan bu meşalenin ateşini yaktı...
gazamız mübarek olsun, sonu 5. yıldız olsun...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot
allahim sukurler olsun, mart son 16 nisan son 8 icin ve devaminda acaba olur mu diyoruz belki deplasmana gideriz diye tarihlere bakiyoruz sanki alex ile deivid’li sampiyonlar ligi ceyrek finalindeki sezon gibi avrupa maclarindan sonra uyuyamiyoruz. sen bizim yanimizda ol sen bize gurbetteki vatandaslarimizla sevilla deplasmanindaki kol kola, omuz omuza sevinci tekrar nasip et.
en-nesyri'nin dün akşam attığı kafa golü avrupa liginde en güzeli seçilmeli.
ne vurdu be!!!!!!
bir de geldiğinde sallıyorduk forumca, yok çöp filan.
adam pırlanta çıktı.
sadece yenilmek üzmedi. böyle şeyleri yaşayacağımızı bile bile ne kadro üzerinde değişikliğe, ne de sistemi değiştirmeye çalışmadan elimizi kolumuzu sallayarak çıkmışız maça.
o kadar belliydi ki takım olarak gücümüzün yetmeyeceği. çok yazık. galatasaray bu hâle sokulamaz. çok üzgünüm.
takımın kötü olması hoca yanlışına göz kapatmayı gerektirmiyor senin anlamadığın konu ben taktik oladak hoca falan eleştirmedim eleştirsem o konuya girecek çok şey var ama maç önü konuşmanda beraberlik yetiyor diye konuşursan sahadaki eşekleri gol atmaya oynatamazsın kazanabileceğin maçı bile çıkmadan kaybededsin twenti çok bastırmış hayır bastırnadı biz savunmadan çıkmadık arada çok fark var bizde oyuna girseydik bakalım gelebilecekmiydi üstümüze twenti yenebileceğimiz bir takımdı ama kafada en ufak galibiyet planı olmadan çıktık ne hoca ne oyuncu
hocanın özeline gelince eleştirmiyorum ama bu hoca beşiktaşın hocası değil. çok fazlada ömrü olmayacak beşiktaş yapısına uymayacak bu kadar yanlış bir seçim olmazdı biz sürekli yapıyoruz bunu
hem fener puan kaybetti hem rakibimiz lyon puan kaybetti, bu akşam karlı çıktık.
boşver lig maçını twente maçı önemli 30 ocakta twente maçı var
maç içerisinde birşey dikkatimi çekti. topu osimhen'e atıyoruz, gol atmasını bekliyoruz. osimhen çok zor pozisyonları kontrol ediyor ancak etrafında hiçbir oyuncu yok. mertens yorgunluktan gelemiyor, barış yorgun, yunus çok formsuz. osimhen'den toopu alıp herkesi çalımlayıp gol atması bekliyoruz, yapamıyor haliyle. bu süreçte tek başına kaldığı için de yoruluyor, yorulunca da bitiriciliği kötü etkileniyor.
belki de mikautadze'yi çok istememizin sebebi buydu. mertens'in bu fiziksel durum ile oynadığı takımla değil uefa finali, son 16 bile başarıdır bence. en fazla 45 dakika oynayabilir mertens.