batug abi, düşüncene sağlık. döktürmüşün yine. müsaadenle bıraktığın yerden devam edeyim. stoperdeki en iyi oyuncumuz osterwolde,o da sezonu kapattı maalesef. fiziksel özellikleri ve vücut esnekliği açısından sol bek mevkiinin gerçek adamı olmayan oyunmcumuzu kaybettik. oysa geçen sene kesin olarak kanıtlanmış bir gerçek vardı.hiç bir forvetin bu çocuğu birebirde geçmesi mümkün değil. belki de dünyanın en iyi stoperlerdinden birisi elimizde ama yararlanamıyoruz. biraz tıptan anlayan birisi bu çocuğun çok güçlü,hızlı ve size'lı fakat esnek olmadığını çok rahat analiz edebilir. en iyi örneğimiz ferdi ile kıyaslarsak,ferdi'nin topla beraber düz bir hatta değil,slalom yaparak süratli koşu esnasında yön değiştirebildiğini ve rakipleri bu kıvraklık ve esneklikle geçtiğini görüyoruz. osterwolde ise müthiş süratli ve güçlü ama aynı düzlem üzerinde. attığı müthiş gollere bakın. rakibin gerisinden rokete takıyor, bam bam bam dümdüz geçip gidiyor yanlarından. sağa sola yön değiştirmeden direkt kaleye iniyor. o süratte ve bedende bir oyuncu için ani dönüşler ve yön değiştirmeler ölümcüldür. o tork hareketinin getirdiği tonaja hiç bir eklem ve kas tendonu dayanmaz. bu basit gerçeği hadi td anlamadı diyelim, o kadar geniş teknik ve tıbbi kadro içinde bir allah'ın kulu göremez mi?pes doğrusu. mert müldür'den hiç bahsetmemeni de acizane alkışlıyorum,zira klavye israfı olur. osayi konusunda da tamamen katılıyorum. ancak takımda onun gibi cengaver oyuncuların eksikliğini hissediyoruz. onun gibi kavga eden, atletik,güçlü oyuncuların eksikliğinde senin dediğin gibi, sağlam rakipler bizi kolaylıkla sindiriyorlar. o yüzden osayi gibi oyunculardan vaz geçmek olmaz. sol bekte alternatifimiz yok. ferdi'yi geri getiremeyiz ancak ferdi'ye en yakın fiziksel,teknik ve sürat özellikleri olan yegane oyuncumuz oğuz'u göremeyen bir td, en hafif tabiriyle, bizim takımı ve buradaki görevini ciddiye almıyor,küçümsüyor demektir. mourinho'nun kariyerine ve futbol bilgisine laf etmeye haddimiz olmaz ama yaptığı hatalar şaka gibi.insan demet akalın ne zaman çıkıp 'bu kamera şakasıydı' diyecek diye etrafa bakmak zorunda hissediyor kendini. daha önce jesus,ismail kartal,montello ve fatih terim'in ipini çekmiş bir veteran ligi oyuncusunu takımın ilk stoperi olarak düşünürken hangi ruh halini yaşıyor,çok merak ediyorum? yanındaki arkadaşları ile yardımlaşma özürlü bu maximen diye bir oyuncu getirdi, ancak birebirde en az onun kadar etkili leblebi gibi adam geçen emre mor'a kapıyı gösterdi. bu nasıl bir paradokstur. sezon başı "50 milyon da verseler gitmem. bu sene kalıp şampiyonluk yaşamak istiyorum." diye konuşan ferdi'nin transferin son günü apar topar kaçmasının sebebi de mou'nın ısrarla takıma monte etmeye çalıştığı kafes futbolu oynayan maximen yüzünden oyun şevkinin ve alıştığı görevin elinden alınmasının getirdiği hayal kırıklığıdır. öte yandan mou'nun sezon başında "bu takımın eksiği; ileri çıkışlarda yavaş olmasıdır. süratini arttırmalıyız' deyip; takımı ileriye en çabuk taşıyan,önde baskı kurabilen adamlardan vazgeçmesi, dzeko,tad,ç gibi statik oyuncularda ısrar etmesi inanılır gibi değil.batug abi, bana kızma ne olur ama amrabad konusunda senden biraz farklı düşünüyorum. bunun için de geçerli bir sürü sebebim var. paylaşırım müasit bir zamanda inşallah. morinho'dan çok ümitliydi. ancak bize bu sene yaptığı yegane katkı; karizması ve popülerliği sayesinde bütün dünyanın dikkatini bizim maçlara çekmek oldu. bu sayede aleyhimize yapılan kasıtlı hakem hataları minimale indi ama öte yandan takımın kimyasını bozduğu için bu avantajı sahada lehimize dönüştürebilecek sportif gücümüz kalmadı.