oynadığımız futbolun iyi olması(olacağını varsayıyorum), bulduğumuz fırsatları da cömertçe harcamayıp gol yaptığımız maçlar arttıkça yapı denen şey giderek ortadan kalkacaktır.yapı şu an çok etki ediyormuş gibi görüyor çünkü yapının tuzak ve tesirlerine odaklanıyoruz. oysa kendi kaderimizi oyun içinde kaçırdığımız gollerle kendimiz belirliyoruz. oyuncu kitlesi profilinde bariz bir kalitesizlik var.
anlatmaya çalıştığım şey, izleyici kitlesini ikna edici bir oyun ortaya koyup, bir momentum yakalayıp, üst üste galibiyetler alırsak 2025 ilk iki ayında, ummadığımız bir konuma yükselebiliriz.
oyuncu kitlesindeki kalitesizlik çoğu zaman sepetteki çürük elmanın, diğer sağlam elmaları da kendine benzetmesi şeklinde gelişiyor. katılmayabilirsiniz ancak örnek vereyim; defansa djiku/osayi, kanatlara maximen/cengiz koyarsanız o takımın oyunu şişer boğulur.
bu dört isimden üçü zaten hoca geldiğinde vardı, kontratlıydı. maximen ilk geldiğinde iyi gibi göründü, sonra sağlam bozdu. maximen, hocanın shortlist’inde belkide beş veya altıncı seçenekti, bilemeyiz.
özetle, yakaladığı fırsatı atar hale getirilmeli bu takım öncelikle. kalenin üç metre önünde, mutlak gol şansında kalecinin ayağına nişanlamamalı topu. diğer türlü haklıyken, haksız duruma düşmen için hiçbir sebep kalmaz. bu ince ayarı tutturacak hoca, inanıyorum.