mustafa bey söylediklerinize katılıyorum fakat bu konu bu kadar basite indirgenmemeli. bu futbolcular her ne kadar haftada 90 dk mesai yapıyor gibi görünseler de profesyonel adamlar. daha doğrusu hayatlarını futbolla idam ettiren adamlar. sırf kulüple olan iletişimleri iyi değil diye sahada sinek gibi dolanmalarını açıklamamalıyız. misal ben komşuma küstüm diye sabah işe gitmeyi bırakıyor muyum, hayır eşşek gibi de gidiyorum her sabah.

burada bana göre sorun takımın mücadele etmemesi, koşmaması ve en önemlisi futbolcuların özverili oynamaması. çünkü mücadele ettiğimiz maçları aslında rahatlıkla izleyebiliyoruz. bu anlamda bi sıkıntı yok. sorun mücadele dediğim şeyin sürekliliğinde. bu sorun kulüple ilgili olabileceği gibi pekala futbolcunun kendisiyle de ilgili. neden? çünkü adam rahat. onu zorlayacak, sahada koşmaya itecek bir unsur, bir teşvik, bir tehdit, veya bir sebep yok. sen futbolcuya 6m garanti ücret verirsen, gel bu takımı sen kurtar dersen, o da sana der ki hadi ordan ben anaokulu öğretmeni miyim der. ben olsam ben de derim. neden? çünkü beleşe 6m alıyorum niye mücadele edeyim ki?

o kolej havası dedikleri, takımda kardeşlik havası var dedikleri hikayeler var ya hepsi yalan. her şey para bu hayatta. sen oyuncuya hedef göstermezsen, onu rekabetle sınamazsan, o oyuncu işi salar tillahı gelse oynatamaz. anca primle cartla curtla döndürürsün işi. hollandada adam 200k maaşla oynuyo ama oynuyo. neden? çünkü adamın bi hedefi var. ve daha da önemlisi bulunduğu ortamda bir mücadele var.

neyse çok yazdım zaten herkesin bildiği şeyler. testi kırılınca yol gösteren çok olurmuş derler o hesap. beşiktaş toparlanmak istiyosa eğer bana göre transferle değil kulüp olarak çehresini değiştirmeli. at sahibine göre kişner, sen atı dehleyeceksin ki o da senin için koşsun

Kayıt Ol