neydi dünkü maçın bilhassa birinci yarısı. kendi stadında isabetsiz paslaşmalar, her top rakibe geçiyor, her pası rakip kapıyor?
biz mi lüplüyoruz milyonlarca avroyu?
biz mi öğretelim size nasıl hızlı isabetli paslarla oynanır?
lord of the rings setinden kaçmış savunmacımızla sarı koyun kürkü kafalı rakip illa birbirleriyle mi eşleşecek?
yok mu buna karşı bir taktik?
yok mu üs tüste isabetli paslarla rakip yarı sahaya inecek bir babayiğit?
tüm rakiplerin sana karşı taktiği belli: hızlı adamına fenerbahçe defansının arkasında ya da önündeyken topu şişir, keyfine bak.
buna karşı bir stratejiyi biz mi belirleyeceğiz?
her defasında aynı rakip taktik ve her defasında aynı çaresizlik.
üstüne "milyonluk ayakların" isabetsiz paslaşmaları, top kaptırmaları, rakibin beş kişi arasında arkadaşına isabetli pas vermesi.
ya öğrenmek yok mu?
ille de top kaptırılmalı mı?
ille de baskı altında top kaptırılmalı mı?
biz mi öğretelim?
ahı gitmiş vahı kalmış talişka, yana geriye pas yapan amrabat, top kaptıran frid, paslaşamayan en nesyri, sarı koyun kürükü kafalıdan adam gibi topu alamayan lord of the rings setin kaçmış büyük defans oyuncumuz...
ya senin takımında hızlı oynayan tek adam var, tek! o da saint maximin, sen ne yapıyorsun? adamı iş işten geçtikten sonra alıyorsun.
dzeko o sakat el, kırık burunla daha verimli bir oyuncu, bari onlarla başlasana?
yok,bu oyun hamsilerle oynanırsa oradan da elimiz boş döneriz.