aynı kısır döngüde debeleniyorsun. “o olmadı, bu da olmadı, bari sergen gelsin kumar masasından yönetsin” gibi laflar beşiktaş’a sadece zarar veriyor, ve bunu bilerek yapıyorsunuz.

santos konusuna başlayacam senin için. avrupa futbolunu birazcık takip eden herkes bilir: bu adam portekiz tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri. 2016 avrupa şampiyonluğu, 2019 uluslar ligi şampiyonluğu, ronaldo, bruno, pepe gibi egolarla dolu bir kadroyu yıllarca istikrarlı şekilde yönetti. “defans yapıyordu, 1-0 kazanıyordu” diye küçümsemek, futbol cahilliğinden başka bir şey değil. evet, savunma ağırlıklıydı. ama onun döneminde beşiktaş’ta savunma yapabilen bir oyuncun varmıydı? topla doğru çıkabilen bir stoperin, çizgiye inebilen bir kanadın, oyunu yönlendirecek bir oyun kurucun oldu mu? yok. o zaman bu adam neyle ne oynasın?

ismaël’e gelince,  “beden hocası” diye aşağıladığın adam watford’da kadro derinliği ve yönetim istikrarsızlığına rağmen ligi ilk 10 içinde bitirdi. blackburn rovers gibi maddi krizle boğuşan bir kulüpte sistemli futbol oynatmaya çalıştı. ne yani, premier lig’e çıkamayan her hoca çöp mü? championship seviyesini küçümseyip “bir bok olmuyor” demek ancak dışarıdan bakan birinin yapacağı yorum olur.

“set oyunu oynatamıyor” klişesine de değinelim. set oyunu oynamak için önce bunu yapabilecek oyuncu grubun olacak. teknik kapasitesi yüksek, karar alma süresi kısa olan orta sahalar, skor tehdidi yaratan, çizgiye inebilen kanatlar, oyun kurabilen stoperler, bindirme yapan bekler. peki ole’nin elinde bunlardan kaçı var? rashica dışında doğal kanat oyuncusu yok, toy arroyo hariç. rashica’nın da teknik becerisi ve pas kalitesi yerlerde. svensson gibi hücuma katkısı sıfır bir sağ bekle hangi oyun kurulacak? orta sahan presle anında çöküyor. elinde 3 pas yapamayan, rafa’nın ayağına bir kadro var. ne topsuz koşu var, ne alan açma, ne set disiplini. bu şartlarda solskjær hangi “set oyununu” oynatsın? masa başında football manager oynamıyorsun.

sergen diyorsun sürekli. 2021 şampiyonluğu büyük başarıdır, eyvallah. ama hemen ardından yaşanan şampiyonlar ligi fiyaskosunu neden konuşmuyorsun? doğrudan gruplara kalan beşiktaş, sıfır puanla, -11 averajla, avrupa’nın en kötü takımlarından biri olarak sezonu kapattı. üstelik elinde pjanic, batshuayi, ghezzal, alex teixeira gibi isimler varken. oyunsuzluk, dağınıklık, mental kırılganlık. her şey vardı, sadece plan yoktu. yani “büyük hocalık” tek sezonda şampiyon olmakla değil, farklı kulvarlarda istikrar göstermekle ölçülür. sergen o sınavda sınıfta kaldı. o yüzden “masadan yönetsin yine de yeter” demek bu kulübe saygısızlıktan başka bir şey değil.

“bahane üretmesin, çözüm üretsin” diyorsun. bahane dediğin şey aslında çıplak gerçek. ole’nin elinde yaratıcı oyuncu yoksa, çizgiye inen kanat yoksa, oyun kuran orta saha yoksa, hangi sistemle çözüm üreteceksin? her teknik direktör, elindeki malzemeyle yemek yapar. sen çöpleri tezgaha dizip şefin önüne koyuyorsun, sonra da “niye michelin yıldızı alamıyoruz?” diye soruyorsun.

futbolu bilen sabredecek, bilmeyen sustuğu zaman beşiktaş zaten yeniden ayağa kalkar. ama her yenilgiden sonra “gönder hocayı” diye ağlayan bu kafa yapısıyla değil.

Kayıt Ol