- bunlar senin subjektif futbol görüşlerin. bir boşluk yaratmıyor yani. hepsinin de cevapları verildi. aynı kısır döngüde sıkışmaya gerek yok. bu bir teknik-tartik savaşı değil. adam savunma-adam yerme savaşı.
- tam tersi sergen'in hemen gelmesi ve ilk maçlarda puan kaybı yaşaması işine gelir. zaten herhangi bir hedefin olmadığı sezonda eğer seri galibiyetler ile başlarsan o olmayan beklenti var olmaya başlar. ardından sezonun 20. 25. haftasında yarıştan koparsan yüzün zaten eskimiş olacağı için "başarısız oldu" damgası yersin. ama ligin başında puan kayıplarıyla yarışta geri düşersen yüzün daha yeniyken ses çıkaran olmaz. "kendi takımı değil, yeni transferler birbirine daha alışmadı, takımın morali çok bozuk eski dönemden kalan psikoloji var." vs. vs. gibi sebeplerle mazur görülür. ardından zaten beklenti olmayan bir sezonu rahat rahat tamamlar. olacak olan da bu zaten.
- beşiktaş'ta "yönetimden biri" diye bir şey yok. serdal adalı tek başına yönetiyor kulübü. kongre üyesi olmanıza rağmen bunu görememenize şaşırdım. sergen'i yokladıkları falan yok. anlaşma önceden yapılmış. maç bittikten 30 saniye sonra candaş haber giriyor. karar önceden alınmış. maç bittikten 1 saat sonra atiba'nın sergen yalçın'ın ekibinde olduğunu söylüyorlar. ne ara konuşuldu, ne ara ikna edildi, ne ara bu planlama yapıldı? sergen'in yardımcılarının hepsinin boşta olması... zaten haftalar öncesinden ekibini topladığını yazıyor hesaplar. her şey çok açık. bu bir komplo teorisi değil, gözlerimizin önündeki bariz bir gerçek.